T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3554
Karar No : 2023/979
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2017/2156, K:2021/2053 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile kesinleşen aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2017/2156, K:2021/2053 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediği anlaşıldığı; davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının idari yargılama yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait yurtta kaldığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Bylock yazışma içeriği ve dijital materyal yönünden, davacının adı ve soyadına açıkça yer verildiği görülen bylock yazışma içeriğinin ve davacının dijital materyalleri üzerinde yapılan inceleme sonucu tespit edilen hususların diğer tespitlerle birlikte incelenmesinden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, OHAL döneminde çıkarılacak kararnamelerin, OHAL süresince geçerli olacak düzenlemeler içermek zorunda olduğu, bu kararnameler ile nihai sonuç doğuran işlemlerin ve düzenlemelerin tesis edilemeyeceği, bu hususun Anayasa Mahkemesinin içtihatları ile sabit olduğu, hal böyleyken OHAL süresini aşan ve nihai sonuç doğuran işlem tesis edildiği, OHAL süresince geçerli olacak KHK ile yeni bir disiplin suçunun tesis edilemeyeceği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği; suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi ile suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği; dava konusu işlem tesis edilir iken 2802 sayılı Kanun'da yer alan hiçbir usul hükmüne uyulmadığı; savunma hakkı tanınmadığı, kişiselleştirme yapılmadığı; bağımsızlığını ve tarafsızlığını ne şekilde yitirdiğine ilişkin somut ve şahsi bir açıklama yapılmadığı, delil ortaya konulmadığı; işlemin tesis edildiği anda bir tane dahi delilin mevcut olmadığı ve yargılama kapsamında dosyaya sunulmadığı, delil ve eylemlerin tamamının ihraç tarihinden aylar sonra ya hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, ya da yasal eylemlere ilişkin bulgular olduğu; Yargıtayın ve ilk derece ceza mahkemesinin delil olarak kabul etmediği, bylock kırıntısına ilişkin bulguların, üstelik işlem tarihinden aylarca sonrasına ilişkin olmasına rağmen, aleyhinde delil olarak kabul edildiği, bylock kullanımına ilişkin bulgunun tamamen ve mutlak olarak hukuka aykırı delil kapsamında olduğu ve bu nedenle aleyhine dikkate alınmasının kararı da hukuka aykırı hale getirdiği, zira yerleşik yargı kararlarına göre, istihbari bilgi ve bulguların delil olarak kullanılamayacağı, yerleşik yargı kararlarının aksine hüküm vermenin adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği; delil olarak kabul edilen hususlardan olarak, hiç tanımadığı iki kişi arasında geçtiği iddia edilen bylock yazışma içeriklerinin olduğu, içeriği doğru kabul edilse bile kendisinin Ulukışla' da hiç görev yapmadığı ve bulunmadığı, kaldı ki iki kişinin arasında geçen konuşmada isminin zikredilmesinin kendisini terör örgütü ile iltisaklı hale getirmeyeceği; tanık beyanlarının çoğunun gerçek dışı ve iftira niteliğinde olduğu, bir kısmının da yasal eylemlere ilişkin olduğu; kararla, adil yargılanma hakkının, özel ve aile hayatına saygı hakkının, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, makul sürede yargılanma hakkının, savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle yine adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması talebi görüşülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacının ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/06/2021 tarih ve E:2017/2156, K:2021/2053 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 08/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.