Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/2900 E. , 2024/1637 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2900
Karar No : 2024/1637
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Asıl borçlu ... Kimyevi Maddeler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2015 yılının muhtelif dönemlerine ait gelir (stopaj), özel tüketim ve damga vergileri ile vergi ziyaı cezaları, özel usulsüzlük cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zammının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesiyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. ve mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci ve şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine davalı idare tarafından sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu ödeme emirleri muhteviyatı kamu alacaklarının bir kısmının asıl amme borçlusu şirketin beyanı üzerine tahakkuk eden; bir kısmının ise vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen vergi ve cezalardan oluştuğu, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın borçların vadesinde ödenmediği, yapılan malvarlığı araştırmasında şirketin malvarlığına rastlanılmadığı, davacının 25/11/2015 tarihinden itibaren şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatını taşıdığı, 16/01/2016 tarihinde şirketteki payını devrettiği, ancak halen şirketin kanuni temsilcisi olduğu, kanuni temsilci ve ortak olduğu dönemlerde doğan vergi borçlarının tahsili için davacı adına takibe geçildiği, öte yandan asıl amme borçlusu şirket tarafından 19/06/2017 ve 19/06/2018 tarihlerinde 7020 ve 7143 sayılı Kanunlardan yararlanmak suretiyle dava konusu ..., ..., ... sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarının yapılandırıldığının beyan edildiği, ... takip numaralı ödeme emri içeriği vergi borçlarının ise yapılandırılmadığının anlaşıldığı, yapılandırılan vergi borçlarının nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği, bu durumda yapılandırma işleminin iptal edilmesiyle birlikte asıl borçlu şirket adına yeniden ödeme emri tanzim ve tebliğ edilmesi gerekmekte olup, bu yol izlenmeksizin alacağın şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak sonuçlandırıldığı ve davacıya başvurma koşulunun oluştuğundan bahsedilemeyeceğinden, dava konusu ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği, asıl amme borçlusu şirket hakkındaki vergi inceleme raporuna istinaden 2015 yılının Ekim ve Kasım dönemlerine ait vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergilerine ilişkin şirket adına düzenlenen ihbarnameler ile ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davaların reddine dair kararların temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiği, vergi inceleme raporu ve ticaret sicil gazetesi ilanlarından anılan dönemlerde davacının şirket yöneticiliğinin henüz başlamadığının anlaşıldığı ve yöneticiliğinin başladığı tarihten önceki dönemler için tarh edilen özel tüketim vergileri ve vergi ziyaı cezalarından sorumluluğunun bulunmadığı, öte yandan, davacıdan önce şirketin yöneticiliğini yapan ... adına düzenlenen ve ... sayılı ödeme emri muhteviyatı vergi borçlarının tahsili amacına yönelik ödeme emrine karşı açılan davanın Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddedildiği ve ilgili döneme ait borçlardan bu kişinin sorumlu olduğuna karar verildiği görüldüğünden, ... sayılı ödeme emrinin de hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirket hakkında yapılan takibin kesinleştiği, davacının şirketin ortağı ve temsilcisi olduğunun ticaret sicil gazetesi kayıtlarından anlaşıldığı, kesinleşen alacaklar için yapılandırmaya başvurulmuş olmasının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Yapılandırılan borçların süresinde ödenmemesi halinde Kanun'dan yararlanma hakkının kaybedileceği, bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceğinden, şirket hakkında yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek bulunmadığı açık olup, ticaret sicil gazetesinde ilan edilen kararlar ile vergi dairesi müdürlüğü sisteminde mevcut kayıtlar arasındaki uyumsuzluğun kaynaklandığı durumlar açıklığa kavuşturulmak suretiyle ödeme emirlerinin hukukiliği incelenerek yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Asıl borçlu ... Kimyevi Maddeler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2015 yılının muhtelif dönemlerine ait gelir (stopaj), özel tüketim ve damga vergileri ile vergi ziyaı cezaları, özel usulsüzlük cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zammının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesiyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci ve şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 5766 sayılı Kanun'la değişik 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı; 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı; 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı; mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından, bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.
18/05/2017 tarih ve 30078 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7020 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesinin 6. fıkrası ile aynı hükümleri ihtiva eden ve 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un "Ortak Hükümler" başlıklı 9. maddesinin 6. fıkrasında; bu Kanun'a göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde (matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla) bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan bölge idare mahkemesi kararının dava konusu ... sayılı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası, Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır.
Kararın ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına gelince;
Yukarıda yer verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; yapılandırılan borçların tespit edildiği şekilde süresinde ödenmemesi halinde Kanun'dan yararlanma hakkının kaybedileceği, bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceği açıktır.
Bu itibarla, temyize konu kararda yer alan vergi borçlarının yapılandırma tarihi itibarıyla nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği, yapılandırma işleminin iptal edilmesiyle birlikte asıl borçlu şirket adına yeniden ödeme emri tanzim ve tebliğ edilmesi gerekirken, bu yol izlenmeksizin alacağın şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak sonuçlandırıldığı ve davacıya başvurma koşulunun oluştuğundan bahsedilemeyeceği yolundaki yargısında isabet görülmemiş olup, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un limited şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin 35 ve mükerrer 35. maddeleri ile 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında davacının sorumluluğuna yönelik olarak yapılacak inceleme ile ulaşılacak sonucuna göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması icap etmektedir.
Öte yandan, dava dosyasında yer alan davalı idarenin kayıtlarını gösterir belgeler ile muhtelif tarihlerde ticaret sicil gazetelerinde ilan edildiği görülen şirketin ortaklık ve kanuni temsilcilik yapısına ilişkin kararlar bir arada irdelendiğinde, davacının ortak ve kanuni temsilci sıfatının başlangıç ve bitiş tarihleri arasında bir uyumsuzluğun görüldüğü ve açık şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, yeniden yapılacak incelemede bu durumun da göz önüne alınarak karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu ... sayılı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın, ..., ... ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere, dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.