T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2673
Karar No : 2023/1569
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. … , Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2020 tarih ve E:2017/4090, K:2020/5603 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının iadesine karar verilmesi
istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2020 tarih ve E:2017/4090, K:2020/5603 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği,
Davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının idari yargılama yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, lise yıllarında örgüte müzahir dersaneye gittiğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyaller içerisinde FETÖ/PDY terör örgütünün elebaşına ait fotoğrafların tespit edilmesinin, davacının anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının yoksun kaldığı parasal haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı OHAL KHK'sı ile disiplin soruşturması açılmadan, savunması dahi alınmadan hukukun üstünlüğü ilkesine ve Anayasaya aykırı olarak ihraç edildiği, yargılanmadan terör örgütü üyesi gibi gösterildiği ve bu suçlamadan beraat etmiş olmasına rağmen ihraç edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu, masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, hiçbir yargısal güvence sunulmadan KHK ile ismi açıkça zikredilerek terör örgütü üyesi olarak ifşa edildiği, şeref ve itibarına saldırıda bulunulduğu, kamuda ve özelde bir ömür çalışamayacak şekilde ihraç edilerek çalışma hakkının ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, hakkındaki suçlama ve ithamları öğrenemeden, bunlara dair savunma imkanı verilmeden cezalandırma yoluna gidilmesinin AİHS'nin 6. maddesine aykırı olduğu, iddia edilen suçlamaya dair tek bir somut delilin dahi bulunmadığı, hükme esas alınan tanık beyanının, tanık beyanı vasfı dahi taşımadığı, yalnızca tanığın kanaatini içeren bir beyan olduğu, somut ve elle tutulur bir yanı bulunmayan beyanın mahkemece hükme esas alınmaması gerektiği, lise yıllarında dershaneye gittiğine ilişkin hususun da delil olarak kabul edilmemesi gerektiği, 1999 yılında reşit dahi olmadığı dönemde üniversiteye hazırlık aşamasında gittiği dershanenin aleyhe değerlendirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, dijital materyallere ilişkin yapılan değerlendirmenin tamamen hatalı olduğu, ceza yargılaması sırasında cep telefonunun incelemesine ilişkin bilirkişi raporunun 10. sayfasında FETÖ elebaşının fotoğrafının da olduğu medyada çıkan fotoğraflardan söz edildiği, okuduğu haberden dolayı bilgisi ve isteği dışında telefonun gizli kısımlarında kendiliğinden kalan bir kalıntı olduğu, kararın değerlendirme kısmında belirtilen hususların gerçeği yansıtmaktan uzak, mesnetsiz değerlendirme ve ön kabullerden ibaret ve tamamen hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin hakimlik teminatıyla bağdaşmadığı, ceza davasından beraat ettiği, istinaf tarafından da aynen kabul edildiği, ceza mahkemesi tarafından terör örgütü üyesi olmadığına karar verilmiş iken örgütle iltisaklı ve irtibatlı olduğuna dair hiçbir somut delil yokken, davanın reddedilmesinin isabetli olmadığı kararın ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
MADDİ OLAY :
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 139. maddesinde; “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” hükmü,
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.” ,
Üçüncü fıkrasında; “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”,
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...” hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Anayasa’nın 139. maddesinde, hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
ByLock Dışında Diğer Haberleşme Uygulamalarının FETÖ/PDY Tarafından Kullanımına İlişkin Genel Değerlendirme
Devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına alarak tüm sisteme sahip olmayı ve siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurmayı amaçlayan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, söz konusu nihai örgütsel amacına ulaşabilmek için, çalışma prensipleri en ince ayrıntılarına kadar hesaplanmış bütünsel bir örgütsel sistem kurmaya çalıştığı, söz konusu bütünsel örgütsel sistemi ise; dershane, okul ve yurtlar vasıtasıyla örgüt hedefleriyle uyumlu insanlar yetiştirmek ve bunları örgüt içi hiyerarşiye dayalı tabaka-kat sistemi içerisinde sınıflandırmak, mensuplarının çalışma yaşamındaki kariyer planlamalarını yapmak, yabancı dil, yüksek lisans gibi eğitim olanaklarından yararlandırılarak emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmelerini ve üst görevlerde yer almalarını temin etmek, katalog evlilik başta olmak üzere çeşitli yollarla evlilik ve aile yaşamlarını düzenlemek, himmet ve Asya Katılım Bankası gibi yollarla örgütün finansmanına hizmet etmelerini sağlamak, örgütsel amaçlı sohbet ve toplantılara katılmalarını ve algı ve propaganda araçları yoluyla örgütsel tepki ve eylemlerde bulunmalarını sağlamak gibi muhtelif yöntem ve araçları kullanarak işletmeye çalıştığı, belirtilen yöntem ve araçlar ile bu yöntem ve araçlarla oluşturulan bütünsel örgütsel sistemin işlerliğinin sağlanabilmesi için "örgüt içi haberleşme"ye hayati bir önem atfettiği, bu maksatla gizli haberleşme uygulaması olan ByLock'un deşifre olması üzerine örgüt içi haberleşmede Eagle, KakaoTalk, Cover Me, Tango, Telegram, Viber, Tictoc, Line, Coco uygulamalarını da kullandığı tanık ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında, KakaoTalk deliline ilişkin olarak, ''sanığın örgütsel gizlilik adına ayrıca Kakao isimli programı da kullandığı''; aynı Dairenin 08/03/2018 tarih ve E:2017/3171, K:2018/644 sayılı kararında da, ''sanığın örgüt tarafından haberleşmek için kullanılan Eagle, Kakao Talk, Cover me, herkul.org, sohbeti canan adlı uygulamaları telefonuna yüklemiş olduğu'' tespitlerine yer verilmiştir.
ByLock Dışında Diğer Haberleşme Uygulamalarının Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Davalı idarece dosyaya sunulan davacı hakkında düzenlenen 17/12/2018 tarihli Soruşturma No:… , E:… ve İddianame No:… sayılı iddianamede; Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alınan dijital materyaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 01/12/2018 tarihli inceleme raporunda, davacının cep telefonunda Kakao Talk kalıntısının tespit edildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, cep telefonuna Kakao Talk uygulamasını yüklemediği, bu programı kullanmadığı, bu uygulamanın Google Play Store uygulamasının içinde geçtiği, bilirkişi raporuyla tespit edilen kalıntının Kakao Talk programına değil Google Play Store uygulamasına ait bir kalıntı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının beyanlarına itibar edilmemiş olup davacıya ait cep telefonunda FETÖ/PDY terör örgütünün haberleşme metotlarından KakaoTalk kalıntısının bulunmasının, davacının anılan örgüt ile irtisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, davacının ceza yargılaması sonucunda, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği ve anılan kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüş ise de; ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/12/2020 tarih ve E:2017/4090, K:2020/5603 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 05/07/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.