T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/2281
Karar No:2023/2695
TEMYİZ EDENLER:
1. (DAVALI) … Müdürlüğü
2. (DAVACI) … Çimento San. A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Rekabet Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle davacı şirkete verilen 4.413.154,08-TL tutarındaki idarî para cezasının ödenmemesi nedeniyle bu borca karşılık olarak davacı şirketin muhtelif bankalardaki mevduat hesaplarına haciz konulmasına ilişkin işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen 457.016,65-TL maddi, 1.000,00-TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce; Dairemizin 30/04/2019 tarih ve E:2013/1602, K:2019/1406 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda, Ege Bölgesi'nde torbalı çimento pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerden olan davacı şirket hakkında, uyumlu eylem hâlinde fiyat tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle Rekabet Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla idarî para cezası uygulandığı, anılan Kurul kararına karşı açılan davada Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 19/10/2009 tarih ve E:2007/274, K:2009/9213 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve söz konusu kararın kanun yollarından geçerek kesinleştiği, devamında Kurul kararıyla uygulanan idarî para cezasının tahsili amacıyla … tarih ve … takip numaralı ödeme emri düzenlendiği, söz konusu ödeme emrine karşı açılan davada Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacı tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 26/02/2011 tarihli ve E:2010/1285, K:2011/6067 sayılı kararıyla, "...ödeme emrinin düzenlendiği 17/04/2007 tarihinde 4054 sayılı Kanun'da öngörülen idarî para cezalarının takip ve tahsili açısından Kabahatler Kanunu'nun uygulanması gerektiği açık olduğundan, bu tarihte ödeme emrinin dayanağı idarî para cezasına karşı açılan davanın derdest olduğu, bu anlamda idarî para cezası kesinleşerek takip edilebilir hale gelmemiş olduğu anlaşılmakla, kesinleşmemiş idarî para cezası için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararının bozulmasına karar verildiği, akabinde Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla bozma kararına uyulmak suretiyle ödeme emrinin iptaline karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği, davacı şirket hakkında uygulanan 4.413.154,08 TL idarî para cezasının, … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine rağmen ödenmemesi nedeniyle bu borca karşılık olarak davacı şirketin muhtelif bankalardaki mevduat hesaplarına haciz konulması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı;
Uyuşmazlıkta; davacı şirketin muhtelif bankalardaki mevduat hesaplarına haciz konulmasına ilişkin dava konusu 20/10/2007 tarihli haciz işleminin, … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine dayanılarak tesis edildiği, ancak anılan ödeme emrinin iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bu itibarla, dava konusu işlemin dayanağı olan ödeme emrinin iptal edilmiş olması karşısında, davacı şirketin muhtelif bankalardaki mevduat hesaplarına haciz konulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, davacı şirketin muhtelif bankalardaki mevduat hesaplarına haciz konulmasına ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmakta ise de hizmet kusuruna dayalı tazminat istemlerinde tazmin edilecek zararın mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde bulunması gerektiği, davacı şirket tarafından dava dosyasına uğranıldığı ileri sürülen zarara yönelik somut ve kanıtlanabilir bir zarara ilişkin belgenin sunulmadığı ve herhangi bir zarar kaleminin belirtilmediği, bu durumda, davacının maddi tazminat talebinin reddi gerektiği; dava konusu işlemin hukuka aykırı olmasının manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli olmadığı, bir başka ifadeyle her hukuka aykırılığın manevi tazminatı gerektirmediği, olayda davalı idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan söz edilemeyeceği, diğer bir ifadeyle manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli koşullar oluşmadığı anlaşıldığından, davacı şirketin manevi tazminat talebinin kabul edilmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline, davacının maddi ve manevî tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, gerekli özen ve dikkati göstermeksizin yaptığı haciz işlemi ile davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, mal beyanı ile kendisine bildirilmiş ve halihazırda takip dosyasında her türlü kaydı bulunan mallar tamamen göz ardı edilerek, üstelik ödeme emri hakkında açılan davada yürütmenin durdurulması talebine ilişkin henüz bir karar verilmemişken, banka hesaplarına haciz konularak, hesaplarda bulunan meblağların idare hesaplarına aktarılmasının sağlandığı, davalı idare tarafından muhtelif bankalara talimat yazılmak suretiyle, bankalarda bulunan ve borç miktarının çok üzerindeki hesaplara haciz konulduğu, bu işlemler ile ticari itibarının zedelendiği, ticari faaliyetini yürütmesine engel olacak şekilde maddi zarara sebebiyet verildiği, hacizlerin yapıldığı gün, olağan olarak gerçekleştirilmesi gereken ödemelerin gerçekleştirilemediği, gerek faaliyet gösterilen piyasada gerekse kredi ilişkisi içinde bulunulan bankalar nezdinde çok zor bir durumda kalındığı, piyasalardaki geçmişe dayanan haklı itibar ve bankalar nezdindeki kredibilitelerinin zedelendiği, halka açık ve hisseleri borsada işlem gören bir teşebbüs olduklarından banka hesaplarına konulan haczin cari borçlarını ödeyemez hale geldiği haberi yayıldığında yatırımcılar gözünde kaybedilen güvenilirliğin manevi zarara sebebiyet verebileceği, talep edilen manevi tazminatın 1.000 TL gibi son derece cüzi ve sembolik bir meblağ olduğu;
Davalı idare tarafından, davacı tarafından beyan edilen gayrimenkullerin emlak beyan değerlerinin davacının borç tutarının çok altında olması nedeniyle mevzuata uygun olarak bankalara haciz bildirimlerinin gönderildiği, bu nedenle dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, dava konusu haciz işlemin dayanağı ödeme emrinin iptal edildiği belirtilerek davalı idare isteminin reddi gerektiği;
Davalı idare tarafından, davacının tazminat isteminin haksız olduğu belirtilerek davacı isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Davacının manevî tazminat istemi yönünden temyiz isteminin kabulü ile bu kısım yönünden İdare Mahkemesi kararının bozulması diğer kısımlar yönünden İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY:
Ege Bölgesi'nde torbalı çimento pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerden olan davacı şirkete, uyumlu eylem hâlinde fiyat tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiğinden bahisle, Rekabet Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla idarî para cezası verilmiş, anılan Kurul kararının iptali istemiyle açılan dava, Dairemizin 19/10/2009 tarih ve E:2007/274, K:2009/9213 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.
