T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3056
Karar No : 2023/338
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/03/2021 tarih ve E:2017/4780, K:2021/849 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının karar tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/03/2021 tarih ve E:2017/4780, K:2021/849 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza yargılamasının … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına ve "ev ablalığı" görevi yaptığına, hakim-savcı adaylığı yazılı yarışma sınavına örgüte ait mahrem hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına, hakim savcı adaylığına başladıktan sonra örgüt talimatı doğrultusunda örgüte ait staj evlerinde ve akademi yurdunda kaldığına, yapı evliliği yaptığına, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde örgüt lehine faaliyette bulunduğuna ve diğer hususlara yönelik davacı hakkındaki tanık beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, gerekçeli kararda hiçbir somut gerekçenin yer almadığı, tanık beyanlarının tek delil olduğu, tanıkların ise şüpheli ve hakkında soruşturma açılan kişiler olduğu, itirafçı tanık beyanlarının esas alındığı, somut bilgi içermeyen bu beyanlara itibar edilemeyeceği; tanıklardan …'nin beyanlarının aleyhine olmadığı, … isimli tanıkla 15 gün kadar aynı evde kaldıkları ve bu sürenin örgütle iltisak ve irtibatlı olduğunu kabul etmek için yeterli bir süre olmadığı; …'nin dönem arkadaşı olduğu ancak anılan kişinin davacıyı tanımadığı, ifadesine bu sebeple itibar edilmemesi gerektiği; … isimli tanığın davacının cemaatle ilgisinin olup olmadığını bilmediği yönündeki lehe ifadesinin dikkate alınmadığı; … isimli kişinin beyanlarının eşiyle ilgili olduğu, kendisiyle ilgili olmadığı, tanık beyanları doğru kabul edilse bile 2011-2012 yıllarına ilişkin olduğu, daha sonraki yıllara ilişkin aleyhine değerlendirilecek tanık beyanı bulunmafığı, Daire tarafından bütün tanık beyanlarının doğru kabul edildiği; ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesi gerektiği, davacının 17/07/2016 tarihinde tutuklandığında 667 sayılı KHK'nın yürürlükte olmadığı, sonradan yürürlüğe giren bir normu ihlal etmesinin mümkün olmadığı, geçmişe yürümezlik ilkesinin ihlal edildiği, savunma hakkının etkin bir şekilde kullandırılmadığı, Yargıda Birlik Derneğine üye olmayan hakimlerin ayrımcılığa uğratıldığı, aleyhine beyan veren tanıklar ile aleyhine karar veren hakim ve savcıların araştırılarak gerekirse reddi hakim kararı verilmesi gerektiği, dava konusu işlemin etki ve sonucunun OHAL'in sona ermesiyle sona ermesi gerektiği, dava konusu işlemle ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği, davacının mesleki sorumluluklarına aykırı bir davranışı olmadığı, davalı idare tarafından sunulan delillerin gerçeği yansıtmadığı, ayrıca idarenin delillerini hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde ettiği, dava konusu işleme dayanak alınamayacağı, dava konusu işlemin dayanağı olan mevzuat hükümlerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yorumladığı anlamda kanunilik ilkesini karşılamadığı, dava konusu işlemin Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan kamu davası açıldığı ve karar tarihinde ceza yargılamasının … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiği görülmektedir.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 30/03/2021 tarih ve E:2017/4780, K:2021/849 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 27/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.