T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1664
Karar No : 2023/703
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/06/2020 tarih ve E:2017/4442, K:2020/2427 sayılı kararının, davacı tarafından esas yönünden, davalı idare tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı (görevden uzaklaştırma tarihinden itibaren) tüm mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine ve uğradığı zarara karşılık 1.000.000 TL maddi, 10.000.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/06/2020 tarih ve E:2017/4442, K:2020/2427 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılamasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, meslek stajı döneminde örgüt evinde kaldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı (görevden uzaklaştırma tarihinden itibaren) tüm mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 11/01/2019 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme imkanı bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği,
Dava konusu … tarih ve … sayılı karar nedeniyle uğranılan zarara karşılık 1.000.000 TL maddi ve 10.000.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden,
Davacının, 27/04/2018 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren dilekçe ile maddi ve manevi tazminat talebinden feragat ettiğinin görüldüğü,
Bu nedenle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık kalmadığından meslekten çıkarma kararı nedeniyle uğranılan zarara karşılık 1.000.000 TL maddi ve 10.000.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı (görevden uzaklaştırma tarihinden itibaren) tüm mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine, feragat nedeniyle konusu kalmayan davacının meslekten çıkarılması nedeniyle uğradığı zarara karşılık 1.000.000 TL maddi ve 10.000.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği; savunma hakkı tanınmadığı; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; işlemin sivil ölüm oluşturduğu; ceza hukuku anlamında bir suçlama ve ceza niteliğinde bir işlem bulunması sebebiyle ceza hukuku güvencelerinin olaya uygulanması gerektiği; söz konusu örgüt Yargıtayın 2008 tarihli kararı ile terör örgütü olarak nitelendirilmediği için bu çerçevedeki faaliyetlerin suçlamaya dayanak yapılamayacağı; aksi durumun temel hukuk ilkelerini ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği; 2016 yılından önce bu örgütün terör örgütü olduğuna dair bir yargı kararı bulunmadığı; bu sebeple böyle bir oluşumla bağları gösteren yasal faaliyetlerin herhangi bir yaptırıma dayanak oluşturamayacağı; çekişmeli yargılama çerçevesinde tetkik hâkiminin düşüncesinin tarafına tebliğ edilmesi gerektiği; Savcılık düşüncesinin temel haklarını ihlal ettiği ve bu görüşteki iddiaların gerçek dışı olduğu; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin öngörülebilir ve ulaşılabilir olmadığı, muğlak ifadeler içerdiği ve işleme dayanak olamayacağı; suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği; ceza hukukunun temel ilkelerinin idari alanda da uygulanması gerektiği; darbe teşebbüsü iddiasının bağımsız ve tarafsız bir mahkemede adil bir yargılama ile karara bağlanmadığı; her darbe teşebbüsünün terör örgütü suçu olmayacağı; bu girişimin kimler tarafından organize edildiğinin ortaya çıkarılması gerektiği; olağanüstü hal döneminde alınan tedbirlerin bu süreçle sınırlı olarak uygulanabileceği, kalıcı ve sürekli tedbirler alınamayacağı; soruşturma yapılmaksızın ve somut bir delile dayanılmaksızın işlem tesis edildiği; Dairenin kararında atıf yapılan Yargıtay kararının hukuka uygun olmadığı; Daire kararında kendisiyle ilgili olmayan hususlara yer verildiği; tanık Ç.K.'nin ceza yargılamasındaki ifadesinin dikkate alınmadığı; işlemin Dairece yanlış nitelendirilerek tedbir olarak görüldüğü, oysa cezalandırma niteliği taşıdığı; gösterilen delillerin 2016 yılından öncesine ait olduğu; sonradan getirilen delillerin hükme esas alınamayacağı; tanık ifadelerinin özgür iradeye dayanmadığı ve hukuka aykırı delil olduğu; tanıklıklarının güvenilir olmadığı; tanık K.A.'nın akıl rahatsızlığı bulunduğu; tanık A.B.'nin lehine ifade verdiği; diğer tanığın da kendisinin örgüt tarafından dışlandığını belirttiği; geçmişte bazı dini sohbetlere katılmış olmanın herhangi bir suçun işlenmesine yol açtığının gösterilmediği; aynı suçtan iki kere yargılandığı; iddia edilen fillerin tümünün 2016 öncesine ait olduğu ve hiçbirinin terör örgütü ile bağlantısını ispat etmediği; sadakat yükümlülüğünün işlemde belirtilen bir husus olmadığı ve bu yükümlülüğünü ihlal etmediği; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin temel haklara müdahale için dayanak yapılamayacağı; kendisine atfedilen tüm delillerin ihraç kararından sonra toplandığı; bu karardan önce toplanmış herhangi bir somut delil bulunmadığı; işlemin ölçülülük ilkesine uygun olmadığı; bir kamu görevlisinin yükümlülüklerinin, temel haklarının özüne dokunmamak kaydıyla öngörülebileceği; milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulması gerektiği; çekirdek haklarına müdahale edildiği; özel hayata saygı ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği; Danıştayın bağımsız ve tarafsız olmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Daire kararında manevi tazminat istemi yönünden idareleri lehine ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemiş olması nedeniyle anılan kararın lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği; davacı tarafından manevi tazminat talebinde bulunulduğundan ve bu istemi diğer istemleriyle birlikte reddedildiğinden ilgili Tarife uyarınca ayrı bir vekalet ücretine hükmedilebilmesi yönünden şartların gerçekleştiği; karar tarihinde yürürlükte bulunan Tarife'ye aykırı bir şekilde sadece bir vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın esası yönünden usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacının temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/06/2020 tarih ve E:2017/4442, K:2020/2427 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.