T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2021/1745
Karar No: 2023/2842
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):
1- …
2- …
3- …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri Av. … Hukuk Müşaviri Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar ve davalı idare tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, …'e kolunun kırılması nedeniyle götürüldüğü Sağlık Bakanlığı'na bağlı Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yanlış teşhis ve tedavi uygulandığından bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ... için 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, annesi ... için 25.000,00 TL manevi, babası ... için 25.000,00 TL manevi olmak üzere, toplam 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın 17/12/2008 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 10/03/2016 tarih ve E:2014/5674, K:2016/1586 sayılı bozma kararına uyularak, Adli Tıp Kurumu raporunda küçüğün tedavisine katılan hekimlerin eylemlerine tıbbi hata atfedilemediği ve sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu, davacılar tarafından yapılan itirazların raporu kusurlandırıcı nitelikte görülmediği, özel hastanede ameliyat olunması nedeniyle yapılan harcamalar dışında kalan maddi tazminat istemine ilişkin olarak, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası bulunmadığından tazminat istemlerinin karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı; davacının özel hastanede ameliyat olması nedeniyle yapılan harcamalara ilişkin talep edilen maddi tazminat ve olay nedeniyle talep edilen manevi tazminat istemi incelendiğinde, Dr. Abdurrrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde EMG ve renkli doppler yapılamıyor olması nedeniyle, hastanın başka bir merkeze yönlendirildiği ve sonuçlarını 14 gün sonra getirdiği, davalı idarece düzenlenen inceleme raporu ve müdahil doktor ifadelerinden açıkça, durumunun aciliyet arz etmesine rağmen anılan tetkiklerin yapılması için hastanın başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmediği, 14 gün sonra getirilen sonuçlar üzerine hastanın sevk edildiği hastanede ameliyatın yapılamaması nedeniyle, özel hastanede durumun aciliyetine binaen ameliyat olmak zorunda kalındığının anlaşıldığı, hastanın ivedi olarak EMG ve renkli doppler istenmesi ile EMG ve renkli doppler için hastanın başka bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesi birbirinden farklı olgular olup idarece olayda doğru hareket tarzının seçilmediği, komplikasyonla mücadelede davalı idarenin üzerine düşeni yapmadığı sonucuna varıldığı, davacıların özel hastanede ameliyat olmak zorunda kalmaları nedeniyle yapmış oldukları 6.098,52 TL harcamanın ve davacıların olay nedeniyle duydukları üzüntüden dolayı manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile özel hastanede ameliyat olmak zorunda kalmaları nedeniyle yapmış oldukları 6.098,52 TL harcamanın adli yargıda dava açma tarihi olan 11/05/2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı ... için 3.000,00TL, ... için 2.000,00 TL ve ... için de 2.000,00 TL olmak üzere toplam 7.000,00 TL manevi tazminatın adli yargıda dava açma tarihi olan 11/05/2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından; Bozma kararında belirtilen hususların açıklığa kavuşturulmadığı, raporlar arasında çelişki bulunmakta iken Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınmadan karar verildiği, maddi zararının eksik hesaplandığı, özel hastaneye ödenen ameliyat bedeli dışında da maddi zararının bulunduğu, özel kurumda 2 yıl fizik tedavi gördüğü, başka tedavi giderleri de bulunduğu, hasta dosyasının eksik sunulduğu, enstrüman çıkarılması operasyonuna ait tıbbi belgenin dosyada bulunmadığı, platinin çıkarılması esnasında sinirlerin koparıldığının ve sinir koparıldıktan sonra gerekli müdahale yapılmadığının dosya kapsamında sabit olduğu, iyileştiği iddiasının gerçeğe aykırı olduğu, işgücü kaybı raporu alınmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, uyuşmazlığa konu olayın açıklığa kavuşturulması için üniversite öğretim görevlilerinden teşekkül edecek bir heyetten rapor alınması gerektiği, manevi tazminat miktarının yetersiz takdir edildiği, davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücretinin fahiş olduğu iddialarıyla; davalı idare tarafından ise, uygulanan tedavide ağır hizmet kusuru oluşturacak ve idarenin tazminat ödemesini gerektirir herhangi bir hususun söz konusu olmadığı, dosyada bulunan raporlarda da olayda idarelerinin kusurunun bulunmadığının ortaya konulduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup; müdahil … ve davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davacıların maddi tazminata yönelik temyiz isteminin reddi, manevi tazminata yönelik temyiz isteminin kabulü; davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın maddi tazminata yönelik kısımının onanması, manevi tazminata yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı ...'in düşme sonucu kolunda oluşan kırık nedeniyle 01/11/2008 tarihinde başvurduğu Sağlık Bakanlığına bağlı Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, 05/11/2008 tarihinde koluna platin (3 adet K teli) takılmış, 15/12/2008 tarihinde anılan hastanede kolundaki platinler çıkarılmıştır.
