T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2053
Karar No : 2023/494
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/02/2021 tarih ve E:2017/2486, K:2021/373 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ile 6749 sayılı Kanun'un 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/02/2021 tarih ve E:2017/2486, K:2021/373 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 6749 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılamasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, çocuklarını örgüte müzahir okullara gönderdiğine ve diğer hususlara yönelik ifade ile davacının bu ifadeye karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde daha önce bu yönde bir tecrübesi olmadığı halde yargıda kritik ve stratejik öneme sahip HSK Kurul Müfettişi olarak görevlendirilmesinin, diğer tespitler ve davacının kendi beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, meslekten ihraç kararlarına dayanak belgeler hiçbir şekilde tebliğ edilmediğinden, bu durumun yargı organları nezdindeki etkili başvuru ve adalete erişim haklarının kullanılmamasına neden olduğu, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, her ne kadar idarece itiraz aşamasında savunma için süre tanındığı ileri sürülmekte ise de anılan itirazın savunma hakkı kapsamında olmayıp 6087 sayılı Kanun'da öngörülen Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından verilen disipline konu işlemlere özgü itiraz yolu olduğu; uyuşmazlık konusu eylem 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesindeki meslekten çıkarma işlemi, yani disiplin işlemi niteliğinde olup disiplin hukuku kurallarının işletilmesi gerektiği; uyuşmazlığın, sadece kamu görevinden çıkarılma hususuyla ilgili olmayıp, aynı zamanda, hiçbir savunma hakkı tanınmadan (AY m. 129/2), uzun bir süre mahkemeye erişim hakkı engellenerek (AY m. 36 ve 129/3), masumiyet karinesi ihlal edilerek (AY m. 38/4 ve 15), idare hukuku alanında bir kişinin sahip olduğu en temel haklarından hiçbirine saygı gösterilmeden (AY m.38 - AİHS m. 5/3) ve bir daha kamu görevinde çalışamayacak (AY m. 15 ve 70) ve sivil ölüm oluşturur (AY m. 17 veya 20 - AİHS m. 3 veya 8) şekilde kamu görevinden çıkarılma cezasına ilişkin olduğu; meslekten ihraç kararını veren ve bu karara yönelik yeniden inceleme talebini reddeden HSK üyelerinin aynı kişiler olmaları nedeniyle, “tarafsızlık ilkesi”nin ihlal edildiği; makul sürede yargılanma hakkı dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; davalı idarece dava konusu işlemin tesisinde kendisine yönelik bireyselleştirme yapılmayarak AİHS 6. madde kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; aynı suçlamalara ilişkin olarak hakkında bir ceza kovuşturması mevcut iken, bu kovuşturmanın sonuçlanması beklenmeksizin hakkında ihraç kararı verilmesi ve Dairenin de bunu beklememesinin, disiplin hukukunun temel ilkelerine ve Danıştay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiği; dava konusu işlemle AİHS, Ek 7 Nolu Protokolün 4. maddesinde düzenlenen aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının ihlal edildiği; Dairece, tanığın kendisini tutuklulukta bulunduğu zor durumdan kurtarmak üzere verdiği beyanların doğruluğunun araştırılmadığı, yıllar öncesine dayalı soyut beyanların mutlak doğru olarak kabul edildiği, kabul etmemekle birlikte tanık beyanlarının 17-25 Aralık 2013 tarihi öncesine ait olması nedeniyle Yargıtay ve konu ile ilgili verilmiş mahkeme kararları uyarınca dikkate alınmaması gerektiği; Anayasa Mahkemesinin yapılan başvurularda kapatılan eğitim kurumuna çocuklarını göndermenin örgütsel bir faaliyet olarak değerlendirilmesinin ancak bunun terör örgütünden alınan bir talimat uyarınca gerçekleştiğinin ortaya konulması hâlinde mümkün olduğu değerlendirmesine rağmen, Daire kararında çocuğunu örgüte müzahir okula göndermiş olmasının soyut bir şekilde aleyhe gerekçe yapılmasının hukuka aykırı olduğu; kıdemi ve mesleki birikimi ile getirildiği görevin aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılamasının … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiği anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/02/2021 tarih ve E:2017/2486, K:2021/373 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 15/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.