T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1794
Karar No : 2023/2881
DAVACI : …
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR :
1- …
2- … Bakanlığı
VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri … - Hukuk Müşaviri …
3- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinde yer alan "Dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak" fiilini işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun … günlü, K:… sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin iptali ve yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI:
Bireysel İşlem Yönünden: TİB-NOT programının, Kanuni Dinleme Modülünden (KDM) tamamen bağımsız, bu programa entegre edilemeyen ve aidiyet numarasına gerek kalmadan yetki verilen personelin sicil numarası ve şifresi ile girilip üzerinde adli dinleme kararı alınan hedef şahısların delil teşkil edebilecek telefon görüşmelerinin soruşturma biriminde çalışan personelin anlayacağı şekilde not olarak paylaşıldığı word ve excel programlarının karışımı basit bir ofis programı olduğu, bu programa her personele çalıştığı birimi ilgilendiren dosyaları görebilecek şekilde yetki tanımlaması yapıldığı, hiçbir büronun bir diğer büronun soruşturma dosyasını, hedef şahıslarını ve bilgi notlarını göremediği, hangi personelin hangi notu aldığı, hangi personelin hangi bilgi notunu okuduğunun kayıt altına alındığı son derece güvenli bir program olduğu, Mahkemece verilen dinleme kararındaki kişisel bilgiler haricinde bilgi girilmeden soruşturma bürosu ile teknik büro arasındaki iletişimin sağlandığı, bu programın şubeye zarar değil, aksine saymakla bitirilemeyecek faydalar sağladığı,
TİB-KDM üzerinden dinlenen seslerin TİB-NOT programında yer almadığı, programın en belirgin özelliğinin soruşturma ve teknik birimlere bilgileri süzmede ve soruşturma sürecinde elde edilen dinleme notlarına ulaşmada sağladığı kolaylıklar olduğu, TİB-NOT programına sadece KDM üzerinden yapılan dinleme içeriklerinde geçen ve takibi yapılan konu ile ilgili delil teşkil edebileceği düşünülen bilgilerin aktarıldığı, alınan notların tamamen Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla yürütülen soruşturma dosyasında değerlendirilecek polisiye çalışma notları olduğu, bunların hiçbir şekilde maddi yarar sağlama, başkalarına verme yahut ifşa etme amacıyla kullanılmadığı, tüm kayıtların Devlete kayıtlı demirbaş bilgisayar ve sunucularında bulunduğu, bu programın şubede kullanıldığı süre zarfında kapanmış herhangi bir soruşturma dosyasındaki hedef şahıs ya da bilgilerin bu program üzerinde bırakılmayarak kalıcı olarak silindiği, bilgi notlarının bulunduğu ve imaj yoluyla elde edildiği söylenilen bilgilerin ise kendisi şubeden ayrıldıktan sonra sonlandırılan soruşturmalar olduğu, soruşturma sonlanmadan bilgi imha etmenin ayrı bir suç olduğu,
TİB-NOT programı ile soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmesinin söz konusu olmayacağı gibi bu programın soruşturmanın gizliliğini koruyabilen en güvenli program olduğu, şubede görevli olmayan hiçbir personele programın şifresinin verilmediği, sorumluluğu bulunmayan hiçbir personele dosyalarla ilgili görmesi gerekenden daha fazla yetki verilmediği, dolayısıyla soruşturmaların gizliliğinin kesinlikle ihlal edilmediği, kendisi ile ilgili olarak, yürütülen soruşturmalarda yetkisiz kişilere dosya ve yazılı kağıtların veya örneklerinin verildiği hususunda doğrudan bir delil bulunmadığı, emniyet birimlerinde kullanılan bir programa dayanarak ve tamamen varsayımlar üzerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda verilen meslekten çıkarma cezasının açıkça hukuka aykırılık oluşturduğu,
TİB-NOT programındaki imha edilmesi gereken bilgilerin dosyalar sonlanmasına rağmen silinmediğinin iddia edildiği, bilirkişi raporundan çıkan soruşturma numaraları karşılaştırıldığında imha edilmesi gereken verinin olmadığının görüleceği, şubeden ayrılığı tarih olan 20/02/2014 tarihinde sistemi kalıcı olarak sildiğinin iddia edilmesine rağmen iddianın dayanaksız olduğu, zira bu sistemi silmek için günlerce uğraşmak gerektiği, sisteme en son giriş tarihinin 20/02/2014 tarihi olduğunun delillerle sabit olduğu, aynı gün şubeden ayrılması karşısında programı silmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca imaj sonucu elde edilen delillerden programın, kendisi şubeden ayrıldıktan sonra dahi 11/03/2014 tarihine kadar kullanıldığının anlaşıldığı,
