Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/2781 E. , 2023/4070 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2781
Karar No : 2023/4070
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sarraf ve Kuyumculuk Ticaret Limited Şirketi
...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İkrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle 2008 yılından itibaren tesis edilen banka ve sigorta muameleri vergisi mükellefiyetinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunun incelenmesinden, altın ve diğer değerli metallerden takı, mücevherat v.b. perakende ticareti işi ile iştigal eden davacının, 2008 yılı defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi tekniği raporunda, kredi kartı kullanılmak suretiyle 1.000,00-TL ve üstü işlem yaptıran yaklaşık 1350 kişi bulunduğu, bu kişilerden yalnızca 17'sinin ifadesine başvurulduğu, ifadesi alınabilen 10 kişiden, 8 kişinin "herhangi bir emtia almaksızın nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu işlemleri yaptıkları" yolundaki beyanlarından hareketle davacının kredi kartı ile yaptığı işlemlerin %80'inin ikrazatçılık faaliyeti kapsamında komisyon geliri elde etmek amacıyla yapıldığı kanaatine ulaşılmışsa da, ikrazatçılık yapıldığı yönünde somut bir tespit ortaya konulmaksızın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak tesis edilen banka ve sigorta muameleleri vergisi mükellefiyetinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuyla, ikrazatçılık faaliyetinde bulunulduğunun somut olarak tespit edildiği, bu nedenle tesis edilen mükellefiyet işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında takdir komisyonu kararı uyarınca 2008 yılının Ocak ila Aralık dönemlerine ilişkin tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergileri ve kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle açılan davada, ... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:...; K:... sayılı kararı ile vergi ve cezalarda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle tarhiyatın iptal edildiği, anılan karara yapılan itirazın ... Bölge İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:...; K:... sayılı kararı ile reddedildiği anlaşıldığından, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 28. maddesinin üçüncü fıkrasında, 2273 sayılı Kanuna göre ikraz işleriyle uğraşanlarla, ikinci fıkrada belirtilen muamele ve hizmetlerden herhangi birini devamlı olarak yapanların, bu Kanun'un uygulanmasında banker sayılacakları kurala bağlanmış, olay tarihinde yürürlükte olan 30/09/1983 tarih ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde de, devamlı ve mutat meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişilerin ikrazatçı sayılacakları açıklanmış; 9. maddesinde ise, bu KHK uyarınca ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde, para verme işlerine devam edilmesi tefecilik sayılır hükmü yer almıştır.
Konuyla ilgili yasal düzenlemelere bakıldığında, ödünç para verme işlemleri, yetkili makamlardan faaliyet izni alınmak suretiyle yasal olarak yapılırsa ikrazatçılık, faaliyet izni alınmaksızın yasal olmayan yollardan yapılırsa tefecilik olarak adlandırılmaktadır.
Her iki düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinden anlaşılacağı üzere, 6802 sayılı Kanun'un uygulaması bakımından bir kişinin banker sayılabilmesi için aranan koşul, ivaz karşılığı ödünç para verme işinin, devamlı ve mutad meslek halinde yapılmasıdır. Aynı takvim yılı içinde birden fazla kişiye ya da birden fazla olmak üzere bir kişiye veya birbirini izleyen yıllarda bir ya da birden çok kişiye ödünç para verilmesi halleri, ikraz işiyle devamlı ve mutad meslek halinde uğraşıldığını göstermektedir. Öte yandan; günün ekonomik koşullarında, aralarında yakın akrabalık veya iş ilişkisi olmayan kişiler arasında karşılıksız borç alınıp verilemeyeceği de Danıştayın süre gelen içtihadındandır.
Dosyanın incelenmesinden; ilgili bankalardan elde edilen kredi kartı sahiplerine ilişkin bilgilerin analiz edilmesi amacıyla en yüksek tutarda işlem yapılan 17 kişinin bilgisine başvurulmak üzere ikametgah adreslerine tebligat gönderildiği, 10 kişinin ifade verdiği, 8'inin kredi kartı çekimleri karşılığında davacıdan nakit para aldıklarını, aldıkları bu paralar ile kredi kartı borçlarını ya da diğer borçlarını ödediklerini, bu işlemler karşılığında ortalama %3 oranında komisyon kesintisi yapıldığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Tefecilik faaliyetinde bulunan kişi ve kurumların 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında banker sayılmaları ve kendilerine her ne nam ile olursa olsun nakten veya hesaben aldıkları paralar üzerinden banka ve sigorta muameleleri vergisi hesaplamaları gerekmektedir. Uyuşmazlıkta borç alan kişilerin olayla ilgileri tabii ve açık olup, dosyada mevut ifade tutanaklarında yer alan beyanları, borç veren davacının tefecilik faaliyetinde bulunduğunu ve 2008 yılı içinde hem birden fazla kişiye, hem de aynı kişiye birden çok kez borç verdiğini açıkça ortaya koyduğundan tesis edilen vergi mükellefiyetine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyorum.