T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/359
Karar No : 2023/2423
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten, … adına velayeten .. ve …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL
(DAVALI YANINDA) : … Sigorta Şirketi
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, kalp içi kitle teşhisiyle ... Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirilen takip ve tedavi sürecindeki tıbbi uygulama hataları ve hastanenin hijyen konusundaki eksiklikleri nedeniyle ...'ın sağ gözünün görme yetisini %90 oranında kaybettiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık ... için şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, anne ... için şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, baba ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının reddine, manevi tazminat istemine ilişkin kısmının ise kısmen kabulüne, kısmen reddine ve toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; davacıların ve davalı idarenin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, meydana gelen enfeksiyonun hastane kaynaklı olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunda özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı belirtildiğinden davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, diğer gözde de görme kaybı olduğundan bu durumun tazminat miktarı bakımından değerlendirilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, meydana gelen zarar komplikasyon olduğundan tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu; davalı idare yanında müdahil olan … Sigorta Şirketi tarafından, meydana gelen zararın komplikasyon olduğu, zarar ile idare eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacılar ve davalı idare tarafından, karşılıklı temyiz istemlerin reddi gerektiği savunulmuş; davalı idare yanında müdahiller tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin incelenmeksizin reddi, davacı ve davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan ... yirmi sekiz günlük bebek iken morarma, huzursuzluk ve hızlı nefes alıp verme şikayetleri ile 07/05/2014 tarihinde İzmir Şifa Hastanesine başvurmuş, burada yapılan muayene sonrasında taşikardi ve takipne nedeniyle ... Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine yönlendirilmiş, ... Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin acil servisinde kardiyoloji konsültan hekimi tarafından değerlendirilmiş ve intrakardiyak kitle ön tanısı ile yoğun bakım ünitesine yatırılmış, 09/05/2014 tarihinde ilk defa istenilen göz konsültasyonu nedeniyle yapılan muayenede kornea alt yarıda lagoftalmiye bağlı korneal ülser izlenmesi üzerine ... için ilaç ve göz kapama tedavisi önerilmiş, keratit oluşumu nedeniyle 21/05/2014 tarihinde yeniden göz konsültasyonu istenmiş ve yapılan değerlendirme sonrasında alınan kültürde pseudomonas aeruginosa bakterisinin ürediği görülmüş ve buna yönelik antibiyoterapiye başlanılmış, aynı gün intrakardiyak kitleye yönelik "Everolimus" tedavisi başlanmış, intrakardiyak kitlenin aynı boyutlarda devam etmesi üzerine Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversite Hastanelerinin kardiyoloji ve kvc konseyleri ile kalp transplantasyonu hususunda görüşülmüş, kalp transplantasyon şansının düşük ihtimal olması nedeniyle kemoterapiye devam edilmiş, ... 07/07/2014 tarihinde kardiyoloji servisine nakledilmiş ve medikal tedavileri yapılıp 22/07/2014 tarihinde taburcu edilmiş, ...'ın biyopsi için sevk edildiği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 12/09/2014-18/09/2014 tarihli epikriz özetinde intrakardiyak kitle açısından çok küçük olması nedeniyle biyopsi yapılamadığı belirtilmiş, devam eden tarihlerde ise ...'ın göz polikliniğince takip ve tedavileri yapılmış, ... Çocuk Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen … tarih ve … numaralı özürlü sağlık kurulu raporunda "İntrakardiyak kitle ve sağ lökom" teşhisiyle %59 oranında özürlü olduğu belirlenmiş; davacılar tarafından, hizmet kusuru nedeniyle ...'ın bir gözünü kaybettiği, diğer gözünde de hasar oluştuğu belirtilerek maddi ve manevi zararlarının tazmini için davalı idareye 16/03/2016 tarihinde yaptıkları başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda, "intra kardiyak kitle nedeni ile 07/05/2014 tarihinde ... Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitesine yatırılan küçüğe ilk göz konsültasyonunun 09/05/2014 tarihinde istendiği, muayenesinde kornea alt yarıda lagoftalmiye bağlı korneal ülser izlendiği, Refresh 4x1, Thilotears 4x1 ve göz kapama önerildiği, 21/05/2014 tarihinde keratit nedeniyle yeniden göz konsültasyonu istendiği, sağ kornea üzeri pü ile kaplı, pü altında hemen hemen korneanın tamamını kaplayan doku defekti olduğu, orta kısmında desmatosel (kornea incelmesi) olduğu, henüz perforasyon olmadığı, kültür alındığı, sol kornea kısmında gözün açık kalmasına bağlı kornea defekti olduğu, aynı gün intrakardiyak kitleye yönelik Everolimus tedavisi başlandığı, gözden alınan örneklerin kültüründe pseudomonas aeruginosa ürediği, buna yönelik antibiyoterapi yapıldığı, 07/07/2014 tarihinde kardiyoloji servisine nakledildiği, medikal tedavileri yapılan küçüğün 22/07/2014 tarihinde taburcu edildiği, Ege Üniversitesi Göz Polikliniğinde takip ve tedavilerinin yapıldığı, 14/02/2018 tarihinde Kurullarında yapılan göz muayenesinde; sağ kornea santralinde vaskülarize lökom, sol alt korneada stromal kesiflik tespit edildiği, vizyon alınamadığı, sağda fundus seçilemediği anlaşılmakla; kültür sonucunda üreyen mikroorganizmanın (pseudomonas aeruginosa) hastane enfeksiyonu etkenlerinden biri olduğu, ... Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 10/08/2018 barkod tarihli yazısından anlaşıldığı üzere; küçükte keratit oluşmasından 2 hafta önce ve sonrası dönemde aynı ünitede başka bir hastada hastane enfeksiyonu görülmediği göz önünde bulundurulduğunda; bu durumun hastane enfeksiyonu nedenli bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, pseudomonas keratitinin en iyi tedaviye rağmen korneada stromal skar bırakacağının bilindiği, ancak dosya kapsamında bebeğin yoğun bakımda yapılan takibi sırasında 09/05/2014-21/05/2014 tarihleri arasında kontrol göz muayenesi ve 09/05/2014 tarihinde önerilen göz tedavisinin uygulanmasına ait tıbbi kayıt bulunmadığı, 09/05/2014'te yapılan muayene ile tespit edilen bulguların yakın takip gerektirdiği tıbben bilindiğinden mevcut eksiklikler nedeniyle bebeğin göz tedavi ve takibine ait özen eksikliği olduğunun değerlendirildiği, intra kardiyak kitle endikasyonu ile everolimus kullanımının standart bir tedavi olmadığı, bu olguda da "endikasyon dışı formu" kullanılarak TİTCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu) onayı ile kullanıldığı, ancak göz enfeksiyonunun tespit edildiği tarih ile everolimus tedavisinin başlangıcının aynı tarihler olduğu (21.05.2014), bu nedenle küçükte gelişen keratit durumunun "everolimus" isimli ilaçla neden sonuç ilişkisinin bulunmadığı, tüm süreç birlikte değerlendirildiğinde kardiyat kitleye yönelikkonulan tanı, yapılan tedavi ve takiplerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalı idarenin hizmet işleyişinde hata bulunmadığı" yönünde görüş belirtilmiş; Mahkemece, küçüğün gözünde keratit oluşumuna neyin sebebiyet verdiği açıkça belirtilerek keratit oluşumunun hastane enfeksiyonu nedenli bir komplikasyon olup olmadığının açıklanmasına yönelik ek görüş alınmasına karar verilmiş olması nedeniyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda, "Kültür sonucunda üreyen mikroorganizmanın (pseudomonas aeruginosa) hastane enfeksiyonu etkenlerinden biri olduğu, hastane enfeksiyonlarının her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek enfeksiyonlardan olduğu, bu enfeksiyonların belli bir oranın üzerinde veya epidemik (salgın) olarak görülmesinin tıbbi hata olarak kabul edildiği, ancak tek olarak görülen vakaların komplikasyon olarak değerlendirildiği, küçüğün hastanede yattığı dönemde (15 gün önce-15 gün sonra) başka bir hastane enfeksiyonu tespit edilmediğinden dava konusu vakanın komplikasyon olarak nitelendirildiği, göz refleksleri aktif olan hastalara yoğun bakım yatışı sürecinde göz kapama yapılmasının rutin bir uygulama olmadığı, küçükte tespit edilen keratitin hastanede yattığı dönemde immün sisteminin zayıflaması nedeni ile spontan olarak gelişmiş olabileceği" yönünde değerlendirme yapılmıştır.