Şüpheli olarak adli takibi yapılan hedeflerin yasal olmayan hiçbir bilgisinin kayıt altına alınmadığının ön inceleme raporundan anlaşıldığı, dava konusu işlemin maksat unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, yapılan işlemde kamu yararı gözetilmediği, TİB-NOT projesinin emniyet birimlerince 2008 yılından beri kullanıldığı ve zaruretten doğan bir proje olduğu, POLNET ortamında çalışması sebebiyle dışarıdan müdahalelere kapalı olduğu, 2009 yılında Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığında çalıştay yapılarak Türkiye genelindeki kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele şube müdürlükleri ve terörle mücadele şube müdürlüklerinin kullanımlarının sağlandığı, 2012 yılında bu programın geliştirildiği, sonrasında da bir üst versiyonu olan TİB-NET projesinin kullanılmaya başlandığı, TİB-NOT kullanan bir kısım personelin, not girişi yapıp, not okuduğu ortada iken bu kişiler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmadığı, kimi personel hakkında da ceza tayinine mahal olmadığı yönünde karar verildiği, bu durumun işlem tesis edilirken kamu yararının gözetilmediğine ilişkin en büyük karine olduğu, bu şekilde eşitlik ilkesine de aykırı davranıldığı,
Soruşturma sırasında yöneltilen suçlamaların TİB-NOT programının kullanılması, verilerin bu programa kaydedilmesi, imha edilmesi gerektiği halde verilerin imha edilmemesi gibi suçlamalar olduğu ve savunmasının da bu kapsamda alındığı, Disiplin Tüzüğü’nün 8/8. maddesinde yer alan “Dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek ve verilmesine göz yummak” hükmünde yer alan hususlarla ilgili herhangi bir suçlama yöneltilmediği gibi bu konuda savunmasının da alınmadığı; performans değerlendirme puanının çok iyi derecede olduğu, başarılı çalışmalarından dolayı çok sayıda taltif ve takdir ile ödüllendirildiği gözetildiğinde bir alt cezanın uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.
Düzenleyici İşlem Yönünden: Disiplin cezasına dayanak olan hükmün geniş yorumlanabilir şekilde ucu açık olarak kaleme alındığı, oysaki cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belirli olması gerektiği,
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 83. maddesinin 1. cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün de dayanaksız kaldığı, dolayısıyla Tüzük'ün 8. maddesi bakımından da iptal kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALI iDARELERİN SAVUNMASI: Ankara Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde TİB-NOT ismi verilen programın herhangi bir mevzuat ve idari düzenleme olmadan 2012-2014 yılları arasında kullanıldığı, bu uygulama çerçevesinde yaklaşık üç yüz adet bilgisayar ve ekipmanda mevzuat hükümlerine aykırı olarak işlem yapıldığının iddia edilmesi üzerine yapılan disiplin soruşturmasında; TİB-NOT yazılımının hukuki bir dayanağının olmadığı, POL-NET ağı üzerinden kullanıldığı, programın uygulamasının 20/02/2014 tarihinde teknik büro amir yardımcısı ve aynı zamanda söz konusu programın yöneticisi olan davacı tarafından, şubeden ayrıldığı tarih olan 20/02/2014 tarihinde resen kapatıldığı, daha sonra Terörle Mücadele Kanunu uygulaması sebebiyle tekrar kurulduğu; ancak uygulama yapılmadığının Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 20/05/2014 günlü yazısı ile bildirildiği; müfettişlerce yapılan araştırmalar neticesinde programın herhangi bir mevzuat hükmüne dayanmadan 2012-2014 yılları arasında kullanıldığı, üç yüz adet bilgisayar ve dijital ekipmanda bilgisayar programı ve kütüklerde silme, kayıt alma, kopyalama vb. eylem ve işlemler yapıldığı ve bu suretle ilgili büroda görevli olmayan kişilere şifre tanımlanarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. ve 137. maddelerine göre yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemlerinde elde edilen dinleme verilerinin saklanıp depolandığı ve bir arşiv haline getirildiği, böylece şubede kurulu TİB-NOT programına giriş imkanı sağlandığı ve gizli kalması gereken verilerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesine neden olunduğu, bu sayede POL-NET ana iletişim ağından şifre ve yetki verilen herkesin rahatlıkla adli verileri görebileceği, değiştirebileceği yahut veri alabileceği bir sistem oluşturulduğu, bu projenin kurulum ve kullanım aşamasında herhangi bir onay alınmadığı gibi projenin yasal bir dayanağının da bulunmadığı,
TİB KDM’den alınan verilerin, ara yüz programı olan TİB-NOT’a aktarılması ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından teknik takip yapan tüm birimlerde tanımlanan ve sadece teknik dinlemede kullanılabilen teknik adli takip bilgisayarlarının dışında TİB-NOT’a erişim imkanı olan POL-NET bağlantılı tüm bilgisayarlardan da TİB-NOT’un bulunduğu sunucu üzerinden adli verilere erişim sağlandığı,
Mevcut yasal düzenlemeler ile yazılı emre aykırı bir şekilde KDM bilgisayarlarına TİB-NOT isimli programın kurulduğu adli dinleme merkezi dışındaki bürolara dosya paylaşım yetkisi verildiği, yapılan dinlemeler neticesinde elde edilen kişisel bilgilerin depolandığı ve soruşturmalar sona ermesine rağmen imha edilmeyerek sunucuda saklanmaya devam ettiği,
