T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2884
Karar No : 2022/3608
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/04/2021 tarih ve E:2016/57876, K:2021/924 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/04/2021 tarih ve E:2016/57876, K:2021/924 sayılı kararıyla;
Davacının bu dava dosyası ile Dairelerinin E:… sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesine ilişkin talebinin yerinde görülmediği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, davacının ceza yargılaması sonucunda beraat etmiş olmasının idari yargılama yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgüt içerisinde "Dörtlük" diye tabir edilen sempatizan kategorisinde bulunduğuna ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün etkin olduğu dönemde Anayasa Mahkemesine raportör olarak getirilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemlerin Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'ndaki hükümlere ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu, hakkında hiçbir somut neden ve delil ortaya konulmaksızın meslekten çıkarma cezasının uygulandığı, savunma hakkı tanınmadığı, soyut ve genel ifadelerle meslekten çıkarıldığı, suç ve cezaların geri yürümezliği ve hukuk güvenliği ilkeleri gereği uyuşmazlıkta olağanüstü hal hükümlerinin uygulanamayacağı, suç ve cezaların şahsiliği, etkin soruşturma, silahların eşitliği ilkelerinin, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, 667 sayılı KHK'nın onaylanmasına dair Kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği, söz konusu kararın istinaf incelemesi sonucunda … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile istinaf isteminin esastan reddedildiği ve anılan kararın 25/11/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/04/2021 tarih ve E:2016/57876, K:2021/924 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 14/12/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava; davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iktisak ve irtibatının olduğu gerekçesi ile meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu, Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; temyiz istemine konu … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda davacı hakkındaki tanık beyanları alınmış, bu beyanlarda;
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan R.Ü.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı;" ....F.B. Ve ...'nun Anayasa Mahkemesi raportörü oldukları dönemde bildiğim kadarıyla örgütle organik bağları yoktu. "Dörtlük" diye tabir edilen sempatizan kategorisinde değerlendirildiklerini tahmin ettiğim bu kişilere cemaatin gündeme dair notları iletilmiyordu diye biliyorum. Ben bu durumu örgüt üyesi raportörlerin farklı farklı zamanlardaki konuşmalarından anlamıştım. Ayrıca ...'nu R.B. takip ediyordu. ..."
Anayasa Mahkemesi Komisyonu tarafından "..." mahlasıyla ifadesi alınan gizli tanığın, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan 27/09/2016 tarihli beyanı; "...Ben HSK’nın 16 Temmuz 2016 tarihli açığa alma işlemine kadar Anayasa Mahkemesinde raportör olarak görev yapıyordum ve mahkemede Fetullah Gülen Cemaati olarak bilinen yapıya mensup idim. Mahkemede üyeler A.A. ve E.T.’nin, bu yapı içerisinde olduğunu biliyorum. Raportörlerden ise M.O.K., B.K., A.K., M.B., M.Ç., M.A., H.E., H.A., A.Ç., M.E., C.D., S.E., M.S., İ.Ç., H.T.G., M.Ç., R.B., E.T., M.A., S.A., A.Ö., Ö.D., B.Y., C.Ş., Ş.D., A.Y.V., S.Ç., R.Ü., H.M.A., Ö.Ö., D.B., S.Y. ve O.T.’nin aynı yapı içerisinde olduğunu biliyorum. Cemaat yapılanmasında cemaate tam olarak mensup olan, aidatını ödeyen, sohbetlere katılan kişiler beşlik (5’lik) olarak adlandırılmaktadır. Cemaate sempatisi olmakla birlikte cemaatle organik bağlantısı olmayan fakat kendileri ile ilgilenilen kişiler ise dörtlük (4’lük) olarak nitelendirilmektedir. .......’nun da cemaatle organik bir bağı olmamakla birlikte bu kişi bire bir takip ediliyordu. Bu kişiyi R.B.’ nin takip ettiğini biliyorum, bu takip, evine gidip sohbet etmek, kitap okumayla sınırlıydı, yoksa onun haricinde başka özel bir bilgi iletilmiyordu. Bu kişinin de mahkemedeki cemaat yapılanmasına karşı sempatisi vardı, onlarla birlikte oturur kalkardı. Kendisini dörtlük (4) olarak niteleyebilirim...”
