T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/18985
Karar No : 2023/4025
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… , K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; davacı şirketin kiracısı olduğu, Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, … Mahallesi, … yanı No: … adresinde bulunan restaurant olarak kullanılan işyerinden, davalı idarenin hukuka aykırı işlemiyle tahliye edilmesi nedeniyle uğradığı ileri sürülen 1000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla idarenin işlem tarihi olan 22/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:… , K:… sayılı kararıyla; davacı şirketin tahliye işlemi nedeniyle herhangi bir zararın oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa bunların hangilerinin tazmininin gerektiğinin tespiti için Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor sonucu; olayda davacının iddia ettiği gibi 22/01/2014 tarihli tahliye işleminden kaynaklı bir zararının bulunmadığı, gerçekleştiği belirtilen zararların ise ya bu tarihten önceki işlemler nedeniyle doğmuş olduğu ya da dava dışı şahıs/şahıslara ait olduğu, kaldı ki, dava dosyasında yer alan sözleşme ve protokol hükümlerinin değerlendirilmesinden; sözleşmede kiralanan alanda bulunan mevcut tesisler yanında ilgili kuruluşlardan müsaade alınmak suretiyle yapılan tesislerin akit süresi sonunda A.O.Ç. Müdürlüğüne bedelsiz bırakılacağının kararlaştırıldığı, yine davalı idare ile Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü arasında imzalanan 14/06/2012 tarihli Ek Protokolün 6. maddesinin (b) fıkrasına göre, davacı şirketin kullandığı yerin Protokolün imzalanmasından sonraki ayda davalı idareye teslim edildiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, davacı şirketin sözleşme sonunda kiralanan alanda bulunan mevcut tesisler ile ilgili kuruluşlardan müsaade alınmak suretiyle yapılan tesisler üzerinde hak iddia edemeyeceği, Protokolde intifa hakkının başlangıcının 01/01/2014 tarihi olarak öngörülmüş olması karşısında tahliye tarihi olan 22/01/2014 tarihinde davacı şirketin işlettiği tesisin bulunduğu alanın tasarrufunun davalı idareye ait olduğu, … İdare Mahkemesince daha önceki tahliye işlemleri hakkında verilen iptal kararlarının, tahliye istenilen tarih itibariyle davalı Belediyenin yetkisinin bulunmadığı gerekçesine dayandırıldığı anlaşılmış olup, tüm bu hususlar dikkate alındığında, davacı şirket tarafından işletilen tesisin 22/01/2014 tarihli işlemle tahliyesinde, davalı idareyi tazminatla yükümlü kılacak hizmet kusuruna ve davalı idarenin tahliye işleminden kaynaklanan bir zararın bulunmadığı sonucuna varıldığından, maddi tazminat isteminde hukuka uyarlık görülmediği, davacının manevi tazminat istemine gelince; davacının tahliye işlemi nedeniyle bir elem ve üzüntü duyduğu tartışmasız ise de; tahliyenin gerçekleşmesine kadar olan süreçteki gelişmeler karşısında; idarenin ağır hizmet kusurundan, davacının elem ve üzüntüsünün de idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığından söz edilemeyeceği gibi yargı kararı ile her iptal edilen işlemde idarenin hizmet kusurunun varlığının ve buna bağlı olarak da tazminat ödemekle yükümlü tutulmasının kabul edilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında, davacının anılan işlem nedeniyle idarenin hizmet kusurundan kaynaklı elem ve üzüntü duyduğundan söz edilemeyeceğinden, diğer bir ifadeyle yukarıda yer verilen manevi tazminat ödenmesi için gerekli şartlar oluşmadığından manevi tazminat isteminin de yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararıyla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunması nedeniyle, istinaf başvursunun reddine hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idarenin hukuka aykırı işlemi sonrasında 27/01/2014 tarihinde yapılan tahliye sonrasında banka tarafından, ipotekli alacakları için 19/02/2014 tarihinde takibe başlandığı, ipotekli taşınmazların sattırılarak kredi borçlarının tahsili yoluna gidildiği, bu nedenle bankadan çekilen kredilere yönelik olarak zararın doğduğu, şirket yetkilisi ...'e ait taşınmazların değerinin çok altında satılarak davacı şirkete ait borçların ödendiği, taşınmaz satışından elde edilen gelirin şirket borçları için harcandığı, davacı şirketin bu nedenle şirket yetkilisine borçlandığı, taşınmazın tahliye edilmesi nedeniyle birlikte iş