T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1799
Karar No : 2022/3696
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2017/6452, K:2021/171 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 01/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2017/6452, K:2021/171 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları; 4. maddesinin ikinci fıkrası ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun 33. maddesinin birinci fıkrasında yer alan kurallar aktarılarak,
Davacının yeniden inceleme talebine ilişkin başvurusunu hangi tarihte yaptığına ilişkin dava dosyasında herhangi bir bilgi veya belgenin yer almaması nedeniyle 22/12/2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın davacıya tebliğ edilip edilmediğinin sorulmasına ve anılan kararın yeniden incelenmesi talebiyle davacı tarafından yapılan başvuruya ilişkin dilekçenin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği; söz konusu ara karara cevaben davalı idarece 04/02/2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan 02/02/2021 tarihli yazıda, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin 31/08/2016 tarihli kararın 03/09/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandığı ve ilgili kanun hükmü uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığının belirtildiği, anılan cevap ekinde sunulan, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı karara karşı yeniden inceleme talebiyle yaptığı başvurusuna dair dilekçesinin 23/09/2016 tarihli olduğunun görüldüğü,
6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, ilgililer hakkında tesis edilen meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin kararların Resmî Gazete’de yayımlandığı ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayıldığına ilişkin hükmün, bu tarihte ceza infaz kurumlarında bulunanlar bakımından, ilgili kamu otoritesi tarafından söz konusu kararlara erişim imkânı sağlanmak suretiyle uygulanabileceğinin kabulünün gerektiği; bahse konu kararlara erişimin sağlanmasından anlaşılması gerekenin ise, haklarında hukuki sonuç doğuran bu kararların ilgililer tarafından tüm unsurlarıyla (kararın dayandığı sebepler, kararın gerekçesi, başvuru mercii ve süresi) öğrenilmesine imkân tanınması olduğu; nitekim, meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen ilgililerin yeniden inceleme talepleri hakkında davalı idare tarafından tesis edilen benzer nitelikteki 31/12/2016 tarih ve 29935 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 29/12/2016 tarih ve 2016/446 sayılı karar incelendiğinde; ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen ve anılan kararın yayımı tarihinde Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde bulunan Z.A.U.'ya, kararın 29/08/2016 tarihinde (anılan kararın Resmî Gazetede yayımlandığı 25/08/2016 tarihinden sonraki bir tarihte) tebliğ edildiğinin görüldüğü ve bu durumun, bahse konu meslekten çıkarma işlemlerine tâbi tutulan kişilere, bu işlemlere erişim imkânının sağlanmasının davalı idare tarafından da gözetildiğini gösterdiği,
Bu bağlamda dava dosyasına ilişkin UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davacının 27/02/2017 tarihli karar ile tutuklandığı, diğer bir ifadeyle davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin 31/08/2016 tarihli kararın Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı 03/09/2016 tarihi itibarıyla davacının ceza infaz kurumunda bulunmadığı ve kendisine bu karara erişim imkânı sağlanması hususunda herhangi bir gerekliliğin söz konusu olmadığının anlaşıldığı,
Bu durumda, davacının meslekten kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin 31/08/2016 tarih ve 2016/428 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, 03/09/2016 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak davacıya tebliğ edilmiş sayılmasına rağmen, bu tarihi izleyen günden itibaren on günlük yasal süre geçtikten sonra, 23/09/2016 tarihinde yapılan yeniden inceleme talebinin süre yönünden reddine ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 01/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yargılamada usul kurallarına uyulmadığı, idareye sonsuz delil sunma hakkı tanındığı, bu delillerin dosyaya ne zaman girdiğinin dahi belli olmadığı, tarafına ek beyan hakkı tanınmasının yapılan usul hatalarını ortadan kaldırmadığı; delillerin işlemden sonra toplandığı ve hukuka uygun olarak değerlendirilmediği; ceza yargılamasındaki delillerin idare hukuku bakımından değerlendirilmeden kullanıldığı; olağanüstü hal ilanının hukuka uygun olmadığı; hukuki geçerliliği tartışmalı olan kanun hükmünde kararnameye dayanılarak tesis edilen işlemin hukuken sakat olduğu ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiği; olağanüstü hal sürecinden sonra sonuç doğuracak şekilde işlem tesis edilemeyeceği; temyiz edilen karara kadar Hâkimler ve Savcılar Kurulunun tüm kararları tebligat mevzuatına göre tebliğ edilmekte iken bir kanun hükmünde kararname hükmü ile bunun değiştirilerek Resmi Gazete'de ilanın tebligat yerine geçmesinin hukuka aykırı olduğu; uygulanagelen bir kuralın bir anda değiştirilmesinin ve bu değişikliğe göre ilgililerin Resmi Gazete'yi takip etmesinin beklenmesinin hukuki güvenlik ilkesine uygun olmadığı; bu düzenlemenin olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesiyle değiştirilmesinin de hukuka aykırı bulunduğu; disipline ilişkin gizli olması gereken bir kararın Resmi Gazete'de ilan edilmesinin ayrı bir hak ihlali olduğu; hukuka uygun bir tebligat yapılmadığı, ilanın tebliğ kabul edilmesinin hukuka uygun olmadığı; Dairece işin esasına girilmesi gerektiği; kararın hukukun temel ilkelerine uygun olmadığı; mahkemelerin güçlü olan devletten değil, zayıf olan bireyden yana olmaları icap ettiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2021 tarih ve E:2017/6452, K:2021/171 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.