T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1705
Karar No : 2023/2880
DAVACI : ...
DAVALILAR : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : ...
3- ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü emrinde komiser olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinde yer alan "Görevli olmaksızın siyasi amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürüyüşlerine katılmak" hükmünün, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 02/02/2016 günlü, 1746 sayılı Genelgesi'nin (EGM Genelge No:2016/7, Bakanlık Genelge No:2016/3) iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Bireysel İşlem Yönünden: Davacı, polis akademisinden 2008 yılında komiser yardımcısı olarak mezun olduğunu, 2008-2011 yıllları arasında İstihbarat Daire Başkanlığında görev yaptığını, 2011 yılında Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü emrine atandığını, 12/05/2014 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeden istihbarat branşından çıkarıldığını, istihbarat hizmetlerinde çalıştığı süre içerisinde bir çok kez maaş taltifi ile ödüllendirildiğini, başarı ve üstün başarı belgeleri aldığını, meslek hayatı boyunca sicil ve performans notlarının çok iyi ve iyi olarak verildiğini, Şanlıurfa İstihbarat Şube Müdürlüğünde daha önceki yıllarda görev yapmış 14 emniyet mensubu hakkında 05/01/2015 tarihinde usulsüz dinleme iddialarıyla gözaltına alma işlemi yapıldığını, bahse konu kişiler ile 2-3 yıl aynı şubede görev yaptığını, gözaltına alınan başkomiser ...'nün şark görevi bittiğinden dolayı Ankara’da görev yaparken operasyon yapılınca Şanıurfa’ya getirildiğini, bu sebeple ailesinin de Şanlıurfa’ya geldiğini, bahsi geçen kişilerle daha önceden tanıştıklarından onlara evini açtığını ve onları misafir ettiğini, 07/01/2015 tarihinde öğle sıralarında başkomiserin yakınlarını muhtemel tutukluluk kararı öncesinde son bir defa görme istekleri nedeniyle kendi aracıyla adliyeye götürdüğünü, bir ihtiyaçları olabileceği düşüncesiyle adliyeden ayrılmadığını, bu süre içerisinde eylem yapan kalabalığın içerisine kesinlikle katılmadığını, hava soğuk olduğu için adliye girişinde koruma şube grup amiri odasında beklediğini, saat 17:00’de mesainin bitmesi nedeniyle dışarı çıkmasının istendiğini, dışarıda beklerken yine eylem yapan grubun içerisine girmediğini, saat 21:00 sıralarında Başkomiser ...'nün de aralarında bulunduğu üç kişinin tutuklandığı ve diğer kişilerin serbest kaldığının açıklandığını, serbest kalan mesai arkadaşlarına geçmiş olsun dileklerini ilettiği sırada eylem yapan grup ile arasında 20-30 metre mesafe olduğu halde güvenlik şube müdürlüğü görevlileri tarafından görüntü alındığını ve sanki eylem içerisindeymiş gibi işlem yapıldığını, yapmış olduğu tek eylemin serbest kalan meslektaşlarına sarılmak ve onlara geçmiş olsun dileklerini iletmek olduğunu, bu fiillerin kesinlikle gösteri eylemi veya siyasal eylem kapsamında değerlendirilmeyeceğini, soruşturma raporunda şahsıyla ilgili olarak sadece 14 saniyelik bir videonun olduğunu, bu video görüntüsünden yola çıkılarak muğlak ifadeler içeren eksik olarak hazırlanmış iki sayfalık tutanak ile mesleğinin elinden alındığını, toplanmasını istediği delillerin toplanmadığını,
Dava konusu işlemle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, eyleme katıldığı iddiasının tek somut delilinin gözaltından serbest kalan eski mesai arkadaşlarına sarılarak geçmiş olsun dileklerini ilettiği video olduğunu, bu görüntü eylem olarak değerlendirilmekteyse gözaltından serbest kalan polis memurlarının da dosyada şüpheli olarak yer alması gerektiğini, komiser yardımcıları ... ve ... ile polis memurları ... ve ... hakkında Tüzük’ün 6/B-5 madesi uyarınca altı ay kısa süreli durdurma cezası verilirken, haklarındaki tüm iddialar aynı olmasına rağmen kendisi hakkında meslekten çıkarma cezası verilmesinin eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu,
