T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2840
Karar No : 2023/457
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2017/2218, K:2021/246 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2017/2218, K:2021/246 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçun sanık (davacı) tarafından işlenmediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının ve lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanın değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda (Daire kararında sehven kararlarda yazılmıştır.) hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ... tarihinde açtığı E:... sayılı dosya ... tarihinde açtığı E:... sayılı dosyada talepleri aynı olmasına rağmen Dairece bu husus dikkate alınmadan iki dosyada ayrı ayrı esastan davanın reddine yönelik karar verildiği, her iki dosya arasında bağlantı bulunduğu, bu bağlantı dikkate alınmaksızın iki dosyada ayrı ayrı hüküm kurulmasının yargılama sürecinde karışıklıklara neden olacağı, hakkındaki iddiaların tarafına bildirilmediği, herhangi bir savunma hakkı tanınmadığı, tarafına yönelik hiçbir somut iddianın bulunmadığı, işlemin dayanağı olan delillerin davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu, tanık beyanlarının ihraç kararından neredeyse 1,5 yıl sonra alındığı, tanık İ.B.'nin Amasya Adliyesinde ihraç edilen tüm hakim savcıların isimlerini topluca sıraladığı ve bu kişilerin tamamının sözde bağımsız görünüp ancak tüm yargı camlası tarafından FETÖ'nün adayları olduğu bilinen adaylar lehine çalışmalar yaptığını iddia ettiği ve seçim sonucunda çıkan oylardan da bu durumun çok net bir şekilde anlaşıldığını söylediği, halbuki, herhangi bir aday lehine söylemlerde bulunmadığı, oy toplamadığı, seçim çalışması yapmadığı, kaldı ki hiçbir adayı lehine ya da aleyhinde beyanda bulunacak kadar tanımadığı, tanığın soyut bir cümle ile seçim çalışması yapıldığını iddia ettiği, ifadeyi alan müfettişin de tanığa seçim çalışması yaptığı kanaatine nasıl ulaştığını sormadığı, tanığın somut hiçbir veri içermeyen tek cümlelik soyut düşünce beyanının, hiçbir araştırma ve sorgulamaya gerek duyulmaksızın ihraca dayanak olarak ileri sürüldüğü ve Daire tarafından da iltisak ve irtibat iddiasını doğrular nitelikte bir beyan olarak değerlendirildiği, somutlaştırılmayan soyut iddia içeren bu beyanın hükme esas alınamayacağı, anılan tanığın beyanının devamında yemekhanede dokuz adaya oy verdiğini ağzından kaçırdığını, Adliyede dokuz adaya oy çıkan iki oy pusulası bulunduğunu, bunlardan birisinin kendisine ait olduğunu Savcı İ.C.'nin kendisine söylediğini, diğerinin kime ait olduğunu bilmediklerini, yemekhanedeki konuşma üzerine Başsavcı M.K.'nın odasında bulunan toplu oy pusulalarına baktıklarında dokuz oyun tamamının sözde bağımsız adaylara verildiğini tespit ettiklerini iddia ettiği, kendisinin bu tarz bir söylemde bulunmadığı, odasında birlikte pusulalara baktıklarını iddia ettiği diğer tanık M.K'nın da bu söylemi doğrulamadığı, beyanlarında böyle bir olaydan söz etmediği, dokuz adaya oy verdiği şeklindeki iddianın dayanaktan yoksun olduğu, Adliye yemekhanesi gibi kalabalık bir ortamda orada bulunan farklı kişilerin de bu duruma tanık olmasının gerekeceği, böyle bir durumun da söz konusu olmadığı, sadece tanığın iddia ettiği, yemekhane gibi kalabalık bir ortam olmasına rağmen başka tanığı bulunmayan, birlikte pusulaya baktığını iddia ettiği Başsavcı M.K.'nın dahi doğrulamadığı bir beyana delil olarak itibar edilmesi ile iltisak ve irtibata dayanak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, tanık M.K.'nın beyanında, HSYK seçimlerinde bağımsız on bir adaya oy verdiğini düşündüğünü, onlarla ilişkisi olmakla birlikte ihraç edilen hakim ve Cumhuriyet savcıları ile daha yakın ilişkisinin olduğunu iddia ettiği, bu beyanın somut bir olaya dayanmadığı, sadece tanığın kişisel kanaatini yansıttığı, somut iddia içermeyen kişisel görüş niteliğindeki beyanın iltisak ve irtibat iddiasına dayanak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, anılan tanığın beyanında Amasya Adliyesinde gerçekleşen bir günle ilgili birtakım iddialarda bulunduğu, katılımcısı olmadığı bir günde tanığın iddia ettiği şekilde bir durumun gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmesinin mümkün olmadığı, Başsavcı M.K.'nın bu günün katılımcısı olmadığı, kendisinin anlatımlarının eşinden aldığı bilgiye dayandığı, güne katılanlar dinlenerek kendisinin bu günün katılımcısı olmadığının görülebileceğini beyan etmesine rağmen bu hususta gerekli araştırmanın yapılmadığı, güne bizzat dahil olmayan, günün katılımcılarının kimler olduğunu dahi bilmeyen tanığın bu yöndeki iddialarının delil olarak değerlendirilemeyeceği ve hükme esas alınamayacağı, A.D'nin kişisel husumetle tamamen kendisine yönelik suçlamalardan kurtulmak için ihraç edilen ve hala görevde olan hakim ve savcılar ile ilgili ileri sürdüğü, basit muhakeme ile bile iftira mahiyetinde olduğu anlaşılan, yer ve zaman içermeyen beyan içeriklerinin delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, savcılık ifadesi sırasında gittiği dershane ve okullar sorulduğunda kendisiyle ilgili en ufak bir çekincesi olmadığı için indirim kazanarak gittiği dershanenin ismini açıkça söylediği, Milli Eğitim Bakanlığı izni ile kurulan ve Bakanlığa bağlı olarak ülkenin birçok yerinde o tarihte üniversiteye hazırlık eğitimi vererek faaliyet gösteren dershaneye gittiği, yaşının on sekizden küçük olması nedeniyle kaydının ailesi tarafından yapıldığı, kazandığı indirim ve yürüyerek gidip gelebileceği mesafede olması nedeniyle ailesinin ekonomik durumunu da dikkate alarak bu dershaneyi tercih ettikleri, hakkında Anayasa'ya, kanuna, hukuka bağlı olmadan hüküm verdiğine, tarafsız ve bağımsız davranmadığına dair tek bir iddianın dahi bulunmadığı, açığa alma, ihraç kararı ve yürütülen yargılama sırasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa, kanun hükümleri, evrensel hukuk kurallarının yok sayıldığı, adil yargılanma hakkı, özel hayata saygı hakkı gibi en temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği, Daire kararının, birbiri arasında bile çelişkili olan tanık ifadelerinden hangisine neden itibar edildiği, itibar edilen beyandaki hangi iddia ile örgüt içerisinde yer aldığı ve bağımsız adayları desteklediği kanaatine ulaşıldığına dair gerekçe içermediği, FETÖ silahlı terör örgütü ile sempati düzeyinde bir yakınlaşmasının dahi olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği, söz konusu kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 12/02/2021 tarih ve E:2016/45548, K:2021/245 sayılı kararı Kurulumuzun 13/03/2023 tarih ve E:2021/2826, K:2023/456 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 12/02/2021 tarih ve E:2017/2218, K:2021/246 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 13/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.