Bu arada, anılan Kurul kararıyla verilen idarî para cezasının tahsili amacıyla … tarih ve … takip numaralı ödeme emri düzenlenmiş, ödeme emrine karşı açılan davada ... İdare Mahkemesi tarafından … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla davanın reddine karar verilmişse de anılan karar Dairemizin 26/12/2011 tarih ve E:2010/1285, K:2011/6067 sayılı kararıyla, özetle "...ödeme emrinin düzenlendiği 17/04/2007 tarihinde 4054 sayılı Kanun'da öngörülen idarî para cezalarının takip ve tahsili açısından Kabahatler Kanunu'nun uygulanması gerektiği açık olduğundan, bu tarihte ödeme emrinin dayanağı idarî para cezasına karşı açılan davanın derdest olduğu, bu anlamda idarî para cezası kesinleşerek takip edilebilir hale gelmemiş olduğu anlaşılmakla, kesinleşmemiş idarî para cezası için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla aynı gerekçelerle bozma kararına uyulmak suretiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiş, bu karar kesinleşmiştir.
Rekabet Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile davacı şirkete verilen 4.413.154,08 TL tutarındaki idarî para cezasının … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine rağmen ödenmemesi nedeniyle bu borca karşılık olarak davacı şirketin muhtelif bankalardaki mevduat hesaplarına haciz konulmasına ilişkin 20/10/2007 tarihli işlemin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen 457.016,65-TL maddi, 1.000,00-TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1. Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptali ile davacının maddî tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, davacının manevî tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarî eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarî işlemlerden doğan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında, idarî işlemin hukuka aykırı olması ve bundan dolayı idarî yargı yerince iptal edilmesi idarenin hizmet kusurunun varlığını ortaya koymaktadır. Ancak, hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu koşullar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.
Manevi zarar, idarenin bir eylem veya işlemi ile bir kimsenin kişi olarak haiz olduğu ve hukukça korunan hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, hürriyet, isim, şeref, haysiyet, cinsel ve ruhsal bütünlük gibi kişilik değerlerine yapılan saldırılar sonucu kişinin bu saldırıdan dolayı duyduğu bedeni ve/veya ruhsal acı ve üzüntü olarak tanımlanmakta, manevi tazminatla kişinin bu acı ve üzüntüsünün kısmen de olsa tatmin edilmesi amaçlanmaktadır. Bu anlamda; idarî işlem veya eylemin neden olduğu ticari itibar kaybının, gerçek ve tüzel kişiler bakımından tazmin edilmesi gereken manevi bir zarar olduğu açıktır.
Tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer, diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerler oluşturmaktadır. Tüzel kişiliğin saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların, manevi zarara yol açtığı kabul edilerek bu tür zararların tazmini gerektiği kuşkusuzdur.
Tüzel kişiler lehine manevi tazminata hükmedilirken piyasadaki konumları ve ekonomik durumları dikkate alınarak, olay nedeniyle piyasadaki konumlarının ve ticari itibarlarının sarsılması ile orantıyı ifade edecek, işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, hukuka aykırılığı Mahkeme kararıyla sabit görülen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrine dayanılarak davacı şirketin muhtelif bankalardaki mevduat hesaplarına haciz konulmasına ilişkin dava konusu 20/10/2007 tarihli haciz işleminin, davacının ticari itibarını zedelediği ve güvenirliğini azalttığı açıktır.
Bu durumda, davacı şirketin söz konusu işlem nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık makûl bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptali ile davacının maddî tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının bu kısmının ONANMASINA,
3. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne;
4. Mahkeme kararının davacının manevî tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 29/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.