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 15. maddesi gereğince bir alt derece ceza verilebilecekken bu hükmün uygulanmadığını, Danıştayın yerleşik içtihatları gereğince bir alt derece cezanın eşitlik ve hakkaniyet gereği uygulanması gerektiğini, soruşturma kapsamında hiçbir irtibatının bulunmadığı şahısların eylem ve sloganlarından sorumlu tutulduğunu, suç ve cezaların şahsiliği prensibi gereği başkalarının eylemlerinden sorumlu olmaması gerektiğini, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı olan Kanun’un ilgili maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, bu Disiplin Tüzüğü’ne dayanılarak verilen cezaların kanunsuz olduğunu,
Adliyeye gitme nedeninin misafir ettiği aileye yardım etmek olduğunu, herhangi bir eylem, basın açıklaması veya gösteriye katılmak kastıyla adliyeye gitmediğini, saatlerce süren eyleme 21:10-21:12 saatleri arasında yalnızca iki dakika katıldığının iddia edildiğini ve bu iddia ile hakkında meslekten çıkarma cezasının verildiğini, söz konusu eylemin görüntülerinin polisler tarafından saatlerce çekildiğini, bu görüntülerde eylem yapan grubun içerisinde yer almaması ve adliye binasından çıkarılıncaya kadar bina içerisinde beklemesinin eyleme katılma kastıyla hareket etmediğinin ispatı olduğunu, bu iddianın aksini ispatlayacak herhangi bir delilin de dosyada mevcut olmadığını, işlemin ölçülülük ilkesine de aykırı olduğunu,
Yapılan eylem ve eylemcilerle fiili bir irtibatı olmasa da söz konusu eylemin siyasal amaçlı bir toplantı olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zira bu etkinliğin herhangi bir siyasi partinin miting, eylem veya etkinliği olmadığını, yorum yoluyla eyleme siyasi nitelik kazandırılmak istenmesinin ve bunun üzerinden memuriyetinin sonlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, hakkındaki isnatların soyut ve genel olduğunu, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinin iptali istemi yönünden: Davacı, Tüzük’ün 8/31. maddesinde yer alan “Görevli olmaksızın siyasal amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürüyüşlerine katılmak” şeklindeki hükmün kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, Anayasa’nın 128. maddesi gereğince kamu görevlilerinin özlük haklarının ancak kanunla düzenlenebileceğini, iptal talebine konu düzenlemenin uygulayıcılara çok geniş bir takdir yetkisi verdiğini,
Anayasa Mahkemesince, suçta kanunilik ve kanuni düzenleme ilkelerine aykırılığı nedeniyle Disiplin Tüzüğü’ne dayanak oluşturan Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 83. maddesinin iptaline karar verildiğini, bu nedenle hem Tüzük hükmünün hem de hakkında verilen meslekten çıkarma cezasının dayanağının kalmaması sebebiyle anılan hükmün iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 02/02/2016 günlü, EGM Genelge No:2016/7 Bakanlık Genelge No: 2016/3 sayılı Genelgesi’nin iptali istemi yönünden: Davaya konu edilen Genelge’nin, hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve yasalara aykırı yazılı emirler içerdiğini, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplin suç ve cezalarının tek tek sayıldığını, özel yasa olan Emniyet Teşkilat Kanunu’na göre disiplin cezası verilemeyen hallerde aynı Yasa'nın 4. ve 36. maddelerine göre emniyet hizmetleri sınıfında memur olan emniyet teşkilatı personeli hakkında Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin doğrudan uygulanmasının hukuken mümkün olduğunu, 657 sayılı Yasa’nın 124 ila 136 maddeleri arasında yer alan disiplin hükümlerinin uygulanmasının önünde hiçbir hukuki engel bulunmazken bu durumun gözetilmeyip Anayasa'ya aykırlığı açıkça tespit edilmiş Tüzük hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi yönünde Genelge çıkarılmasının hukuken kabul edilemez olduğunu ileri sürmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :
07/01/2015 tarihinde Şanlıurfa adliye binası bahçesinde “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, suç uydurma, iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi..” iddialarıyla Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada 14 emniyet mensubunun göz altına alınmasını ve Cumhuriyet Başsavcılığına sevkini protesto etmek amacıyla, 11:10-21:40 saatleri arasında ... Sendikası, ... Sendikası mensupları ve gözaltına alınan kişilerin ailelerinin katılımıyla düzenlenen siyasal amaçlı açık yer toplantısına davacının içlerinde bulunduğu bir kısım emniyet personelinin görevli olmaksızın katıldıklarının tespiti üzerine başlatılan soruşturmada, 130 kişilik grubun 14:50 ve 15:40 saatleri arasında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı olarak açık hava toplantısı düzenledikleri, ... isimli şahsın katılanlara megafon ile “Hırsızlara cesaret, polislere nezaret, tiran bizi alsana, hırsız var, tirana değil Devlete hizmet, Nemruta boyun eğmeyeceğiz, Reza'ya sefa polislere ceza, haram lokma yemedik, Allah var gam yok, hırsızlara selam hizmete devam, teşekkürler ..., teşekkürler ... Parti, Nemrutun izin verdiği sürece özgürsün, terör örgütü suçlamasını sahiplerine aynen iade ediyorum” şeklinde siyasi içerikli sloganlar atıldığının ve dövizlerin açıldığının anlaşıldığı, katılımcılardan 1. Sınıf Emniyet Müdürü ....'nın katılanlara hitaben siyasi basın açıklaması yaptığı, topluluğun adliye bahçesini boşaltmaları şifahen söylenmesine rağmen 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na aykırı olan açık hava toplantılarına devam ettikleri, yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili olarak hakkında disiplin soruşturması yapılan emniyet mensuplarının savcılık ve mahkemedeki sorgularının yapıldığı esnada da protesto eylemlerinin devam ettiği ve katılanların “Saray burada adalet nerede, hırsızlar bitmez Allah zayi etmez, paralel bahane hırsızlık şahane, Türkiye sizinle gurur duyuyor, yiğitler burada hırsızlar nerede” şeklinde siyasi sloganlar attıkları, grubun içindeki bazı kişilerin “dosyalar boş başka kapıya koş, terör örgütü suçlamasını sahiplerine aynen iade ediyorum, yeni Türkiye tek Türkiye’den korkma titre, Nemrut’un zulmüne Eyyüp’ün sabrı, balıklı gölde yangın var, Nemrut’un ateşine su dökmeye geldi, böyle bir kara sevda kara toprakta biter, tehditler bizi yıldıramaz, Yezidi’ye boyun eğmeyeceğiz” ibareli dövizler taşıdıklarının anlaşıldığı, gözaltına alınanlardan mahkemece yapılan sorgularının ardından serbest bırakılan emniyet mensuplarının protesto eylemlerine katılanların olduğu bölüme gelerek basın açıklaması yaptıkları, dershane müdürlüğü, dershane müdür yardımcılığı, işçilik, müteahhitlik ve belletmenlik yapan şahıslarca hiç tanımadıkları emniyet mensuplarına destek olmak amacıyla hafta içine denk gelen salı ve çarşamba günlerinde neredeyse tam gün eyleme katılınması ve Türkiye’nin güncel siyasi olaylarının özelliklerini ihtiva eder şekilde siyasal içerikli döviz ve pankart taşınması, siyasal içerikli sloganların atılmasının söz konusu olayın tamamen siyasal saiklerle düzenlendiğini kanıtladığı, davacı hakkında aktif eğitim sendikası, pak iletişim sendikası mensupları ve gözaltına alınan kişilerin aileleriyle birlikte hareket ederek yasa dışı protesto ve siyasal amaçlı açık yer toplantısına görevli olmaksızın katılarak destek verdiği, yapmış olduğu bu davranışla “görevli olmaksızın siyasal amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürütüşlerine katılmak suçunu işlediği sübuta erdiğinden Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/31. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine, suçun niteliği, işleniş biçimi ve mesleğin özelliği dikkate alındığından hakkında aynı Tüzük’ün 15. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca karar verildiği, disiplin soruşturmasının yargı kararlarındaki ilkelere uygun olarak başlatıldığı, yürütüldüğü ve sonuçlandırıldığı, disiplin soruşturma raporunda ve kurul kararında davacı ile ilgili cezanın hangi maddi olaya dayandığı konusunda objektif ve net bir değerlendirme yapıldığı, soruşturmanın her türlü şüphe ve tereddütten uzak objektif ve tarafsız esas ve usullere göre yürütüldüğü, ilgili kişilerin ifadelerinin ve hakkında disiplin soruşturması yapılan davacının savunmasının alındığı, disiplin soruşturmasının 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesinde belirtilen süreler içerisinde başlatılıp sonuçlandırıldığı, dava konusu işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacının; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işlemi ve İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 02/02/2016 günlü, 1746 sayılı Genelgesi'nin (EGM Genelge No:2016/7, Bakanlık Genelge No:2016/3) iptali istemi ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacı vekili, müvekkilinin, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesi gereğince "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve K:... sayılı işlemi ile işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinde yer alan "Görevli olmaksızın siyasi amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürüyüşlerine katılmak" hükmünün ve İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 2.2.2016 tarih ve 1746 sayılı Genelgesinin (EGM Genelge No:2016/7, Bakanlık Genelge No:2016/3) iptaline, işlem nedeniyle açıkta geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle tazminine karar verilmesini istemektedir.
Anayasa Mahkemesinin 13.1.2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23.1.2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılarak emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenmiş, bilahare bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun da 8.3.2018 günlü ve 30354 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, uygulama imkanı kalmayan dava konusu Tüzük hükmünün iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün yürürlükte olduğuna dair İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2.2.2016 tarih ve 2016/3-2016/7 sayılı Genelgesi'nin iptali istemine gelince;
Anayasa'nın işlem tarihindeki şekliyle 153. maddesinde, "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.." hükmü yer almıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin 29.1.2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13.1.2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla, 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 1 (bir) yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
23.1.2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında da, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiş ve söz konusu düzenleme bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 1. fıkrası ile kanunlaşmıştır.
Anılan düzenlemeler dikkate alındığında, hiyerarşi ve disiplinin esas olduğu emniyet teşkilatında, uygulamadaki tereddütleri gidermek amacıyla yayımlanan ve verilmiş olan disiplin cezalarının hukuken geçerli olduğu ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği süre içinde Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin uygulanacağı yönünde açıklamalar içeren İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2.2.2016 tarih ve 2016/3-2016/7 sayılı Genelgede hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Davanın disiplin cezasına ilişkin kısmına gelince;
7068 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun hükümleri uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacıya atfedilen ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 78/31. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen "Görevli olmaksızın siyasi amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürüyüşlerine katılmak " fiili, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ve 7068 sayılı Kanunda yine meslekten çıkarma cezası öngörülen fiiller arasında sayılmıştır.