TİB-NOT programının Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde (TEM) bulunan HP marka bilgisayar üzerine 2012 yılında İstanbul ilinden uzaktan erişim yoluyla kurulduğu, bu bilgisayarın arıza yapması üzerine DELL marka başka bir bilgisayarın sunucu bilgisayarı olarak kullanılmaya başlandığı, bu sunucu üzerinden admin tarafından yetki verilmek üzere programın diğer personelin kullanımına açıldığı, bu kullanımın teknik büro personeli ile de sınırlı kalmadığı, bahsi geçen sunucu bilgisayarın kullanımına Şubat 2014’te son verildiği; programın Şubat 2014’te geri döndürülemeyecek şekilde silindiği, silinen bilgiler geri döndürülmeye çalışılsa da silinen kayıtların büyük bir bölümüne ulaşılamadığı,
Davacının ifadesinde, TİB-NOT programının kurulması talimatını Büro Amiri H.Y.’den aldığını, bu çerçevede İstanbul Emniyet Müdürlüğünden M.S. ile görüştüğünü ve anılan programı iki polis memuru ile birlikte kurduklarını, dinlemelerin A, B, C ve D personeli tarafından görülmesi için kendisinin de program yöneticisi olarak yetki verdiğini, programı 2013 yılı ekim ayı sonlarına kadar yaklaşık 9-10 ay kadar kullandıklarını, bu dönemde RED HACK saldırısı nedeniyle programın çöktüğünü ve bir daha kullanamadıklarını söylediği, oysa ki uzman kişilerin ifadelerinde anılan saldırı ile TİB-NOT programının çökertilemeyeceğini, POLNET sistemi içerisinde çalışan bir program olduğundan dış müdahalelerin olamayacağını belirttikleri, davacının 20/02/2014 tarihinde şube görevinden ayrıldığı ve aynı gün TİB-NOT programını kapattığını belirttiklerinden söz konusu silme işleminin TEM personeli tarafından yapıldığının değerlendirildiği,
TEM Şubesi eski müdürü H.B.’nin dinlemelere ilişkin bilgilerin diğer bürolarca (A, B, C ve D) görülmesini sağlayan bir sistem olduğu şeklindeki beyanıyla da paylaşım yapıldığının açıkça beyan edildiği,
TEM Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru O.Ç.’nin ifadesinde programı yaklaşık olarak iki yıl süre ile kullandıklarını, TİB-NOT programının KDM'deki ses kayıtlarına ilişkin notların diğer personel ile paylaşılması programı olduğunu ve kendisinin davacı tarafından görevlendirildiğini, yapılan dinlemelerde hedef şahısların konuşmalarının kayda alındığı ve daha sonra tapesi yapılacak olan görüşmelerin dijital ortamda TİB-NOT programı sayesinde soruşturmacı bürolardaki personel ile paylaşıldığını beyan ettiği,
5271 sayılı CMK.’nın 135. maddesi kapsamında aidiyet numarası almış personel tarafından yapılan dinlemelerin çıkarılan tapelerinin veya notlarının söz konusu dinlemeye ilişkin dosyanın savcısı, amiri ve personeli ile sınırlı ve gizli kalması gerekirken, diğer bürolarda görevli personelin görmesinin sağlandığı,
Kanun ve yönetmeliklerde cumhuriyet savcısınca görevlendirilmesi zorunlu bulunan aidiyet numarası ile yetkilendirilmiş personel dışında herhangi bir POLNET kullanıcısı tarafından ulaşılabildiği, TİB-NOT programının kullanımında daha önceden aidiyet numarasına sahip kullanıcılar tarafından indirme işlemi yapılan ses dosyaları ile bu ses dosyalarının metin haline çevrildiği, tape kayıtlarını görerek kopyasını alabilmelerinin mümkün hale getirildiği; adli dinleme odalarındaki bilgisayarlara POL-NET bağlantısı haricinde bağlantı yapılamaması, bu bilgisayarlardan hiçbir surette internete bağlanılamaması, uzaktan erişim sağlayan programların kurulamaması, dosyalara paylaşım verilmemesi, gizliliğin ihlal edilmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasının genelgeye bağlanmasına rağmen bilirkişilerce yapılan tespitlerde Ankara TEM Şubede POL-NET ağı içindeki TİB-NOT programı üzerinden incelenen materyalde internet hareketlerinin tespit edildiği, sosyal paylaşım sitelerine giriş yapıldığı, toplam 214.853 adet internet browser hareketinin yapıldığının anlaşıldığı,
Bilirkişilerce TİB-NOT programının iki yöneticisinin, 73 kullanıcısının bulunduğunun tespit edildiği, 573 kişiye ait dinleme kaydının bulunduğu, bu verilere ulaşabilen çok sayıda kullanıcı olduğu, bahsi geçen bilgisayardan internet bağlantısının da yapıldığı, bu durumun sistemde güvenlik zaafiyeti oluşturduğu,
Davacının 02/08/2011-20/02/2014 tarihleri arasında şubede görev yaptığı, 10 gün içinde silinmesi gereken kayıtların bazı soruşturma dosyaları bakımından silinmediğinin anlaşıldığı, görev yaptığı dönemde defalarca TİB-NOT programını kullandığı, dinlemelere ilişkin kayıtları sakladığı, depoladığı ve arşiv oluşturduğu gibi admin olarak şifre tanımlamak suretiyle yetkisi olmayan personelin dinlemelere ilişkin kayıtları görmesini sağladığı, gizli kalması gereken verilerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesine sebep olduğu, Mahkeme tarafından verilen yetkinin aşıldığı, TİB-NOT’a erişim imkanı olan POL-NET bağlantılı tüm bilgisayarlardan TİB-NOT’un bulunduğu sunucu üzerinden adli verilere erişim sağlandığı savunulmaktadır.