İdare Mahkemesince; bilirkişi raporları ve dosyadaki belgelerde, hasta bebeğin temeldeki sağlık probleminin intrakardiyak kitle yani kardiyolojik şikayetler olduğu, bu nedenle pediatri yoğun bakıma yatışının yapıldığı, olası hastalıkların göz bulgularını değerlendirmek amacı ile göz konsültasyonu istenildiği, göz konsültan hekimince yapılan ilk göz muayenesinde kornea alt yarıda lagoftalmiye (göz kapaklarındaki bozukluk nedeniyle gözün tam kapanmaması) bağlı ülser geliştiği, hastada kültür sonucunda üreyen mikroorganizmanın (pseudomonas aeruginosa) hastane enfeksiyonu etkenlerinden biri olduğu, pseudomanas keratinin en iyi tedaviye rağmen korneada stromal skar bırakacağının bilindiği, bu durumun hastane enfeksiyonu nedenli bir "komplikasyon" olarak değerlendirildiği, kardiyoloji bakımından dış ünitelerle de bağlantı kurularak riskli bir tedavi süreci yürütüldüğü, biyopsi ve kalp transplantasyonu için uygun bulunmayan hastada endikasyon dışı ilaç kullanılarak kalbindeki kitlenin küçülmesinin sağlandığı, göz enfeksiyonu açısından ise sol gözün kurtarıldığı, sağ gözde oluşan keratitin ise hastanın genel durumu dikkate alındığında "komplikasyon" olarak değerlendirildiği, bu nedenle sağ gözde oluşan durum ile davacıların uğradığını ileri sürdüğü zararları arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığından davacıların maddi zararlarının tazmini taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, hastanın sağ gözünde oluşan enfeksiyonun tıbbi bir hata olmayıp komplikasyon olduğu ifade edilmiş olsa da, 07/12/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporunda "...Hastanın gözlerinde oluşan enfeksiyon nedeniyle alınan kültür sonucunda üreyen mikroorganizmanın (pseudomonas aeruginosa) hastane enfeksiyonu etkenlerinden biri olduğu ve bu durumun hastane enfeksiyonu nedenli bir "komplikasyon" olarak değerlendirildiği, ancak dosya kapsamında bebeğin yoğun bakımda yapılan takibi sırasında 09/05/2014-21/05/2014 tarihleri arasında kontrol muayenesi ve 09/05/2014 tarihinde önerilen göz tedavisinin uygulanmasına ait tıbbi kayıt bulunmadığı, 09/05/2014'te yapılan muayene ile tespit edilen bulguların yakın takip gerektirdiği tıbben bilindiğinden mevcut eksiklikler nedeniyle bebeğin göz tedavi ve takibine ait özen eksikliği olduğu..." yönünde değerlendirilmeler yapıldığı, bu açıklamalar göz önüne alındığında, hastanın esas olarak intrakardiyak kitle problemi olmakla beraber göz konsültan hekimince yapılan muayenesindeki korneal ülser bulgularının yakın takip gerektirdiği, kontrol muayenesi ile ilaç ve göz kapama tedavisinin önerildiği, bebeğin yoğun bakımda takip edildiği 10 günlük süredeki göz tedavisinin uygulanmasına yönelik kayıt bulunmamasının ve bu sürede kontrol muayenesinin yaptırılmamasının seçilen tıbbi tedbirin uygulanması aşamasındaki özen eksikliği olduğundan, meydana gelen durumun komplikasyon olarak ifade edilmesinin idarenin manevi tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, olay nedeniyle duyulan ızdırabı kısmen de olsa giderecek şekilde takdiren davacı ... için 20.000,00 TL, davacılar ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının reddine, manevi tazminat istemine ilişkin kısmının ise kısmen kabulüne, kısmen reddine ve toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla da, davacıların ve davalı idarenin istinaf başvuruları reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; aynı Kanun'un 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 281. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumu'nun, Mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen Adli Tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir. 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Davalı Yanında Müdahilin Temyiz İsteminin İncelenmesi;
Uyuşmazlık incelendiğinde; ... İdare Mahkemesince verilen davanın maddi tazminat istemleri yönünden reddi, manevi tazminat istemleri yönünden kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kararına karşı 30 günlük yasal süre içerisinde davalı idare yanında müdahiller tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı, davalı idare ve davacılar tarafından anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan inceleme neticesinde, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince tarafların istinaf başvurularının reddine karar verildiği, anılan kararın tebliği üzerine davalı idare yanında müdahil olan ... Sigorta Şirketi tarafından verilen 08/01/2021 tarihli temyiz dilekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısmının bozulmasının istenildiği görülmüştür.