Buna göre, davacı fiilinin karşılığı olarak tespit edilen MESLEKTEN ÇIKARMA cezasının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün yukarıda gelişimi aktarılan hukuksal süreç dikkate alındığında, yasal dayanağı ile ilgili herhangi bir duraksama bulunmamakta, bu Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin işlemlerinin ise, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş olunacağı addolunarak, verilmiş idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kabul edilmiş bulunmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği sonuç ve kanatine varıldığından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davacının tazmini gereken parasal hakkı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/31. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer istemler yönünden ise; reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/05/2023 günü davacının gelmediği, davalılardan Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığını temsilen Hukuk Müşaviri ... ve Hukuk Müşaviri ... 'ın, Emniyet Genel Müdürlüğünü temsilen Av. ... 'ın geldiği, Danıştay Savcısı ... 'nın hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Davalılar vekillerine usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen taraf vekillerine son kez söz verilip, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY :
Komiser olarak görev yapan davacı, hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesi gereğince "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinde yer alan "Görevli olmaksızın siyasi amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürüyüşlerine katılmak" hükmünün, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 02/02/2016 günlü, 1746 sayılı Genelgesi'nin (EGM Genelge No:2016/7, Bakanlık Genelge No:2016/3) iptali ve yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinde yer alan; "Görevli olmaksızın siyasal amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürüyüşlerine katılmak" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "...disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin, düzenlenecek tüzükte belirlenmesini öngören itiraz konusu kural, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 'suçta kanunilik' ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan 'kanuni düzenleme' ilkesine aykırılık oluşturmaktadır." gerekçesiyle iptaline ve aynı kararda; iptal kararının, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anılan iptal kararı sonrasında 08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesiyle 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddelerinin yürürlükten kaldırılmıştır.
7068 sayılı Kanun'un "Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 8-6/s maddesinde de, "Siyasi partilerin yararına veya zararına çalışmak ya da siyasi eylemlerde bulunmak, görevli olmaksızın siyasal amaçla yapılacak açık veya kapalı yer toplantılarına ya da gösteri yürüyüşlerine katılmak" fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1- Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinin iptali istemi incelendiğinde;
Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.
3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.
23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla; davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
2- 02/02/2016 günlü, 1746 sayılı İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Genelgesi'nin iptali istemi incelendiğinde;
Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptalini öngören kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl süre ile yürürlüğe girmesinin ertelenmiş olmasıyla amaçlananlardan biri Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu doldurmak üzere yasama organına bir yıl süre verilmesi, bir diğeri de iptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin bir yıl süreyle yürürlükte kalmasının sağlanmasıdır.
Anayasa Mahkemesi kararının yalnızca iptal hükmü dikkate alınıp, bir yıl ertelenmesine ilişkin kısmının dikkate alınmaması hukuken kabul edilemez. Bu durumun, ülke iç güvenliğinden sorumlu olan ve denetimi ve disiplini de yaptığı vazife kadar önemli olan emniyet teşkilatının disiplin mevzuatı olmadan hareket etmesine ve kamu hizmetinin aksamasına sebep olacağı açıktır.
Dolayısıyla kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek hukuksal bir boşluğun doğmamasını teminen getirilen bu sürenin yalnızca yasama organına yönelik olduğunun kabulü, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihin ayrıca belirlenmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına ve Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı kuralına aykırılık teşkil edecektir.
Aksi yöndeki düşüncenin kabulü halinde, Anayasa'nın 153. maddesi hükümleri ihlal edilecek ve hukuki boşluğa sebebiyet verilecektir. Bu durum ise, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının, Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih ile kararın yürürlüğe gireceği tarih arasında idarece disipline aykırı eylemlere karşı hiçbir disiplin cezası verilememesi ve daha önce verilip de henüz yargılama süreci devam eden tüm disiplin cezalarının da iptali sonucunu doğuracak, böylece, azımsanmayacak bir süreçte işlenen ve disiplin cezasını gerektiren tüm fiilerin yaptırımsız kalması sonucunu doğuracaktır.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı uyarınca kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya veya kararın yürürlüğe gireceği tarihe kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin yürürlükte olduğu hususu dikkate alındığında, bu süreçte emniyet teşkilatı personelinin disiplin işlemlerinde Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün uygulanmasına devam edilecektir.
Diğer taraftan, 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 günlü, 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı ve bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanun'un Geçici 1. maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 günlü, 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kurala bağlanmıştır.