Düzenleyici İşlem Yönünden: Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dayanağını teşkil eden Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 83. maddesinin 1. cümlesinin Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “suçta kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128/2. maddesinde yer alan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği, iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi nedeniyle iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin uygun görüldüğü, Tüzük hükümlerinin yeni bir kanuni düzenleme yapılıncaya, her hâlükârda 29/01/2017 tarihine kadar geçerli ve yürürlükte olduğu, bu süre içerisinde işlenen eylem, tutum ve davranışlara anılan Tüzük hükümlerinin uygulanacağının açık olduğu, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü yerine 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 1. maddesi gereğince Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re’sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu kanun hükmünde kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağının hükme bağlandığı, davacıya Tüzük hükümleri uyarınca verilen disiplin cezasının hukuken geçerli olduğu ve iptali talep edilen Tüzük hükmünün hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davacının; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinin iptali istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, "meslekten çıkarma" cezasıyla tecziyesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, K:… sayılı işleminin iptali istemi ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi isteminin ise reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Hakkında yapılan soruşturma sonucunda "dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/8. maddesi uyarınca davacının "Meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve K:… sayılı kararı ile bu kararın dayanağı Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin iptali, işlem nedeniyle yoksun kalınan mali ve özlük hakların yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 13.01.2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23.01.2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılarak emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenmiş, bilahare bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun da 08.03.2018 günlü ve 30354 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, uygulama imkanı kalmayan dava konusu Tüzük hükümlerinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirilmesinden davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan davacı tarafından geçmiş hizmetlerinin alt ceza uygulanmasında dikkate alınmadığı öne sürülmekte ise de, idareye bir derece hafif olan disiplin cezasını uygulamak konusunda takdir hakkı tanınmış olup, anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında, söz konusu yetkinin kullanılması açısından idarenin yargı kararıyla yönlendirilmesine veya takdir hakkına müdahale edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacının hukuka aykırı olmadığı saptanmış olan işleme dayalı maaş ve özlük haklarının ödenmesi isteminin de haklı dayanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, dava konusu işlemin iptali istemi ile yoksun kalınan maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/05/2023 günü davacıyı temsilen Av. …'nun, davalılardan Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığını temsilen Hukuk Müşaviri … ve Hukuk Müşaviri …'ın, Emniyet Genel Müdürlüğünü temsilen Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısı …'nın hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraf vekillerine usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraf vekillerine son kez söz verilip, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde TİB-NOT ismi verilen bilgisayar programının herhangi bir mevzuat ve idari düzenleme olmadan 2012-2014 yılları arasında kullanıldığı, bu uygulama çerçevesinde yaklaşık olarak üç yüz adet bilgisayar ve dijital ekipmanda mevzuat hükümlerine aykırı olarak işlem yapıldığının iddia edilmesi üzerine yapılan araştırmalar neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. ve 137. maddelerine göre yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemlerinde elde edilen dinleme verilerinin saklanıp depolandığı ve bir arşiv haline getirildiği, böylece Şubede kurulu TİB-NOT programına giriş imkanı sağlandığı ve gizli kalması gereken verilerin yetkisiz kişilerce öğrenilmesine neden olunduğu, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasında gizlilik esası olmasına rağmen gizlilik kurallarına uyulmayarak Polis Teşkilatının bulunduğu her yerde kurulu olan POL-NET ana iletişim ağından şifre ve yetki verilen görevlilerin