T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3454
Karar No : 2023/343
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…
VEKİLİ :Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ :Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 28/06/2021 tarih ve E:2016/57609, K:2021/2330 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/06/2021 tarih ve E:2016/57609, K:2021/2330 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
… Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan davacı hakkında beraat kararı verildiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt içinde 4. derece olduğuna, örgütsel faaliyetlere katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından düzenlenen rapora göre, davacının eşi ...'ye 10/04/2017 tarihinde … (Avrupa Hakimleri Derneği Fonu) tarafından EFT yoluyla 1.581,64 TL gönderildiğinin tespit edildiği, davacının eşi tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ve özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, idari işlem tesis edilirken somut dayanaklarının nesnel bir şekilde ortaya konulması gerektiği, Daire kararında sonradan ortaya çıkan delillerin kabul edilebilir olduğunun belirtilmesinin hukuka aykırı olduğu; OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde meslekten çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ve bu hükmü onayan 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin geçerliliği kalmadığından hakkında uygulanan işlemin yasal dayanağı olduğunun iddia edilemeyeceği; 2802 sayılı Kanun'u işlevsiz hale getiren düzenlemeler getirilmek suretiyle ilgili Kanun'da hâkim ve savcılara tanınan usuli güvence olan savunma hakkı hiçbir aşamada ve şekilde verilmeyerek, Anayasa'nın 129/2. maddesi ve AİHS'nin 6/3. maddesinin ihlal edildiği; Dairenin temel insan hakları ihlallerini incelemeden, insan hakları ihlallerini sadece “özel hayata saygı hakkına” indirgeyerek, onun da OHAL gerekçesi ile ihlal edilmediğine hükmettiği, OHAL'in 18/07/2018 tarihinde sona erdiği değerlendirilmeden, devam eden özel hayata saygı hakkı ihlalini OHAL gerekçesi ile reddetmenin, Anayasa'nın 15 ve 121, AİHS'nin 15 ve BM MSHS 4. maddelerinin ihlali olduğu; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin, masumiyet karinesinden yararlanma hakkının, AİHS'nin 6/1,3 maddesinde yer alan hak, güvence ve ilkelerin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, lekelenmeme hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, non bis in idem ilkesinin, adil yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; ceza yargılamasında delil güvenilmezliği ve hükme esas alınamayacağına dair kabul ve değerlendirme mevcutken aynı delilin idare mahkemesince güvenilir kabul edilip hükme esas alınmasının hukuki dayanağının olmadığı; itirafçı ve tanık beyanlarının özgür iradeye dayanmadığı, cezadan kurtulmak ya da mesleğe dönebilmek amacıyla verildiği; ... ile tek ortak yanının aynı yıllarda aynı fakültede okumak olduğu, belirtilen tarihlerde anılan yurtta kalmadığı, o dönemde … Mahallesinde öğrenci evinde çekilmiş bazı fotoğrafları ceza dosyasına delil olarak ibraz ettiği, tanık beyanlarını kabul etmemesi ve başka tanıkların dinlenilmesi talebinin ceza mahkemesince kabul edildiği ve bu tanıkların yurtta kalmadığını doğruladığı, davalı idarece lehe olan tanık ifadelerinin bildirilmediği, HTS kaydına göre de tanık ve yurtta kalan diğer kişilerle iletişiminin olmadığının görüldüğü, yurtta başka kimseler tarafından kendisi hakkında beyanda bulunulmadığı, tanığın maddi gerçeğe aykırı beyanının hükme esas alınamayacağı; ….'yü aynı dönem staj yapması nedeniyle tanıdığı, tanığın … ve .. isimli kişilerin kendisinin ev arkadaşı olduğunu iddia etmişse de, ….'nün yargılandığı dosyadaki bazı tutanakların dosya arasına alındığı, buradaki beyanında kendisinin ev arkadaşı olduğundan bahsetmediği, kendisiyle hiçbir zaman aynı evde kalmadığı, ...'nın dosyasında da kendisinden bahsedilmediği, tanığın anlatımlarına itibar edilmeyerek beraat kararı verildiği, kendisi tarafından bildirilen 2 tanığın staj döneminde nerede kaldığına ilişkin beyanda bulundukları, ... ile görüşmesinin olmadığı, ... ile ise sadece bir kez görüştüğü, ev arkadaşı olsalar bu kişileri defaatle aramasının gerektiği; ...'nin beyanlarının kendi hakkında dahi delil olarak kabul edilmediği, tanığın etkin pişmanlıktan yararlanarak beraat ettiği ve ihraç edilmediği, istifa ettiği, kendisi aleyhine beyanda bulunduğu, hukuki menfaati doğrultusunda beyanda bulunan tanığın beyanlarının hükme esas alınamayacağı, ceza mahkemesi tarafından da tanığın anlatımının çelişkili olduğunun teyit edildiği; para transferinin dava tarihinde dahi ortada olmadığı, bu olayın idari işleme dayanak alınamayacağı, iddia edilen para transferi sırasında tutuklu olduğu, bir para transferi varsa eşi tarafından yapılmış olabileceği, eşinin yaptığı eylemden ötürü cezalandırılamayacağı, usul ve yasaya aykırı değerlendirme sonucu verilen ret kararın temyizen bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan davacının beraatine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "Mahkeme kabulü, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın üniversite eğitim hayatında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir yurtta kaldığı, hakim adaylığı stajında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir staj evlerinde kaldığı nazara alındığında, öncelikle sanığın başkası adına kayıtlı olup kendisi tarafından kullanılan başkaca hatlarının olup olmadığının tespitine çalışılarak örgütsel bir iletişim ağı kullanıp kullanmadığının saptanması, var ise buna ilişkin ilgili birimlerden tutanakların (Bylock tespit değerlendirme tutanağı vb.) getirtilmesi, yine UYAP veri havuzunda inceleme yapılarak sanıkla ilgili herhangi bir bilgi belge var ise onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilmesi, gerekirse bu kişilerin tanık olarak dinlenilmesi, ayrıca hakim-savcı staj evlerinde birlikte kaldıkları anlaşılan ..., ..., ... ve ... isimli kişilerin kendi dosyalarındaki aşama beyanlarının dosyaya getirtilmesi, tanık olarak dinlenmeleri, karardan sonra dosya içerisine gönderilen ...'ya ait ifade ve teşhis tutanaklarının CMK'nın 217. ve devamı maddeleri uyarınca duruşmada sanık ve sanık müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması, gerektiğinde duruşmada tanık olarak dinlenmesi, örgüt mensupları hakkında soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği bir çok itirafçı tanığın beyanları ile örgüt mensuplarının ortaya çıkarıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında başka dosya şüphelisi veya sanıkları tarafından etkin pişmanlık kapsamında veya tanık olarak alınan ifadelerde sanıkla ilgili bir beyan veya teşhisin bulunup bulunmadığının örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırılarak var ise bu beyanların temini ve beyanda bulunanların tanık sıfatıyla dinlenilmesi, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması," gerekçeleriyle bozulduğu, bunun üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… esasına kaydı yapılan dosyada davacının ceza yargılamasının devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 28/06/2021 tarih ve E:2016/57609, K:2021/2330 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 27/02/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.