T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2125
Karar No : 2023/545
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/57827, K:2020/4473 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/10/2020 tarih ve E:2016/57827, K:2020/4473 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği; Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının, diğer mahkemelerden farklı soruşturma ve kovuşturma usulleri uygulandığından "özel yetkili mahkemeler" olarak adlandırılan ve devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya, devlet sırlarına karşı işlenen suçlara, terör suçları gibi daha kapsamlı ve ağır ithamlar içeren suçlara ilişkin yargılamaların yapıldığı, özel yetkili bir ağır ceza mahkemesine FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde üye olarak görevlendirilmesinin, yukarıda yer verilen tanık beyanları ve diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanına itibar edilmeyerek anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, hukuka aykırı olarak gözaltına alındığı; hiçbir örgütle ilgisinin bulunmadığı; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu; dava konusu işlemden önce idari soruşturma yapılmadığı, atılı fiil ile ilgili olarak somut ve her türlü şüpheden uzak delil toplanmadığı; savunma hakkının kısıtlandığı; idari bir tasarrufla cezalandırıldığı; adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; suçlamaların somutlaştırılmadığı ve şahsileştirilmediği; suç ve cezaların şahsiliği, geriye yürümezliği ve kanuniliği ilkelerine aykırı hareket edildiği; olayda 2802 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği; işlem ile özel hayatına ve aile hayatına müdahale edildiği; meslekten çıkarma gibi çok ağır bir müeyyidenin somut bilgi ve belgelere dayandırılmadan tesis edildiği; gerek ceza soruşturmasında gerekse dava konusu işlemde hakkında en ufak bir suç ve delil emaresine rastlanmadığı; meslek hayatı boyunca hukuka uygun hareket ettiği; işlem tesis edilirken disiplin soruşturması yapılması gerektiği, ancak böyle yapılmayarak hukuka, mevzuata, ölçülülük ve hakkaniyet ilkelerine aykırı davranıldığı; tanık beyanlarının somut hiçbir bilgiye dayanmadığı; tanık A.Ş.'nin beyanında örgüt üyeliğiyle ilgili somut bir delil veya fiilden bahsedilmediği, kanaate ve duyumlara dayanıldığı, tanıkla tanışıklıklarının olmadığı, bunu ceza yargılamasında belirttiği, buna rağmen kendisinin sicil numarasını hatırlamasının mümkün olmadığı, lehine olan ceza mahkemesindeki beyanlarının değerlendirilmediği, bu ifadenin örgüt ile irtibat ve iltisaka delil teşkil etmeyeceği, aynı beyanda yer alan diğer bazı kişilerin meslekten çıkarılmadığı, dolayısıyla bu beyana itibar edilemeyeceği; tanık B.B.'yi tanımadığı, tanığın da kendisini tanımadığı ve özel yetkili mahkemede çalışmış olması dışında başkaca bilgiye sahip olmadığı, eşiyle ilgili doğru bilgi vermediği, onu başkasıyla karıştırdığı, dolayısıyla beyanlarına itibar edilemeyeceği, mahkemedeki ifadesinde bunu düzeltmiş olmasının da bu gerçeği değiştirmeyeceği, beyanda somut bir olaydan bahsedilmediği, tanığın akıl sağlığının ve bilincinin pek yerinde olmadığının anlaşıldığı ve yalancı tanıklık suçundan cezalandırıldığı, bildiği konuları örterek hedef saptırma gayreti içerisinde olduğu, beyanların hayal ürünü çıkarımlara dayanan komplo niteliğinin ağır bastığı, ifadesinin pek çok yerinde geçen farklı isimlerle ilgili FETÖ iddialarına itibar edilmediği, buna rağmen kendisiyle ilgili kısma itibar edilmiş olmasının anlaşılamadığı, davalı idarenin de bu tanığın beyanını soyut ve itibar edilemez gördüğü, tanığın ifadesinde geçen isimlerden görevlerine devam eden ve haklarında işlem yapılmayan yargı mensupları da bulunduğu, buna göre kendisine ayrımcılık uygulandığı, bu tanığın beyanlarının işleme dayanak olamayacağı, örgüt ile iltisak ve irtibat bulunduğu iddiasının çok ciddi bir suçlama olduğu ve somut olay ve fiillere dayandırılması gerektiği ancak böyle yapılmadığı, tanık beyanlarının işlemden sonra alındığı, önceki dilekçelerinde ayrıntılı açıklamalar yaptığı, mesleki hayatında da hiçbir örgüte dahil olmayarak ve herhangi bir örgütün etkisi altında kalmayarak hareket ettiği, olağanüstü hal çerçevesinde alınacak tedbirlerin ölçülü olması ve temel hakları çiğnememesi gerektiği, işlem ile hâkimlik teminatının ve evrensel hukuk ilkelerinin ihlal edildiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği ve bu karara yönelik temyiz başvurusu üzerine Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/10/2020 tarih ve E:2016/57827, K:2020/4473 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 22/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.