T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1911
Karar No : 2023/3171
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü (E-Tebligat)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … -2- … Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, kanuni temsilcisi olduğu … Otomotiv İçecek ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına 2007 ve 2008 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı yurt dışında trafiğe tescil edilen ve bu suretle "eski" olduğu anlaşılan araçların ithalinin izne tabi olmasına rağmen, izin alınmadan ithal edildiğinden bahisle anılan şirket adına 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca eşyanın gümrüklenmiş değeri üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, "yeni" olarak beyan edilen uyuşmazlık konusu beyannameler muhteviyatı eşyaların, "eski" olduklarının tespit edildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca gümrüklenmiş değeri üzerinden para cezası kararı alınmış ise de, anılan maddenin 6455 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişik halinin, 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, cezalandırmaya konu fiilin gerçekleştiği tarihlerde, belgeye tabi eşyanın belgesiz olarak ithal edilmesi halini cezalandıran bir hükmün mevcut olmadığı, aksinin kabulünün "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesine aykırılık oluşturduğunun anlaşılması karşısında, … Otomotiv İçecek ve Gıda SanayiTicaret Limited Şirketi adına tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, diğer davacı …'ün salt kendisine tebliğ edilmesi nedeniyle menfaatinin zarar görmesi ve hakkında hukuki sonuç doğurması söz konusu olmayacağından, anılan işleme karşı kendi adına açılan işbu davada ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen ehliyet yönünden reddine, kısmen de işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kararın istinaf başvurusuna konu hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İzne tabi eşyayı izin almaksızın ithal etme eyleminin, gerçekleştiği tarih itibarıyla 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği, yapılan değişiklik ile sadece düzenlemenin yer aldığı Kanunun değiştiği, bu itibarla dava konusu işlemin kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırılık teşkil etmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/06/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Mahkemece, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan para cezasına ilişkin düzenlemenin ithalat tarihinde Gümrük Kanunu'nda bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara yönelik istinaf istemi ise reddedilmiştir.
İdari yaptırıma konu fiilin gerçekleştiği tarih gümrük beyannamesinin tescil tarihi olduğundan bu tarihte yürürlükte olan mevzuata baktığımızda, 31/03/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun “Suçlar ve Kabahatler” başlıklı 3. maddesinin 11. fıkrasında dava konusu fiil kabahat olarak düzenlenmiş ve idari yaptırım olarak gümrüklenmiş değerin iki katı tutarında idari para cezası verileceği, 14. maddesinde ise mülkiyetin kamuya geçirileceği düzenlenmiştir.
Bilahare bu düzenleme 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun'la 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda ve Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda yapılan değişiklik ile Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda yer alan kabahat fiili 4458 sayılı Gümrük Kanunu'na aktarılmıştır. 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 11. fıkrası 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine idari para cezası olarak “Vergi Kaybına Neden Olan İşlemlere Uygulanacak Cezalar” başlıklı ikinci bölümde yerini almıştır.
Fiilin gerçekleştiği tarihten sonra fiil ile ilgili mevcut kanuni düzenlemenin görev ve yetkili idareyi değiştiren bir kanun hükmünün nasıl uygulanacağı sorununun aydınlatılması gerekli iken eşyaya tabi idari yaptırım kararının fiilin gerçekleştiği tarihte 4458 sayılı Kanun'da bulunmaması sebebiyle iptali kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesi ile, yeterli hukuki araştırma yapılmadan verilmiş ve hukuka aykırı neticeye sebep olmuştur.
Zira fiil tarihinde suça konu fiil ve cezası Kanun'da yer almakta olup, yaptırımın uygulandığı tarihte ise gümrük idaresi görevli ve yetkili olup, 6455 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un değişikliği düzenleyen geçiş döneminde kabahatlere nasıl uygulanacağı da 64. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiş olmakla, bu düzenlemeye göre hüküm oluşturulmalıdır.
İdari yaptırım kararı fiilin işlendiği tarihte Kanunda yer almakla Gümrük Kanunu'nda bulunması zorunluluğundan bahsedilemeyecektir. Bu bağlamda, hukuki güvenlik ilkesi sağlanmış olduğundan ve fiilin gerçekleştiği tarihte de yürürlükte olan Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda aynı düzenleme yer aldığından "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesini ihlal etmeyecektir. Aksi düşünce kanun ile korunan hukuki yararın ortadan kalkmasına ve bu fiillerin cezasız kalmasına sebebiyet vereceğinden, temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulması gerektiğinden çoğunluk kararına katılmıyorum.