Sonrasında, 26/01/2009 tarihinde hastaneye elinde şişlik, ağrı ile 2-3. parmak uçlarında patlama nedeniyle müracaat etmiş, nöro-vasküler bir araz olmasından şüphelenilerek EMG ve renkli doppler çekilmesi davacıdan istenilmiş, 10/02/2009 tarihinde dış merkezde çekilen EMG ve renkli doppler sonucu ile başvuran davacı tetkiklerinin incelenmesi sonucu el ve damar cerrahisi bölümü bulunan Ankara Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesine yönlendirilmiş, davacıların iddialarına göre çocuk cerrahisi uzmanı olmadığından bu hastanede müdahale edilememesi üzerine Özel … Hastanesine başvurulmuş, anılan hastanede 17/02/2009 tarihinde sinir lezyonu ameliyatı yapılmıştır.
Aktarılan süreç sonrasında davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat istemi ile Sağlık Bakanlığı aleyhine 11/05/2009 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasına kayıtlı dava açılmış, anılan Mahkemece yargı yolu nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 03/11/2009 tarihli kararın 21/12/2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine de, 25/12/2009 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.
Olayda davalı idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespiti için İdare Mahkemesince, Adli Tıp Kurumuna bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca dosyaya sunulan … tarih ve … sayılı raporda özetle; "...düşme sonucu sol humerus alt ucunda kırık meydana gelen hastaya 05/11/2008 tarihinde Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan operasyonun tıp kurallarına uygun olduğu, şikayetlerin başlama tarihi olarak bahsedilen aynı hastanede yapılan ilk ameliyatta yerleştirilen enstrumanın çıkarılması operasyonuna ait tıbbi belge olmadığı, fakat olayın cereyan etme şekline göre gelişen problemlerin enstrüman çıkarılması operasyonuna bağlı olabileceği ve bunun operasyonun beklenebilir bir komplikasyonu olarak yorumlandığı, ancak bu operasyona ait tıbbi belgeler gönderildiği takdirde kesin sonuç verilebileceği..." görüşüne yer verilmiştir.
Anılan rapor uyarınca İdare Mahkemesince, Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğinden, Dr. ... tarafından 17/12/2008 tarihinde ...'in kolundaki platinlerin çıkarılmasına ait tıbbi bilgi ve belgelerin ve buna ilişkin hasta dosyasının aslı veya onaylı örneği istenilmiş, davalı idarece gönderilen cevabi yazıda, bu tür ameliyatlarda kullanılan kırığı tespit materyalinin (platin) K (kirsher) teli olduğu, bu tellerin ameliyattan 3-6 hafta sonra poliklinik şartlarında çıkarılacağı, …'in K telleri (3 adet) 17/12/2008 tarihinde aynı ameliyatı olan diğer hastalarda olduğu gibi poliklinik şartlarında çekildiği, bahsedilen şikayetlerin bu tellerin çekilmesi sırasında olması beklenen bir komplikasyon olmadığı belirtilmiş, ancak tellerin çekilmesi işlemi ile ilgili tıbbı evrak gönderilmemiştir.