Anayasa Mahkemesi Komisyonu tarafından "…" mahlasıyla ifadesi alınan gizli tanığın, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan 26/09/2016 tarihli beyanı; “.......Ben Anayasa Mahkemesinin eski raportörlerindenim ve Fetullah Gülen Cemaati olarak bilinen yapıyla ilişkiliydim. Dolayısıyla buradaki yapılanmayı biliyorum. Yaklaşık bir yıl önce ben mahkemeden kendi isteğimle ayrıldım ve başka bir ile tayin istedim. Ayrılmamın nedeni cemaatten kopmaktı. Nitekim 15 Temmuz darbe girişiminden yaklaşık iki ay önce birlikte çalıştığım mahkeme başkanına giderek yapıdan kopmak istediğimi ve bildiklerimi kendisine anlattım. Bu konuda Cumhuriyet savcılığına da ifade verdim. Yürüttüğünüz araştırma ve inceleme ile ilgili şu bilgileri verebilirim. Mahkemede çalıştığım dönemde Anayasa Mahkemesinin eski üye ve raportörlerinden A.A., E.T., M.O.K., A.K., B.K., M.B., E.T., M.E., H.M.A., R.B., R.Ü., Ö.D., A.Ö., İ.Ç., H.E., M.S., A.R.Ç., H.T.G., S.A., D.B., Ö.Ö., O.T., A.Y.V., S.Y., M.A., S.E., M.Ç., H.A., M.A., B.Y., C.D., Ş.D., M.Ç., S.Ç. ve C.B.Ş. isimli kişilerin cemaat üyesi olduğunu biliyorum. Bu bilgim, doğrudan gözlemlerim, ilişkilerim, bir kısmı ile ilgili olarak ise diğer cemaat üyesi olduğunu bildiğim kişilerin söylem ve tutumlarına dayanmaktadır. ........Keza Mahkemede ... da bu yapının ilgilendiği kişilerdendi. Bu kişi toplantılara sohbetlere çağrılmazdı, ancak onunla özel ilgilenilirdi. Evine R.B. ve C.Ş. gidip orada görüşmeler yaparlardı.”
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "..." mahlasıyla ifadesi alınan gizli tanığın, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan 04/08/2016 tarihli beyanı; “........Daha sonra Anayasa Mahkemesi raportörlüğüne geçtim. Anayasa Mahkemesinde raportör olarak çalışırken de bu yapıya ait arkadaşlarla görüşmeye devam ettik. Burada görüştüğüm arkadaşlar; C.Ş., Ö.D., R.Ü., A.Ö., A.K., S.A.K., R.B., Ş.D., S.Ç., İ.Ç., E.T. ve B.Y.’di. Ayrıca uyuşmazlık mahkemesinden U.Y., S.Ş.Y. ve İ.S. idi. Burada yine iki haftada bir dönüşümlü olarak sohbete devam ediyorduk. Burada işleri A.Ö. (Sayıştay Denetçisi) ile birlikte A.K. organize ediyordu. A.K. yurt dışına gidince R.B. görev aldı. Burada bazı dosyaların takip edildiğini fark ettim, bundan rahatsız oldum, bunun için ben ön incelemede çalışacağımı da söyledim. Ön büroda çalışırken önemli başvurularda bilgi notu hazırlandığı söylendi, bu arada "Anayasa Mahkemesinde cemaatçiler kadrolaşmış, bilgi notu ile çalışıyorlar" şeklinde dedikodular çıkınca raportör E.K. da bunu basına açıkladı. Ben buraya geçtikten sonra hazırlanan bilgi notlarını bir genel sekretere bir de iki başkan vekiline göndermeye başladık, yani bu bilgi notu bir uygulama şekli aldı. Buradaki bazı uygulamalar dikkat çekicidir, mesela seçim barajı ve hazine yardımı başvuruları bu yapının aklı ile BBP ve Saadet Partisine yaptırıldı. Müracaat yaptırıldıktan sonra yine FETÖ'ye üye raportör ve üyeler tarafından takip edildi. Müracaatın hemen akabinde bu başvurular ne oldu diyerek takibe başladılar. Bunun takipçisi ve akıl hocası da A.A. ve bu yapı mensubu Anayasa Mahkemesi baş raportörleridir. İstenildiği