T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2873
Karar No : 2023/776
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 18/05/2021 tarih ve E:2017/7180, K:2021/1386 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/05/2021 tarih ve E:2017/7180, K:2021/1386 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmada … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla, davacıya isnat edilen silahlı terör örgütüne üyelik suçundan dolayı hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte yeterli ve somut delil ve şüpheye ulaşılamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği; UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 10/05/2019 tarihinde kesinleştiği,
Davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan dolayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının idari yargılama yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının üniversite döneminde FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı yurt veya evde kaldığına ilişkin tanık ifadelerine karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, FETÖ ya da benzeri herhangi bir terör örgütüyle irtibatı ve iltisakının bulunmadığı, adli makamlarca yapılan soruşturma neticesinde de kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiği, idare tarafında da davacıyı suçlayıcı herhangi bir kanıta ulaşılamadığı halde itirafçı beyanlarına itibar edilerek meslekten çıkarıldığı, 2004-2008 yılları arasında örgüt evlerinde kaldığı yönündeki tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, 2004 yılında Ankara Hukuk Fakültesini kazandığında devlet yurdu çıkmadığı için bir arkadaşı ile eve çıktığı, bu kişinin FETÖ ile ilgisinin bulunmadığı, sonrasında babasının polis olması nedeniyle Polis yurdunda kaldığı, davacının örgüt evlerinde hiçbir zaman kalmadığı, ayrıca o tarihlerde örgütün evlerinde kalma fiilinin suç olmadığı, üniversiteye hazırlık döneminde muhafazakarların gittiği Sakarya dershanesine gittiği, ancak maddi sebeplerle devam edemediği, 10-15 yıl önce örgüt evlerinde kaldığını beyan eden kişilerin halen meslekte olduğu ancak kendisinin meslekten çıkarıldığı, davalı idarenin davacıyla aynı durumda olan kişileri meslekte tutup kendisi hakkında meslekten çıkarma cezası vermesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, D.U ve E.Ü isimli kişilerin beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, E.Ü adlı kişinin davacının aleyhine bir beyanın olmadığı, eşiyle Akademide tanıştığı, eşinin de örgütle bir ilgisinin olmadığı, mesleğe atandıktan sonra babası ile görüntülü görüşmek için Tango gibi uygulamaları kullanıp sildiği, eşinin dil eğitimi nedeniyle yurt dışında bulunduğu dönemde de ailesiyle görüntülü konuşabilmek için kakao talk uygulamasını kullanmış olabilecekleri, ancak bu uygulamaları kullanmış olmasının örgütle bir ilgisinin olmadığı, Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 10/05/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/05/2021 tarih ve E:2017/7180, K:2021/1386 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 13/04/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmada … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla, davacıya isnat edilen silahlı terör örgütüne üyelik suçundan dolayı hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte yeterli ve somut delil ve şüpheye ulaşılamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği; davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 10/05/2019 tarihinde kesinleştiği, meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan işbu davada ise; davacı hakkında tanıklık yapan iki kişinin beyanları, davacının lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik kendi beyanı değerlendirilerek, bunların davacının söz konusu terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösteren deliller olduğunun kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu kararın verildiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise; temyizen bakılmakta olan dosyada, davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan deliller ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığından, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğundan bahisle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık, aksi değerlendirmeyle verilen Daire kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle, davacının temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.