T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2312
Karar No : 2023/3684
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesince verilen …günlü, E:…, K:…sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının 2. maddesiyle ilgili kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
…İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; her ne kadar, davacıdan İl Polis Disiplin Kurulu tarafından ceza verilmeden önce yazılı savunması alındığı görülmekte ise de, söz konusu savunma İl Polis Disiplin Kurulunca değerlendirilmiş olup, meslekten çıkarma cezasının görüşüldüğü Yüksek Disiplin Kurulu tarafından, ceza verilmeden önce davacıya soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, sözlü veya yazılı olarak kendisini veya vekili sıfatıyla savunma yapma gibi bir takım haklarını kullanabileceğine ilişkin bir bildirim yapılmadığı gibi davacının yazılı veya sözlü savunmasının da alınmadığı, bu durumda, Anayasal güvence altındaki savunma hakkı kısıtlanarak, davacının dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle; dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Danıştay Onikinci Dairesinin 07/10/2013 tarih ve E:2013/4417, K:2013/6914 sayılı kararıyla; dava konusu meslekten çıkarma cezası işlemini tesis etme konusunda yetkili olan kurulun İl Polis Disiplin Kurulu olduğu, bu Kurul tarafından alınan savunma sonrasında usulüne uygun olarak tesis edilen işlemde savunma hakkının ihlali yönünden hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu olayın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle; …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : …İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmak ve uyuşmazlığın esasına geçilmek suretiyle yeniden yapılan inceleme üzerine verilen temyize konu karar ile; olayda, her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesinde Halas isimli içkili restoranın sahibi olan K.G.'nin olay günü davacıyı aradığı, yeni bir bayanın çalışmak için geldiğini, ancak kimliğinin bulunmadığını belirttiği, davacının da işyerine gittiği, kadının kimliksiz çalışmaması gerektiğini söylediği ve anılan kadının da söz konusu işyerinde henüz çalışmaya başlamaması nedeniyle herhangi bir işlem yapmadığı, bu nedenle dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; 14/07/2010 tarihinde K.G. isimli şahıs davacıyı telefonla aradığı, kimliksiz bir bayanın işyerine geldiğini, TC numarasının bulunduğunu, kimliğinin çalıştığı yerde kaldığını belirttiği, davacının da işyerine uğrayacağını söyleyerek telefonu kapattığı hususu dinleme sonucu tespit edilen iletişim tespit tutanaklarında sabit olduğu, dava konusu olayla ilgili K.G. isimli şahsın alınan ifadesinde, işyerine imam nikahlı bir bayanın gelip bir müddet çalıştığını, daha sonra kaybolduğunu, başı belaya girebileceğini düşünerek polisi aradığını söyediği, yine davacının dava konusu olay nedeniyle alınan ifadesinde de; K.G. isimli şahsın olay günü kendisini aradığı, işyerine kimliksiz bir bayanın geldiğini söylediğini, kendisinin de Asayiş Büro Amirliğinde görevli olduğu için işyerine giderek kontrol ettiğini, bayanın kimliğinin olmadığını fark ettiğini, K.G. isimli şahsa söz konusu bayanı böyle çalıştırmaması gerektiğini söylerek oradan ayrıldığını belirtmiş olduğu anlaşılmış olmakla birlikte; K.G. isimli şahıs kimliksiz bayanın çalışmasıyla ilgili durumu davalı idarenin ilgili birimlerini aramak veya ulaşmak yerine yalnızca davacıyı aradığı, konuşma esnasında "abi" diye hitap ettiği ve olayla ilgili bilgi verdiği, akabinde davacının anılan işyerine gittiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla söz konusu iletişim tespit tutanağından da görüleceği üzere davacı ile K.G. isimli şahsın birbirlerini daha önceden tanıdıkları ve aralarında arkadaş/dostluk ilişkisinin olduğu, ayrıca yine K.G. isimli şahsın ifadesinde de belirtildiği gibi bahsi geçen bayanın anılan işyerinde belli bir süre çalıştığı, daha sonra o işyerinden ayrıldığı, davacının da söz konusu bayanın belli bir süre anılan işyerinde çalışmış olduğunu gerek K.G. isimli şahsın telefonla arayıp bilgi vermesinden, gerekse işyerinde bulunan bilgi ve belgelerden anlamış olmasına rağmen durumuna ilişkin olarak bağlı bulunduğu birimin amir/amirlerine bilgi vermediği gibi K.G. isimli şahsı yalnızca sözlü olarak uyarmakla yetindiği ve K.G. isimli şahsa herhangi bir yasal işlem yapmadığı anlaşıldığından, davacının “Yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak” suçunu işlediği sübuta erdiğinden bu fiiline uygun olarak Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezasıyla tecziye edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; disiplin soruşturmasının usulüne uygun olarak yapılmadığı, 6 aylık süreçte soruşturmaya başlanılmadığından ve 2 yıllık zamanaşımı süresine uyulmadığından ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı; disiplin kurulu tarafından meslekten çıkarma cezası verilmesinden önce kendisine mutlaka savunma hakkı tanınması gerektiği; hakkında isnat edilen fiillerin hiç birisi sübut bulmamışken bu şekilde disiplin cezalarına maruz kalmasının hakkaniyete ters düşmekte olduğu; yine ceza yargılaması sonucunda hakkında verilen HAGB kararının Devlet memuru olmasına engel teşkil etmediği; dava konusu olan meslekten çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. …İdare Mahkemesince verilen …günlü, E:…, K:…sayılı kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.