yapılamaması nedeniyle kar elde edilemediği ve yoksun kalınan karında zararda dikkate alınması gerektiği, yine vergi borçları nedeniyle zararının bulunduğu, çalışan personelin haksız tahliye nedeniyle tazminatlarının ödenmek zorunda kalındığı, tahliye sonrasında başka eşyalarının zayi olduğu, şirket aleyhine tesis edilen gerek ruhsat gerek tahliye işlemlerine karşı açılan davaların kendileri lehine iptalle sonuçlandığı ve bu kararların kesinleşerek işlemlerin hukuksuz olduğunun ortaya konulduğu, yıllardır faaliyette olan köklü bir işletme olduğu, idarenin tesis ettiği işlemler nedeniyle ticari itibarının sarsıldığı manevi olarak zarara uğradığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Onuncu Dairesi tarafından verilen 26/10/2021 günlü, E:2019/11419, K:2021/5119 sayılı gönderme kararı ile Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ...Mahallesi, ...yanı No:...adresinde bulunan işyerinin davacı şirket tarafından lokanta olarak işletildiği, davacı şirkete ...tarihli ve ...sayılı ihtarname ile 31/12/2012 tarihinde kira sözleşmesinin biteceği ve bu tarih itibariyle işyerinin tahliye edilmesi gerektiğinin bildirildiği, işyerinin tahliye edilmemesi üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından işyerinin tahliye edilmesinin istenildiği ve 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi uyarınca tesis edilen Yenimahalle Kaymakamlığının ...tarih ve ...sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:...esas sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, bu karar üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının ...tarih ve ...sayılı işlemi ile davacıdan iş yerinin tahliyesinin istenildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada ise ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:...sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, anılan karar nedeniyle davacının söz konusu iş yerini tahliye etmesinin ...tarih ve ...sayılı işlemle istenildiği, davacı şirkete ait işyerinin, davalı idare tarafından 27/01/2014 tarihinde tahliyesi sonrasında, tahliye eyleminden kaynaklanan 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihi olan 22/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Dava dosyasının ve taraflar arasındaki diğer dava dosyaları UYAP sistemi üzerinden birlikte incelenmiştir.
- Mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği'ne ait Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, ...Ada ...parselde kayıtlı, 5300 m2'lik alarıda kurulu, 5.300 m2'lik alanda kurulu (716 m2 Lokanta, 72 m2 büfe, 45 m2 yazlık servis hazırlama yeri ve 4.467 m2 açık alan olmak üzere) işyerinin 30.01.2001 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü (AOÇ) tarafından davacı şirkete 01/01/2001-31/12/2001 tarihleri arası 1 yıl süre ile kiralanmıştır.
- 25/05/2011 günlü, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında imzalanan protokol ile A.O.Ç.'ye ait takriben 2.000 dönümlük arazinin kira ve intifa yoluyla anılan belediyeye devri kararlaştırılarak, 19/10/2011 günlü teslim alma tutanağı düzenlenmiştir.
- 1/10.000 ölçekli A.O.Ç. alanlarına ilişkin nazım imar planının 15 nolu plan notu kapsamında yeni açılacak yol ve kavşaklar ile metro güzergahına rastlayan taşınmazlara ilişkin A.O.Ç ile davalı belediye arasında, 09/09/2011 günlü Protokol imzalanmıştır.
- 14/02/2012 günlü Ek Protokolle ise aralarında dava konusu taşınmazın da bulunduğu, 1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı kapsamındaki toplam 365.858 m2 alanın, Hayvanat Bahçesi genişleme alanı olarak ilan edilerek sözkonusu alan üzerinde de 10 yıl süreyle Ankara Büyükşehir Belediyesine lehine intifa hakkı kurulması kararlaştırılmıştır.
- Ankara Büyükşehir Belediyesinin Kira İşleri Şube Müdürlüğü'nün, ...günlü, ...sayılı ihtarnamesi ile kira süresinin 31/12/2012 tarihinde sona ereceği ve bu tarihe değin kira bedelini taraflarına ödemeleri ve anılan tarihte işyerini tahliye etmeleri hususu davacı şirkete ihtar edilmiş;
- A.O.Ç'nin ...günlü, ...Yev. No'lu ihtarnamesi ile de yukarıda belirtilen protokoller uyarınca taşınmazın, davalı belediyeye kiralandığı ve 01/01/2014 tarihinde intifa hakkı düzenleneceğinden bahisle, davacıyla aktedilmiş olan, kira sözleşmesini yenilemeyecekleri ve 01/01/2013 tarihinde mecurun tahliye edilmesi, aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir.
