T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/2021
Karar No : 2023/3031
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- …Taşımacılık Lojistik Ticaret
Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
2- …Vergi Dairesi Başkanlığı
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
…
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura düzenlediğinden bahisle 2017/1 ila 12 dönemleri için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; dava konusu katma değer vergisi tarhiyatlarının dayanağını oluşturan 2017 yılı sahte fatura ticaretine ilişkin komisyon geliri nedeniyle yapılan cezalı kurumlar vergisi tarhiyatına karşı açılan davada Mahkemenin …tarihli ve E:…, K:…sayılı kısmen kabul, kısmen ret kararı ile cezalı kurumlar vergisi tarhiyatının onandığından, vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı raporda, davacı tarafından dava konusu dönemlerde beyan ve tahakkuk ettirilen ödenecek fiktif vergilerin, resen tarhı gereken vergilerin (ve bu tutar esas alınarak belirlenen vergi ziyaı cezalarının) hesabında dikkate alınmadığı gibi, beyan edilen vergilerin terkin edildiği yönünde herhangi bir öneri, iddia ve dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, davacı adına komisyon geliri nedeniyle yapılan tarhiyattan, davacı tarafından beyan edilen ödenecek vergiler düşülerek cezalı vergilendirmeye gidilmesi gerekirken, davalı idarece bu husus göz ardı edilerek gerçekleştirilen beyan edilen ödenecek katma değer vergilerine isabet eden kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek istinaf isteminin bu kısım yönünden kabulüyle dava konusu cezalı tarhiyatların, davacı tarafından beyan edilen ödenecek katma değer vergilerinin mahsubu suretiyle hesaplanacak kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından kararın bu kısmının kaldırılmasına ve bu kısım bakımından davacının istinaf isteminin kabulü ile davanın kabulüne, bu tutarları aşan kısımlara yönelik davacı istinaf isteminin reddine, davalı idarenin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : 2015, 2016, 2017 yıllarına ilişkin matrah artırımında bulunulduğu, bu husus göz ardı edilerek hakkında ceza tarh edildiği, matrah artırımı sonucunda oluşturulan taksitlerin süresinde ödendiği, matrah artırımında bulunduktan sonra incelemeye tabi tutulduğu, hakkında yapılan tarhiyatlar hukuki temelden yoksun ve yasal dayanağı bulunmadığından kararın aleyhe hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davacı hakkında usulüne uygun düzenlenen vergi tekniği raporuyla sahte belge düzenleyerek komisyon geliri elde ettiği hususunun açıkça ortaya konulduğu, usule ve yasaya uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın redde ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) fıkrasında; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu düzenlenmiş, 30. maddesinde; resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, maddenin vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı halleri düzenleyen bentleri arasında sayılan defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması ve de tutulması zorunlu olan defterlerin ve verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması halleri re'sen tarh sebebi olarak öngörülmüş, aynı Kanunun 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde de gerçek gelirin vergilendirileceği ilkesi öngörülerek matrahın, re'sen takdir yoluyla belirlenmesi gereken hallerde dahi gerçek gelire en yakın gelire ulaşılması amaçlanmıştır.
Mükellefler adına tarh edilecek vergilerin kesinleşmesi halinde daha önce beyan edilerek tahakkuk eden vergilerin terkin edilmesi, ödenmiş olması halinde ise tarh edilerek ödenmesi gereken vergiden mahsup edilmesi gerektiğinin tabii olduğu dikkate alındığında, davacı tarafından tarhiyat öncesinde beyan edilip tahakkuk eden verginin, tarh matrahı üzerinden hesaplanan dava konusu vergiden mahsup edilmemiş olmasının mükerrer vergilendirmeye yol açtığından söz edilemeyecektir.
Buna göre, davacı firma tarafından düzenlenen tüm faturaların sahte fatura niteliğinde olduğu hususunun açıkça ortaya konulduğu, düzenlemiş olduğu sahte faturaların beyan edilmiş olmasının bu faturaların gerçeği yansıttığına delil teşkil etmeyeceği, daha önce beyan edilip tahakkuk eden ve ödenen bir vergi bulunup bulunmadığı hususunda ayrı bir araştırma yapılmadığı dikkate alındığında, Vergi Dava Dairesi kararının üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin davacının beyan ettiği katma değer vergilerine isabet eden kısmına yönelik hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin davacının beyan ettiği katma değer vergilerine isabet eden kısmının oybirliğiyle BOZULMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının diğer kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
4.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve …TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
6. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 31/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.