Yukarıda aktarılan hukuki süreç ve açıklamalar dikkate alındığında, davacı hakkında uygulanan disiplin cezasının da dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı ile ilgili herhangi bir duraksama bulunmadığı, bu Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin cezalarının, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş kabul edileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğünün 02/02/2016 günlü, 56064-12012/1746 - EGM Genelge No:2016/7 - Bakanlık Genelge No:2016/3 sayılı dava konusu Genelgesi ile Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "suçta kanunilik" ilkesine ve Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan "kanuni düzenleme" ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği, aynı kararda iptal kararının, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülerek kanun koyucuya bir yıl içerisinde yeni bir düzenleme yapma imkanı verildiği, kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya veya iptal kararının yürürlüğe gireceği 29 Ocak 2017 tarihine kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre yapılan veya yapılacak olan işlemler ile uygulanan cezaların hukuka uygun olacağı belirtilmiş ve idari yargıda derdest olan disiplin cezaları dahil, bugüne kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümleri çerçevesinde verilen tüm disiplin cezalarının hukuken geçerli olduğunun, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının bu cezaları kapsamadığının, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının bir yıl sonra yürürlüğe gireceğinin, dolayısıyla Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin yeni bir kanuni düzenleme yapılıncaya veya iptal kararının yürürlüğe gireceği 29 Ocak 2017 tarihine kadar geçerli ve yürürlükte bulunacağının, bu süre içinde işlenmiş veya işlenecek eylem, tutum ve davranışlara veya Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin tatbik edileceğinin tüm emniyet teşkilatı personeline tebliğ edilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı iptal kararının bir yıl sonra yürürlüğe gireceğinin aynı kararda belirtilmesi üzerine, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerinin, iptal kararı uyarınca kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya veya iptal kararın yürürlüğe girmesi için öngörülen bir yıllık sürenin dolacağı tarihe kadar emniyet teşkilatı personeli hakkında uygulanmaya devam edileceği ve iptal kararı öncesinde anılan Tüzük uyarınca verilen disiplin cezalarının da Kanun Hükmünde Kararname ve Kanun hükümleri ile geçerliliğinin devam ettirildiği açık olduğundan, bu sürece yönelik emniyet teşkilatı personelinin bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanan ve yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ile açıklamalara aykırı bir hususun da yer almadığı dava konusu Genelge'de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3- Davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakları ile özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemi incelendiğinde;
Dava dosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünce yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan emniyet mensuplarının Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilmesini protesto etmek amacıyla 07/01/2015 günü Şanlıurfa Adliyesi önünde ve bahçesinde düzenlenen yasa dışı protesto eylemlerine katılan emniyet mensuplarına yönelik olarak yapılan disiplin soruşturması sonucunda, davacının adliye binası önünde bulunan ve slogan atan emniyet mensuplarının arasında bulunduğunun görüntü tespit tutanağı ile belirlendiğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında bulunan soruşturma raporu ve eklerinin değerlendirilmesinden, soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı esasına kayıtlı dava dosyasında adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, suçu ve suçluyu övme suçlarından yargılaması devam eden davacının, Şanlıurfa Adliyesi önünde siyasal amaçla yapılan açık hava toplantısına görevli olmadığı halde katılma eyleminin sübuta erdiği anlaşıldığından, görevli olmaksızın siyasi amaçla yapılacak açık ve kapalı yer toplantılarına, gösteri yürüyüşlerine katılmak suçunu işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
Diğer taraftan, uygulanma kabiliyetinin bulunmaması nedeniyle dava konusu Tüzük hükmünün iptali istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ise de bu husus, idarelerin doğrudan davada haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağından, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinin iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. 02/02/2016 günlü, 1746 sayılı İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Genelgesi'nin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakları ile özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemi yönüden DAVANIN REDDİNE,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, eksik yatırılan ...-TL posta ücretinin davacıya tamamlatılmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı davalar için belirlenen ... -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde esasta oybirliği, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/31. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzük'ün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin davanın tarafları arasında paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.