- Anılan A.O.Ç'nin ...günlü, ...Yev. No'lu ihtarname uyarınca işyerinin tahliye edilmemesi üzerine, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının talebiyle, Yenimahalle Kaymakamlığının 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca tesis edilen ...günlü, ...sayılı işleminin iptali istemli davada; ...İdare Mahkemesince verilen ...günlü, E:..., K:...sayılı iptal kararı, kanun yolu aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
Davalı idare tarafında, ...İdare Mahkemesince esas karardan önce verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararı üzerine işyerinin tahliye edilmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediyesince tesis edilen ...günlü, ...sayılı işlem ise, ...İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin dayanağı olan yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin kararın hukuk aleminden kalktığı ve dayanağının kalmadığı gerekçesiyle ...günlü, E:..., K:...sayılı karar ile iptal edilmiş, bu karar kanun yolu aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin ...günlü, ...sayılı işlemiyle davacının tahliyesinin istenilmiş ve 27/01/2014 günü tahliyenin gerçekleştirilmiş; bu işlemin iptali istemiyle açılan davada ise; ...İdare Mahkemesi'nin ...günlü, E:..., K:...sayılı iptal kararının onanmasına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 24/12/2019 günlü, E:2016/7393, K:2019/10817 sayılı kararının düzeltilmesi istemi Danıştay İkinci Dairesinin 17/09/2021 günlü, E:2021/11479, K:2021/2740 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
- Öte yandan, dava konusu restaurant olarak kullanılan işyerinin, tahliyesini müteakiben, 28/01/2014 tarihinde yıkılması nedeniyle zarara uğranıldığından bahisle, yıkım eyleminden kaynaklanan, 1.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi zararın, idari eylem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemli davada; davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nce verilen ...günlü, E:..., K:...sayılı kararın, Danıştay Sekizinci Dairesinin E:2021/7594 sayılı dosyası kapsamında derdest olduğu;
- Aynı taşınmazın "içkili ve müzikli lokanta" faaliyet konulu işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilerek işletmenin faaliyetten men edilmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının ...günlü, ...sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, ...İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla, ilgili işletmenin tasarrufunun, Ankara Büyükşehir Belediyesine geçmediği bu nedenle de dava konusu alanda ruhsat iptaline yönelik işlem tesis edemeyeceğinden bahisle iptali yolundaki kararı Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/10/2014 günlü, E:2014/2494, K.2014/7233 sayılı kararıyla onandığı, Danıştay Onyedinci Dairesinin 26/10/2015 günlü, E:2015/9488 K: 2015/4303 sayılı kararıyla karar düzeltme istemi reddedilerek kararın kesinleştiği; idarenin bu ruhsat iptaline yönelik hukuka aykırı işlemi nedeniyle, işyerinin mühürlendiği 16/03/2013 tarihinden, tahliye adı altında işletmenin yıkıldığı 27/01/2014 tarihine değin kapalı kaldığı dönemde uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 1.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davanın maddi tazminat isteminin kabulü, manevi tazminat istemi yönünden 15.00,00 TL'lik kısmının kabulü ile fazlaya ilişkin 85.000,00 TL'lik kısmının reddi yolundaki ...İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:...sayılı kararın ise Dairemizin 05/07/2023 günlü, E:2021/10951, K:2023/3943 sayılı kararıyla manevi tazminata yönelik kısmının gerekçe değiştirilerek onanmasına, maddi tazminata ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
- Davacı tarafından büfe olarak kullanılan yere ilişkin iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptaline dair ...günlü, ...sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının işleminin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının Danıştay (Kapatılan) Onyedinci Dairesince bozulmuş, bozma kararına uyularak 17/11/2016 günlü, E:2016/3121, K:2016/3979 sayılı kararıyla bahsi geçen işlemin iptaline karar verilmesi üzerine, davacı şirketin, mezkur yargı kararıyla hukuka aykırılığı ortaya konulan işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi (miktar arttırımı sonucunda 592.592,00 TL'ye yükseltilmiştir) tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ...İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:...sayılı kararına karşı davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine ilişkin ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin ...günlü, E:..., K:...sayılı kararın ise, Dairemizin, 05/07/2023 günlü, E:2021/18877, K:2023/3944 sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında; '"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Genel anlamı ile idari yargıda tam yargı davaları, idarenin işlem ve faaliyetlerinden dolayı, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmelidir.
Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda idarenin, hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.
Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kuralı karşısında; alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği açıktır. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği ve bilirkişilerce düzenlenen raporun şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Davacının maddi tazminat istemi yönünden yapılan inceleme;
Davacı tarafından restaurant olarak işletilen işyeri nedeniyle açılan 30/05/2013 günlü kiracılığın tespiti davasında, ...Sulh Hukuk Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla; davacı ile davalı Atatürk Orman Çiftliği Genel Müdürlüğü arasında imzalanan 01/01/2001 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinin her yıl yenilenerek devam ettiği ve davacının 10 yıldan fazla bir süredir dava konusu yeri kiracı sıfatıyla kullandığı, Atatürk Orman Çiftliği Genel Müdürlüğünün davacıya gönderdiği ve 13/11/2012 tarihinde tebliğ edilen Ankara 18. Noterliğinin ...günlü ...sayılı ihtarname ile sözleşmenin 31/12/2012 tarihinde son bulacağı ve 01/01/2013 tarihinden itibaren yenilenmeyeceği, yerin tahliye ve teslim edilmesi gerektiğinin bildirildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 339 ve 347. maddeleri uyarınca 10 yıllık uzama süresi sonunda kiraya verenin, bu süreyi izleyen uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10 yılılk sürenin 31/12/2011 tarihinde bittiği, 01/01/2012 tarihinde uzadığı, uzayan dönemin 31/12/2012'de sona ereceği, bu halde kiraya veren tarafından yapılacak fesih bildiriminin süre bitiminden en az üç ay önce 30/09/2012 tarihine kadar yapılması gerekirken bu süre geçtikten sonra 13/11/2012 tarihinde yapıldığı , kira sözleşmesine konu yerin dava açıldıktan sonra İdarece yıkıldığı, ancak kiraya veren Atatürk Orman Çiftliği Genel Müdürlüğü tarafından yapılan fesih bildiriminin Borçlar Kanununun 347. maddesinde de öngörülen 3 aylık süreye riayet edilmeden yapıldığı, kira sözleşmesinin ifasının imkansız hale geldiği, davanın konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Atatürk Orman Çiftliği Genel Müdürlüğünün davacıya gönderdiği ve 13/11/2012 tarihinde tebliğ edilen fesih bildiriminin Borçlar Kanunu'nun 347. maddesinde de öngörülen 3 aylık süreye riayet edilmeden yapıldığından kira ilişkisinin devam ettiği ve yapılan son kira sözleşmesinden itibaren 1 yıl daha uzadığının kabulü gerekeceğinden, tahliye tarihinde devam eden kira ilişkisinin 31/12/2014 tarihinde sonlanacağı dikkate alındığında, tahliye işleminin gerçekleştiği 27/01/2014 ile kira ilişkisinin sona erdiği tarih olan 31/12/2014 tarihleri arasındaki dönemde işyerinin tahliye edilmesinden doğan zararın davacı tarafından istenebileceği açıktır.
