T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2941
Karar No : 2023/862
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2021 tarih ve E:2017/4292, K:2021/1458 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2021 tarih ve E:2017/4292, K:2021/1458 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçildiği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında 'FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak' suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde … Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunun … tarih ve Soruşturma No: … , Karar No: … sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği; UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 02/11/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü,
Davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de anılan kararın idari yargılama yönünden bağlayıcı bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının staj döneminde örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversiteye hazırlık sürecinde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, örgüt toplantılarına katıldığına ve çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik kendi beyanının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, terör örgütüne üyelik suçlamasıyla ilgili hakkında açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, benzer suç isnadıyla verilen meslekten çıkarma cezasına ilişkin bu yargılamada anılan kararın göz önünde bulundurulması gerektiği, aleyhindeki tanık beyanlarının somut olgu ve olaylara ilişkin olmadığı, sadece durum ve kanaat bildirir beyanlar olduğu, tanık H.U'nun ifadesinde aleyhine bir husus olmadığı, davacının FETÖ'ye üyelikten ihraç olan hakim ve savcıların etkisinde kalarak örgüt üyeleri lehine karar vermediği, Yüksek Mahkeme tarafından verilen bozma kararları üzerine ilk kararlarında ısrar etmediği, diğer tanık M.K.Ö isimli kişiyle aradaki kıdem farkı nedeniyle yakından tanışmadıkları, o yüzden bu kişinin beyanının sadece gözlem ve kanaatten oluştuğu, HSK seçimleri esnasında adaylara mesafeli olan herkesin FETÖ ile ilişkisi olduğu yönünde yanlış bir kanaatin olduğu, davacının bu örgütle hiçbir ilgisinin olmadığı, tanık Y.K'nın beyanlarının ise tamamen yalan ve iftiradan ibaret olduğu ve itibar edilmemesi gerektiği, çocuklarını Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen yasal izinlerini alarak faaliyette bulunan özel okullara göndermiş olduğu, bunun ihraç kararına gerekçe yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğu, 30 yıl önce gittiği dershanenin örgütle bağlantılı olması ya da bir kaç veli toplantısı ve iftar yemeğine gitmiş olmasının suç olmadığı, OHAL dönemi yürürlüğe giren 667 sayılı KHK'ya göre geçmişe yönelik düzenlemeler getirilmiş olduğu ancak suç ve cezaların geçmişe yürür şekilde uygulanmasının hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, ihraç işlemi ile özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu, kovuşturmama kararına rağmen ihraç işleminin iptal edilmemiş olmasının masumiyet karinesi ilkesine aykırı olduğu, ayrıca aynı fiilden dolayı iki kez cezalandırılma yoluna gidilmesinin de AİHS 'ne ek 7 protokolün 4. maddesinin ihlali anlamına geldiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması talebi görüşülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, … Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunun … tarih ve Soruşturma No: … , Karar No: … sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 02/11/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/05/2021 tarih ve E:2017/4292, K:2021/1458 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan … -TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 27/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.