gibi çıkmadığı için A.A. azlık oyu yazdığım hatırlıyorum. Yine HSYK'dan gönderilen tetkik hakimlerinin açmış olduğu bireysel başvuruda da çok özel çaba sarf edildi. Bu kararı bu yapının tam içerisinde olmayan ...’na hazırlattılar, "ihlal kararı vardır" şeklinde taslak hazırlandı. Yapının tam ortasında olan şahıslar kendilerini öne çıkarmayarak, yine kendilerini kırmayacak, bu yapı ile kısmen temas etmiş bir kişiyi kullanmak istediler. Bu anlamda ...'i seçmişlerdi”
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "..." mahlasıyla ifadesi alınan gizli tanığın, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan 25/08/2016 - 06/10/2016 tarihli beyanları; “.......Raportörlerinden ... da bu yapının ilgilendiği kişilerden idi. ..., cemaatin sohbet gruplarına çağrılmaz ve bu itibarla katılmazdı. Ancak kendisi ile Mahkemenin diğer raportörleri R.B. ve C.Ş. özel olarak ilgilenirlerdi. Bu kişiler zaman zaman ...’nu evinde ziyaret ederlerdi.... ...'nun üniversite döneminde bir süre cemaat ile bağlantısının bulunduğu, ancak klasik anlamda cemaat üyesi olarak kabul edilmediğini duymuştum. Elazığ'da ve Ankara'da çalışmakta iken dışarıdan ziyaret edilmek suretiyle takip edildiğini duymuştum. Bu kişiler M.B. ve A.A. adlı kişiler olduğunu duydum. Eşlerinin önceden tanışması nedeniyle A.A.'nın ... ile özel bir diyalogu bulunmakta idi. Bununla birlikte ...'nun normal cemaat sohbet gruplarına dahil edilmediğini, Anayasa Mahkemesinde görev yapmakta iken R.B. ve C.Ş. ile özel olarak sohbet ettiklerini duymuştum...” ifadelerine yer verildiği,
Daire tarafından, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün etkin olduğu dönemde "Anayasa Mahkemesinde raportör" olarak görev yaptığı, netice itibariyle davacının unvanlı göreve getirilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilmek suretiyle temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır.
Daire tarafından, temyiz istemine konu kararda, davacı aleyhine ve davacının adı geçen terör örgütü ile iktisak ve irtibatı olduğuna dair başka bir bilgi, veri delile dayanılmamıştır.
Diğer taraftan, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği, söz konusu kararın istinaf incelemesi sonucunda … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile istinaf isteminin esastan reddedildiği ve anılan kararın 25/11/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Tanık ifadelerinde özetle, davacının doğrudan FETÖ/PDY terör örgütü ile bir bağlantısının olmadığı anılan örgüt tarafından takip edildiği, kendisiyle ilgilenildiği, arada bir davacının evine sohbet amaçlı gidildiği belirtilmiştir.
Toplumsal çerçevede hayatın olağan akışına uygun gerçekleşen veya var olan bu tür ilişkileri bir örgütle iltisak ve irtibatı gösterir şekilde değerlendirmek hukuken kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.
Bu nedenle; davacı hakkında terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu hususu somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulamadığından, davanın reddi yolundaki verilmiş olan daire kararının bozulması gerekirken aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.