Davacı tarafından, dava dilekçesi ile dava konusu işyerinin hukuka aykırı olarak tahliye edildiği 27/01/2014 gününden itibaren zarara uğradıklarını belirterek, tahliye nedeniyle yoksun kaldıkları kar ve fazlaca ödedikleri kredi borçları, haksız tahliye nedeniyle davacı şirketin çalışanların iş akdinin haklı nedenle sonlandırılmasından dolayı topluca ödedikleri işçi alacakları, vergi borçları ile davacı şirketin yetkilisi ve müteselsil kefiline ait bankaya ipotekli taşınmazların tahliye nedeniyle borçlarını zamanında ödeyememelerinden kaynaklı olarak icra yoluyla değerinin altında satılması ve tahliye esnasında bazı eşyalarının zayi olduğuna ilişkin zararlarının olduğu iddialarında bulunduğu görülmektedir. Bu durumda tahliye işleminin gerçekleştiği 27/01/2014 tarihi ile kira sözleşmesinin bitiş tarihi olan 31/12/2014 tarihleri arası dönemde doğan borçlar açısından yapılan inceleme;
1- Davacının borçlarını ödemediği gerekçesiyle başlatılan icra işlemleri, taşınmazın tahliyesinden sonra gerçekleşmiş ise de, bu borçlarının doğumunun tahliye işleminden öncesine dayandığı, tahliyeden kaynaklanan zarar var ise bu zararın doğumunun taşınmazın haksız tahliye edildiği tarihten itibaren tahliye işlemiyle illiyet bağı kurulan borçlar için kabul edilebileceği,
2- Gayrimenkullerin düşük bedelle satışından dolayı zarara uğradığına ilişkin iddiasının ise; tahliye işleminden kaynakladığının açıkça ortaya konulması tahliye işlemi sonrasında doğan bir borcun ödenmemesi nedeniyle satışların gerçekleştiğine ilişkin illiyet bağının somut olarak ortaya konulması gerektiği,
3- Davacının tahliye nedeniyle yoksun kalınan kar kaybının, geçmiş dönemlerdeki gelirleri de dikkate alınarak kira süresin dolduğu tarihe kadar bilirkişilerce hesaplanması gerektiği,
4- Davacının tahliye esnasında zayi olan eşyalarının bulunduğu iddiası yönünden ise uğranılan zararın somut olarak ortaya konulması gerektiği,
5- Tahliye nedeniyle işçilere tazminat ödenmek zorunda kalınmasından dolayı zararının bulunduğu iddiasının ise davacının çalıştırdığı işçilerin işyerinden ayrılması nedeniyle zorunlu olduğu ödemeler dışında, tahliye nedeniyle bu ödemelerin toplu olarak yapılmasından kaynaklanan bir gider varsa bunlarında somut olarak ortaya konulması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Restaurant olarak işletilen işyerinin tahliyesine ilişkin işlemlerin, yargı kararlarıyla hukuka aykırı olduğunun ortaya konulmuş olması karşısında; davacının bu nedenle doğan zararının, hizmet kusuru esasına dayalı olarak, idarece tazmin edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Mahkemece; davacının, zarar kalemi olarak ileri sürdüğü hususlara ilişkin, belgeler istenip dosya içeriğine eklenerek, dosyanın konusunda uzman bir bilirkişi heyetine sevki ile, dosya üzerinden ve davacının tazminat istemine ilişkin yukarıda işaret edilen diğer dava dosyalarındaki istem ve iddiaları da dikkate alınmak suretiyle, başka bir anlatımla mükerrer tazmine yol açılmayacak şekilde; zarar kalemlerinin, miktar ve dönem yönünden net şekilde hesaplanacağı bir bilirkişi raporu alınarak karar verilmesi gerekirken bu hususlara dikkat edilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan inceleme;
Manevi tazminat, meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı ve yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesi zorunlu hale getirmektedir. Bu anlamda; idarî işlem veya eylemin neden olduğu ticari itibar kaybının, gerçek ve tüzel kişiler bakımından tazmin edilmesi gereken manevi bir zarar olduğu açıktır.
Tüzel kişiler lehine manevi tazminata hükmedilirken piyasadaki konumları ve ekonomik durumları dikkate alınarak, olay nedeniyle piyasadaki konumlarının ve ticari itibarlarının sarsılması ile orantıyı ifade edecek, işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, hukuka aykırılığı Mahkeme kararıyla sabit görülen 27/01/2014 tarihli tahliye işleminin davacı şirketin muhtelif bankalardaki hesaplarına haciz konulması, şirket yetkilisine ait olsa taşınmazların icra yoluyla satılarak borçların ödenmesi yoluna gidilmesi, yine şirket çalışanlarının işverene karşı güven duygusunun sarsılması, davacının ticari itibarını zedelediği ve güvenirliğini azalttığı açıktır.
Öte yandan; tüzel kişiliğin saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların, manevi zarara yol açtığı kabul edilerek bu tür zararların tazmini gerektiği ve tüzel kişiler lehine manevi tazminata hükmedilirken piyasadaki konumları ve ekonomik durumları dikkate alınarak, olay nedeniyle piyasadaki konumlarının ve ticari itibarlarının sarsılması ile orantılı bir miktarın belirlenmesi gerektiği tabiidir.
Bu durumda, davacı şirketin söz konusu işlem nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık makûl bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesince verilen ...günlü, E:..., K:...sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/07/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.