T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2870
Karar No : 2023/711
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2021 tarih ve E:2017/4441, K:2021/501 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle 24/08/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/03/2021 tarih ve E:2017/4441, K:2021/501 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2016/41733 esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan davacı hakkında beraat kararı verildiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, örgüt toplantılarına katıldığına, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, staj döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle 24/08/2016 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 339. maddesinin 2. fıkrasında yer alan koşulların davacı yönünden gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığından davacının yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulması isteminin kabul edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmıştır.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararında, tanık beyanlarına karşı beyanda bulunmadığı iddia edilmişse de, Danıştay Beşinci Dairesinin E:2016/41733 sayılı diğer dava dosyasına göndermiş olduğu tüm bilgi ve belgelerin temyiz aşamasında temin edilmek suretiyle bu dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesi gerektiği; 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı KHK'nin) 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kuralın Anayasa'nın 15 ve 121. maddelerine aykırı olduğu; olayda adil yargılanma hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ve ayrımcılık yasağının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği; savunma hakkının tanınmadığı, ihraç kararının gerekçesiz olduğu ve kişiselleştirilmediği; Tanık A.B.'yi tanımadığı, hakkındaki ifadelerinin kurmaca olduğu, tanığa usule uygun bir teşhis yaptırılmadığı, tanığın ağır ceza mahkemesince alınan beyanlarında, özlük dosyasından anlaşılabilecek ayrıntılı bilgileri aktardığı; tanık R.A ile staj zamanından yüzeysel bir tanışıklığı olduğu, İzmir Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi mezunu olmakla birlikte ne Selçuk ne de Ankara mezunlarıyla herhangi bir fiziki, maddi bir ilişkisi ve iletişiminin olmadığı, Konya'da ailesinin bulunduğu, dolayısıyla derslerine evinde çalıştığı, stajının ekseriyetini de Konya'da yaptığı, bunun dışındaki sürelerde ise Ankara'da kız kardeşinin evinde ve akademide stajını geçirdiği, mezuniyete göre evlerde kalan mensupların ayarlandığı bir sistemde kendi dönemleriyle ve mezun oldukları okulla hiçbir ilgisi olmayan kendisinin ne şekilde bunlarla aynı evi paylaşabildiği konusuna tanıkların değinmedikleri, R.A.'nın idarenin savunma dilekçesinde geçen ifadesinin, stajdan sonra olmayan örgüt bağlantısının koptuğunu söylemesinin, sonradan beyanını değiştirip örgüt bağlantısının kopup kopmadığını bilmediğini söylemesinin yalan olduğu; tanık M.Ö.'yü tanımadığı, aleyhine ifade veren bu şahsın iki kez ifadesini almak için yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesince talimat yazılmışsa da kendisine ulaşamadığı, ceza soruşturması sırasında pek çok kişi hakkında verdiği ifadesinin bir yerinde hakkında, Konya'da cemaat/örgüt evinde birlikte kaldığı yalanını söylediği, asılsız ve çelişkili beyanlarını zaman ve yer bildirmek suretiyle açıklamadığı; tanık A.D'nin ceza yargılamasında da karalayıcı ve mesnetsiz, yoruma dayalı beyanlarda bulunduğu, tanığın Aksaray'da darbe teşebbüsü öncesinde başlattığı soruşturmada sevk ettiği şüpheliler hakkında hukuki gerekçelerle verdiği kararların terör örgütü üyeliğine, irtibatına ya da iltisakına delil olamayacağı, bu konudaki disiplin soruşturmasında ceza verilmesine yer olmadığına hükmedildiği; tanık A.A. ile cemaat ya da örgüt mensubiyeti gibi bir ilişkisinin olmadığı, kendisinin de böyle bir örgüt ilişkisi içinde bulunduğunu bilmediğini ceza yargılamasında anlattığı, bu ifadelerin dikkate alınması gerektiği, tanığın yer ve zaman gösteremediği, Aksaray'da görev yaptığı sıralarda 17-25 Aralık 2013 tarihine kadar kendisini kaç kez sohbet toplantılarında gördüğünü anlatmadığı, bu tanığın sözlerinin uydurma olduğu; diğer tanık A.A.'nın, aleyhe beyanlarını kabul etmediği, ceza yargılamasında hâkimi olduğunu söylediği dava dosyasını hatırlamadığı, bu dosya incelenmeden ne demek istediğinin anlaşılamayacağı, bu ifadeye itibar edilemeyeceği; tanık R.G.'nin, ilk ifadesinde, kendisi hakkında terör örgütü üyeliği suçu kapsamında hiçbir eylem ya da vakıa isnadında bulunmadığı, muğlak, önemsiz karalayıcı sözler söylediği, sonradan Ağır Ceza Mahkemesine talimat yoluyla verdiği ifadesinde aleyhe beyanlarını sehven verdiğini anlattığı; Milli Eğitim Bakanlığının faaliyette bulunmasına izin verdiği özel bir dershaneye giderken, bir terör örgütünün eğitim kampına gittiğini düşünerek hareket etmediği, bu dershanede kendisine özel bir tarifenin uygulanmadığı; ceza yargılamasında oybirliği ile beraatine karar verildiği, ceza dosyasındaki belgelerin terör örgütü ile irtibat veya iltisakının olmadığını gösterdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan beraatine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile beraat kararının "eksik inceleme ile hüküm kurulması" yolundaki gerekçelerle bozulduğu, bunun üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… esasına kaydı yapılan dosyada davacının ceza yargılamasına devam edildiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/03/2021 tarih ve E:2017/4441, K:2021/501 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.