T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2651
Karar No : 2022/3528
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2017/6512, K:2021/318 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tazminine karar verilmesi ve 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2021 tarih ve E:2017/6512, K:2021/318 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 HSK seçimlerinde örgüt adayları lehine oy istediğine, örgütle irtibatlı olan hakim ve savcılarla düzenli olarak bir araya geldiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Hakim/savcı adaylığı döneminde Adalet Akademisi Yıllık (Albüm) Kurulu Üyeliği/Sınıf Başkanlığı yönünden, hakimlik stajı esnasında 37. dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu üyesi olarak görev yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararlarda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının tazminine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tanığın yalanladığı beyanının hükme esas alındığı, sonradan verdiği beyana ve kendisinin beyanlarına itibar edilmediği, aynı yerde görev yaptığı hakimlerle bir araya geldiği iddia edilen günlerde tüm gün boyunca duruşma yaptığı ve bu toplantılara katılmasının mümkün olmadığı, kendisiyle aynı dönemde Yıllık Kurulu başkanı olan ancak görevine devam eden hakimler bulunduğu, Dairece bu husus gözetilmeden eşitlik ilkesine aykırı karar verildiği, dava konusu işlem tesis edilirken savunma hakkı verilmediği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararında belirtildiği üzere, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve bu kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/02/2021 tarih ve E:2017/6512, K:2021/318 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 05/12/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, 667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin keyfilikten uzak ve somut veri ve bilgilere dayalı olarak yapılması gerekir.
Dosyanın incelenmesinden, Daire kararında "dava ret" hükmüne esas alınan davacı ile ilgili tanık beyanlarından yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.D.'ye ait Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında yer alan; "Görev yapmış olduğum süre içerisinde şahsen tanıdığım ... ..., T.Y., A.K., K.S., A.A., S.K., Ç.A., E.A., Adli Tıp Uzmanı G.G., H.K.'nin Paralel Yapılanma içerisinde olduklarını düşünüyorum." beyanına yer verildiği, ancak A.D.-nin, davacı hakkındaki ceza yargılamasında Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde duruşma esnasında alınan beyanında;
“...şuan bana sormuş olduğunuz huzurda bulunan ...'i tanıyıp tanımadığımı hatırlayamadım, ben daha önce Aksaray C. Başsavcılığında 26/08/2016 tarihli tanık sıfatıyla beyan vermiştim, o beyanın içeriği tamamen doğrudur, ancak şuan da duruşma salonunda görmüş olduğum beyefendiyi hatırlamamaktayım,...İfademin sanık dışındaki kısmı doğrudur, aynen geçerlidir, ancak yine ifade etmek isterim ki sanığı görüp görmediğimi hatırlamıyorum, ben kendisiyle kesinlikle tanışmadım,...” beyanlarında bulunduğu görülmektedir.
Dairece karara gerekçe yapılan A.D.'nin Cumhuriyet Savcılığında ve Mahkeme huzurunda verdiği beyanları dikkate alındığında, Cumhuriyet Savcılığında davacının aleyhine olan beyandan, duruşmada açıkça vazgeçildiği dolayısıyla Daire kararına esas alınan ve doğrulanmayan bu beyanın davacının örgüt ile iltisak veya irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Diğer yandan, davacı hakkındaki diğer tanık beyanlarının da herhangi bir somut tespite veya görgüye dayanmadığı, kişilerin yorumlarından öte olmadıkları anlaşılmaktadır.
Ayrıca davacının YARSAV’a 27/06/2007 tarihinde üyelik kaydı yaptırdığı ve 2001 yılında 37. Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu üyesi olduğu görülmekte ise de, davacının örgütle bağlantısı olduğunu gösteren başkaca bir delille desteklenmediği sürece YARSAV üyeliğinin ve 2001 yılındaki Albüm Kurulu üyeliğinin tek başına davacının FETÖ terör örgütü ile iltisak veya irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulamadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilik ve nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX-667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Somut olayda Danıştay Beşinci Dairesi tarafından;
-Hâkimler ve Savcılar Kurulundan; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisak noktasında var ise tüm bilgi ve belgelerin (Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı vb.) periyodik, ardışık ya da tekil ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı, operasyonel hatlardan aranma kaydı gibi bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine, anılan belgelerin periyodik, ardışık ya da tekil ankesörlü görüşme kayıtlarına ilişkin raporlar olması halinde, bu raporlarda yer verilen periyodik, ardışık ve tekil ibarelerinin hukuki mahiyetlerinin açıklanmasının ve kayıtlarda ismi geçen kişilerin hâkim-savcı olup olmadığı, meslekleri, haklarında FETÖ/PDY nedeniyle soruşturma olup olmadığı, soruşturma ya da açılmış bir dava bulunması halinde Mahkeme adı ve esas numarası hakkında bilgilere yer verilerek anılan raporların analiz edilmek suretiyle bildirilmesi,
- Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturması kapsamında ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların bir örneğinin istenilmesi (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde), FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının onaylı bir örneğinin istenilmesi,
- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların bir örneğinin istenilmesi (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde),
- Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb.ne ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak var ise tespitine ilişkin belge ve raporların bir örneğinin istenilmesi,
-Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların bir örneğinin istenilmesi (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde),
-İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların bir örneğinin istenilmesi (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde),
-Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların bir örneğinin istenilmesi (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde),
-… İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığının, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin bir örneğinin istenilmesi ve bu hususlar hakkında ilgili yerlerden cevaplar alındıktan sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Bu haliyle eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddine karar verildiği anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin bu nedenle kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.