T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3444
Karar No : 2023/470
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/04/2021 tarih ve E:2017/1832, K:2021/1169 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve ekonomik, sosyal, maaş ve sair tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/04/2021 tarih ve E:2017/1832, K:2021/1169 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında "FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak" suçunu işlediği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde E:... sayılı dosyada ceza soruşturmasına başlanıldığının görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın incelenmesinden; davacının 359056 ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adayı olarak seçimlere katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Danıştay üyesi olarak görevlendirilmesinin, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi, ekonomik, sosyal, maaş ve sair tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından, dava açma süresi geçtikten sonra verilen ve 09/05/2020 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren savunmaya cevap dilekçesi ile dava konusu işlemden doğan maddi zararların ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından karara bağlanmadığı, unvanlı göreve atanmanın örgüt ile irtibat ve iltisak iddiasına dayanak oluşturduğunun ileri sürülmesinin Dairenin kendisini davanın tarafı haline getirdiği, dava konusu işlemin esas ve usul yönünden hukuka aykırı olduğu, işlemin dayanağını oluşturan KHK'nın da usul yönünden hukuka aykırı olduğu, dava konu işlemin tesis edildiği tarihte FETÖ diye bir örgütün bulunduğuna dair kesinleşmiş bir yargı kararının mevcut olmadığı, 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu, dava konusu işlemle idare tarafından yargılanarak mahkum edildiği, yargılama ve ceza verme yetkisinin mahkemelere ait olduğu, ayrıca olayda ceza yargılamasının diğer esaslarının da hiç uygulanmadığı, birçok temel hakkın ihlal edildiği, aynı gerekçelerle dört defa cezalandırılmak istendiği, Daire kararında dava konusu işlemin disiplin işlemlerinden farklı olduğu, dolayısıyla savunma alınmasının gerekmediği ileri sürülmekteyse de, dava konusu işlemin disiplin cezasından çok daha ağır bir işlem olması nedeniyle savunma alınmaksızın tesis edilemeyeceği, temyize konu kararda AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı gibi hallerde dava konusu işlem gibi işlemlerin tesis edilebileceği belirtilmekteyse de, dava konusu işlemin böyle bir tehlikeyi ortadan kaldırmakla ilgisinin bulunmadığı, usulsüz bir şekilde başlatılan bir soruşturmada elde edildiği ileri sürülen şeylerin delil niteliği taşımadığı ve dikkate alınamayacağı, ByLock kullanmadığı, ByLock'a ilişkin iddiaların delil niteliğinde olmadığı, tanık beyanlarının usulsüz soruşturmalar sırasında alınması nedeniyle geçersiz olduğu, Dairenin dava boyunca ileri sürdüğü birçok iddiayı karşılamadığı ya da gerekçe belirtmeden davayı reddettiği, örneğin “kanunsuz ceza ve suç olmaz” ilkesine ilişkin ceza hukuku açısından inceleme yapmadığı, iltisak, irtibat gibi kavramların tanımlarının Kanun'da ve ilgili KHK'da olmamasını bu ilke açısından değerlendirmediği, adil yargılama ilkesinin ceza hukukuna ilişkin yönünün bu olayda neden uygulanmadığını ortaya koymadığı, seri dava niteliğinde olan bu dava için karşı tarafa tam vekalet ücretinin ödenmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturmasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının E:… sayılı dosyasında devam etmekte olduğu anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza soruşturması sonucu verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/04/2021 tarih ve E:2017/1832, K:2021/1169 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 13/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.