rahatlıkla adli verileri görebileceği, değiştirebileceği ve veri alabileceği bir sistem oluşturulduğu, TİB-NOT projesinin kuruluşu aşamasında herhangi bir onay alınmadığı gibi bu programın yasal bir dayanağının da bulunmadığı, iletişimin tespiti ve dinlenmesine ilişkin işlemlerin ilgili mevzuatın öngördüğü şekilde gizlilik esasına dayalı olarak aidiyet numarasına tanımlanan mahkeme kararlarına göre yapılması gerekirken TİB-NOT'un kurulumunun yapılması ve bu programa POL-NET ana iletişim ağından girilmesinin mümkün olması nedeniyle haberleşmenin gizliliği ilkesine aykırı hareket edildiğinin tespit edilmesi üzerine davacının da içlerinde bulunduğu bir kısım emniyet mensubu hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda; Teknik Büro Amir Yardımcısı olan davacının, TİB-NOT programını teknik büroda görevli iki polis memuru ile birlikte kurduğu, aidiyet numarası almış personel tarafından yapılan dinlemelerin çıkarılan notlarının ilgili dosyanın savcısı, amiri ve personelinin bilgisi ile sınırlı kalması gerekirken, TİB-NOT program yetkilisi olan davacının A, B, C ve D bürolarında görevli personele şifre tanımlayarak anılan notların soruşturmacı bürolarda görevli personel tarafından görülmesini sağladığı, bu fiiliyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinde yer alan "Dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak" fiilini işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işlemi ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı, anılan işlem ile işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin iptali ve yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Davacı, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8. maddesinin tamamının iptalini talep etmekte ise de davacının menfaatini ihlal eden düzenlemenin anılan Tüzük'ün 8/8. maddesinde yer alan "Dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak" hükmü olduğu anlaşıldığından, düzenleyici işlemin iptali istemi bakımından bu hükme hasren inceleme yapılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinde yer alan; "Dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır..." hükmüne,
"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 8-6/d maddesinde de, "Hizmetle ilgili her türlü dosya, kayıt, resmi evrak veya belgeyi ya da örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak" fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinin iptali istemi incelendiğinde;
Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.
3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.
23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla; davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
2- Davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemi incelendiğinde;
Dava konusu meslekten çıkarma cezasına esas soruşturma raporu ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde Teknik Büro Amir Yardımcısı olarak görev yapmakta iken herhangi bir yasal dayanağı bulunmayan TİB-NOT programının görevli olduğu şubede kurulmasını sağladığı ve bu programın yöneticisi olduğu; adli dinlemeleri yapan aidiyet numaralı personelin bilgisayarında bulunan ve usulsüz bir şekilde TİB-NOT programına aktarılan dinlemelere ilişkin bilgilerin dosyanın savcısı, emniyet amiri ve personeli ile sınırlı ve gizli kalması gerekirken, dosya ile ilgili görevlendirmesi bulunmayan diğer soruşturmacı bürolarda görev yapan personele şifre tanımlamak suretiyle anılan gizli bilgilerin öğrenilmesine neden olma fiilini işlediği ve bu suretle yürütülen soruşturmaların gizliliğinin ihlal edilmesinde sorumluğunun bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, davacının üzerine atılı, dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek fiilini işlediği anlaşıldığından, anılan fiili nedeniyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
Diğer taraftan, uygulanma kabiliyetinin bulunmaması nedeniyle düzenleyici işlemin iptali istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ise de; bu husus idarelerin doğrudan davada haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacağından, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinin iptali istemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, K:... sayılı işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemi yönüden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı davalar için belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi sebebiyle tahsil edilemeyen …-TL posta giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde esasta oybirliği, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/8. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzük'ün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin davanın tarafları arasında paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.