T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3162
Karar No : 2023/1797
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … İnşaat Petrol Turizm Taşımacılık ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait amme borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu … tarih ve …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …sayılı ödeme emirleri yönünden; ödeme emirleri içeriği vergi borcunun davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu … İnşaat Petrol Turizm Taşımacılık ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi (Eski unvan … İnşaat ve Petrol Ürünleri Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi)'nin 2005-2006-2007 yıllarına ait olduğu anlaşılmakla birlikte, vergiyi doğuran olayın asıl borçlu şirketin 2005-2006-2007-2008 ve 2009 yıllarına ilişkin defter ve belgelerinin incelenmek üzere ibrazı için gönderilen … tarih ve … sayılı defter ve belge isteme yazısının şirket müdürü …'a 23/07/2010 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen kanuni temsilcinin bu yükümlülüğü yerine getirmemesinden kaynaklandığı, davacının kanuni temsilcilik görevinde bulunduğu dönemler göz önünde bulundurulduğunda 2005/Şubat ilâ Aralık dönemi ile 2006/Ocak ve Şubat dönemi üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinden sorumlu tutulamayacağı gibi davacının kanuni temsilcilik görevinde bulunduğu dönemler için kanuni temsilci sıfatından doğan ve bu dönemlere ilişkin yapılacak bir inceleme sonrası tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı sorumluluğu devam etmekte ise de, davacının vergisel sorumluluğunun kendi dönemine ilişkin beyanname verilmemesi, beyan edilen borcun ödenmemesinin tespiti halinde söz konusu olabileceği, kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan kanuni temsilci veya ortakların defter ve belge ibraz etmeme eyleminden sorumlu tutulamayacağı, bu haliyle defter ve belge ibrazı ile ilgili herhangi bir yetki ve sorumluluğunun ve kendisine atfedilebilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirleri yönünden ise; davacının şirket tüzel kişiliğine ait ve şirketten tahsil edilemeyen dava konusu ödeme emirleri içeriği 2006/Aralık ve 2007/Ocak dönemleri için verilen katma değer vergisi beyannameleri üzerine 2006/Aralık dönemi için tahakkuk eden katma değer vergisi ve 2007/Ocak dönemi için tahakkuk eden katma değer vergisi ve 5035 sayılı Kanun uyarınca doğan damga vergisinden sorumlu tutulabileceğinin açık olduğu, davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilebilmesi için vergi borcunun asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk ve tebliğ safhalarından geçerek kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması gerektiği, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına kayıtlı …, …, … plakalı araçlar ile … plakalı araçların bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu araçlara (…, …, …) yakalamalı haciz işlemlerinin tesis edildiği, … plakalı aracın ise araç sistem kayıtlarında gözükmediğinden herhangi bir işlem yapılmadığı, söz konusu araçlar için 6183 sayılı Kanun'un 81. maddesi uyarınca değer tespit işlemlerinin yapılarak daha önce tesis edilen hacizlere konu alacak tutarları hususunda yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde araçların satılarak paraya çevrilmesi sonrasında dava konusu amme alacağını karşılamadığı tespit edilmeksizin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca söz konusu vergi borçlarının borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından bahisle şirket kanuni temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin istinaf başvurusuna ilişkin dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların, mahkeme kararının, dava konusu ödeme emirlerinden … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirleri dışında kalan ödeme emirlerine yönelik davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının dayandığı hukuki nedenler ve gerekçe karşısında yerinde ve bu hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, davalı idarenin, dava konusu ödeme emirlerinden … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmına yönelik istinaf istemi yönünden; … ve … sayılı ödeme emirlerine konu kamu alacaklarının asıl borçlu şirket tarafından 19/08/2016 tarih ve 29806 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı ve anılan borcun ödeme taahhüdünde bulunularak taksitlere bağlandığı, yapılandırma sonucu şirkete ait borçlara ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıktığı, yapılandırma şartlarının ihlal edilmesi durumunda daha önce ödenen tutarlar da dikkate alınarak tüzel kişiliği devam eden şirket adına ödeme emri, haciz varakası, haciz bildirisi vs. düzenleyerek takip yapılması ve ardından şirket hakkında yapılan takiplerden sonuç alınamaması durumunda kanuni temsilci sıfatıyla asıl borçlu şirket adına borçları için yapılandırma başvurusunda bulunan şirketin yapılandırma talep eden yeni kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenlenerek takip yapılması gerekirken bu yola başvurulmadan; söz konusu şirkete ait borçların, adı geçen şirketin yapılandırma talebinden önce şirket adına düzenlenen muhtelif tarih ve sayılı ödeme emirleriyle takibi yoluna gidildiğinden bahisle, borçların yeniden yapılandırması nedeniyle meydana gelen yeni borç ilişkisiyle eski kanuni temsilcinin hukuki sorumluluğunun artık sona erdiği hususu dikkate alınmadan, davacı adına düzenlenen dava konusu … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığından, mahkeme kararının, söz konusu ödeme emirleri yönünden davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasında bu gerekçeyle yasal isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek istinaf isteminin kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: … İnşaat Petrol Turizm Taşımacılık ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait olan ve adı geçen şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu zamanda şirket kanuni temsilcisi olduğu sabit olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 04/05/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.