T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1833
Karar No : 2023/746
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2020 tarih ve E:2017/5551, K:2020/5811 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2020 tarih ve E:2017/5551, K:2020/5811 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Konya Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No: … sayılı dosyasında ceza soruşturması açıldığı ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan soruşturmanın devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki beyanlar ile davacının kendi beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, savunma hakkı tanınmadığı, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği, dava konusu meslekten çıkarma kararının ceza hukuku anlamında bir suçlama ve ceza niteliğinde olması nedeniyle ceza hukuku güvencelerinin olaya uygulanması gerektiği, meslekten çıkarma kararının verildiği tarihte FETÖ'nün silahlı terör örgütü olduğuna dair herhangi bir yargı kararı bulunmadığından, silahlı terör örgütüne mensubiyet, irtibat ve iltisaktan da bahsedilemeyeceği, çekişmeli yargılama çerçevesinde tetkik hâkiminin düşüncesinin tarafına tebliğ edilmesi gerektiği, Savcılık görüşünün temel haklarını ihlal ettiği ve bu görüşteki iddiaların gerçek dışı olduğu, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin öngörülebilir ve ulaşılabilir olmadığı, muğlak ifadeler içerdiği ve işleme dayanak olamayacağı, suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği, ceza hukukunun temel ilkelerinin idari alanda da uygulanması gerektiği, olağanüstü hal döneminde alınan tedbirlerin bu süreçle sınırlı olarak uygulanabileceği, kalıcı ve sürekli tedbirler alınamayacağı, soruşturma yapılmaksızın ve somut bir delile dayanılmaksızın işlem tesis edildiği, Daire kararında kendisiyle ilgili olmayan hususlara yer verildiği ve bu hususların bazılarının işlemde de yer almadığı, bu durumun Dairenin tarafsızlığına gölge düşürdüğü, işlemin Dairece yanlış nitelendirilerek tedbir olarak görüldüğü, oysa cezalandırma niteliği taşıdığı, davalı idarece sunulan delillerin 2016 yılından öncesine ait olduğu, sonradan ortaya çıkan delillerin hükme esas alınamayacağı, Savcılıkta alınan beyanları ile tutuklama sorgu zaptındaki ifadesinin Daire kararına aynen yazıldığı, dava süresince davalı idareye verilen cevaplar yerine söz konusu beyanların karara yazılmasının sebebinin anlaşılamadığı, Daire kararının bu haliyle gerekçeden yoksun olduğu, tanık ifadelerinin özgür iradeye dayanmadığı ve hukuka aykırı delil olduğu, tanık B.K.'nin beyanlarının gerçeği yansıtmadığı ve iftira niteliğinde olduğu, diğer tanık E.K.'nin beyanlarında ise net bir olayın anlatılmadığı, seçim sonuçlarının sayımının yapıldığı salonda bulunmanın ihraç sebebi olamayacağı, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik hakkında herhangi bir somut delilin bulunmadığı, işlemin ölçülülük ilkesine uygun olmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulması gerektiği, çekirdek haklara müdahale edildiği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, masumiyet karinesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesinin, gerekçeli karar hakkının, çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:… , Karar No:… sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/12/2020 tarih ve E:2017/5551, K:2020/5811 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 12/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.