Dosyanın tekrar Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi üzerine, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda; "...düşme sonucu sol humerus alt ucunda kırık meydana gelen hastaya 05/11/2008 tarihinde yapılan operasyonun tıp kurallarına uygun olduğu, gelişen lezyonların bu ameliyatın bir komplikasyonu olduğu, kişinin kurulda 08/07/2011 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda, sol dirsek hareketlerinin tam olduğu ve atrofi (kas erimesi) olmadığı, 5. parmak adduksiyonu hafif kısıtlı olduğu dikkate alındığında gelişen mevcut komplikasyonların sekelsiz iyileşmiş olduğu anlaşılmakta olup idareye atfı kabil bir kusur bulunmadığı..." değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesi'nin bozma kararında belirtilen hususların aydınlatılması için İdare Mahkemesince Adli Tıp Kurumuna yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun … tarih ve … sayılı raporunda özetle; "...01/11/2008 tarihinde düşme nedeniyle başvurduğu Dr. Abdurrahman Yurtarslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde nörovasküler muayenesi doğal olan kişiye suprakondiler deplase kırık nedeniyle uygulanan kapalı redüksiyon ve uzun kol atel işleminin doğru olduğu, redüksiyon sonrası çekildiği anlaşılan grafilerin Kurumumuzda yapılan ineelenmesinde kırık redüksiyonunun yeterli olmaması nedeniyle küçüğe yatış verilerek 05/11/2008 tarihinde genel anestezi altında uygulanan kapalı redüksiyon ve kapalı pinleme ameliyatının endikasyon ve tekniğinin uygun olduğu, 06/11/2008 tarihinde ekstremite dolaşımı normal olan ve duyu defisiti olmayan kişinin taburcu edilmesinin uygun olduğu, aynı Hastanede 26/11/2008 tarihinde uygulanan alçı çıkarma ve 15/12/2008 tarihinde uygulanan pin çıkarma işlemlerinin uygun olduğu, K tellerinin ortopedi asistanı tarafından çıkarılabileceği, dosyaya ekli gönderilen radyolojik tetkiklerin ve 17/02/2009 tarihinde Özel … Merkezinde küçüğe uygulanan ameliyata ait olduğu bildirilen fotoğrafların Kurulumuzda yapılan incelemesinde küçükte bahsi geçen vasküler problemlerin geç dönemde oluştuğu, küçüğe K teli uygulaması ameliyatı veya K tellerinin çıkarılmasıyla ilişkili olmadığı kanaatine varıldığı, bazen bu tip kırıkların redüksiyonu sırasında vasküler yapıların kısmen kırık fragmanları arasında sıkışabileceği, sıkışma sonucu kan akımı tamamen kesilmediğinden ekstremitenin beslendiği, bu nedenle bulgu vermediği, iyileşme dokusu oluştukça vasküler geçişin engellenerek bulgu verebileceği, dava konusu olayda böyle bir durumun geliştiğinin düşünüldüğü, tüm bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde küçüğün tedavisine katılan hekimlerin eylemlerine tıbbi hata atfedilemeyeceği, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği..." görüş ve kanaatine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize Konu Kararın Maddi Tazminata Yönelik Kısmının İncelenmesi:
İdare ve vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Kararın Manevi Tazminata Yönelik Kısmının İncelenmesi:
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesinin değerlendirmelerinin yanında, ...'in koluna operasyon sırasında entegre edilen K telinin çıkarılmasına ilişkin bilgi ve belge istenilmesine rağmen davalı idarece anılan işleme yönelik tıbbi kayıt sunulmaması sebebiyle davacıların sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülmediği yönündeki endişeleri de dikkate alındığında İdare Mahkemesince davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, manevi tazminatın, amaç ve niteliği dikkate alınarak manevi tazminat istemlerinin tamamının kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığından temyize konu kararın manevi tazminata yönelik kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların maddi tazminata yönelik temyiz isteminin REDDİNE, manevi tazminata yönelik temyiz isteminin KABULÜNE,
2.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA, manevi tazminata yönelik kısmının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.