İdare Mahkemesince verilen kararın kabule ilişkin kısmına karşı davalı idare yanında müdahil olan ... Sigorta Şirketi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı, bu itibarla anılan müdahil açısından İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmının kesinleştiği ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında da anılan müdahil aleyhine yeni bir hüküm kurulmadığı görüldüğünden, davalı idare yanında müdahil olan ... Sigorta Şirketinin temyiz isteminin incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.
2) Davacılar ve Davalı İdarenin Temyiz İsteminin İncelenmesi;
Dosyanın incelenmesinden; davacı küçüğün 09/05/2014 tarihindeki göz konsültasyonu nedeniyle yapılan muayenesinde, kornea alt yarıda lagoftalmiye bağlı korneal ülser izlenmesi üzerine bir takım ilaçlarla birlikte göz kapama tedavisinin önerildiği, 21/05/2014 tarihinde keratit nedeniyle yeniden göz konsültasyonu istenmesi nedeniyle yapılan muayenede, sağ kornea üzerinin pü ile kaplı olduğu, pü altında hemen hemen korneanın tamamını kaplayan doku defekti olduğu, orta kısmında desmatosel (kornea incelmesi) olduğu, henüz perforasyon olmadığı, sol kornea kısmında gözün açık kalmasına bağlı kornea defekti olduğu, alınan kültürden üreyen mikroorganizmanın (pseudomonas aeruginosa) hastane enfeksiyonu etkenlerinden biri olduğunun tespit edildiği ve buna yönelik antibiyoterapiye başlanıldığı görülmektedir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunun … tarih ve … karar numaralı raporunda, davacı küçüğün yoğun bakımda yapılan takibi sırasında 09/05/2014-21/05/2014 tarihleri arasındaki dönemde kontrol göz muayenesinin yapıldığına ve 09/05/2014 tarihinde yapılan muayanede önerilen göz tedavisinin uygulandığına ait tıbbi kayıt bulunmadığı, 09/05/2014 tarihinde yapılan muayene ile tespit edilen bulguların yakın takip gerektirdiğinin tıbben bilindiği, mevcut eksiklikler nedeniyle davacı küçüğün göz tedavi ve takibine ait özen eksikliği olduğu; aynı kurulun … tarih ve … karar numaralı raporunda ise, göz refleksleri aktif olan hastalara yoğun bakım yatışı sürecinde göz kapama yapılmasının rutin bir uygulama olmadığı, davacı küçükte tespit edilen keratitin hastanede yattığı dönemde immün sisteminin zayıflaması nedeni ile spontan olarak gelişmiş olabileceği belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. İhtisas Kurulunun iki raporu arasında, ilk raporda davacı küçüğün göz kapama tedavisinin yapılmamış olmasının özen eksikliği olduğunun belirtilmiş olması; ek raporda göz refleksleri aktif olan hastalara yoğun bakım yatışı sürecinde göz kapama yapılmasının rutin bir uygulama olmadığının belirtilmiş olması nedeniyle, çelişki olduğu açıktır.
Hal böyle olunca, davacı küçüğün yoğun bakımda takip edildiği süreçte göz kapama uygulaması yapılmasının gerekip gerekmediği, göz kapama uygulaması yapılması gerekiyor ise davacı küçüğün gözünde meydana gelen engelin bu tedavinin uygulanmamış olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, göz kapama uygulaması yapılması gerekmiyor ise ilk alınan raporda bu tedavinin uygulanmamış olmasının özen eksikliği olarak değerlendirilmesinin doğru bir yaklaşım olup olmadığı, 09/05/2014-21/05/2014 tarihleri arasındaki dönemde kontrol göz muayenesinin yapılmamış olmasının da özen eksikliği olup olmadığı ve bu tarihler arasında kontrol göz muayenesinin yapılmamış olmasının davacı küçüğün gözünde meydana gelen engelin oluşmasında herhangi bir etkisinin bulunup bulunmadığı, kontrol göz muayenelerinin yapılmış ve göz kapama tedavisinin uygulanmış olması durumunda davacı küçüğün hastane etkenli enfeksiyondan korunma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, ek raporda davacı küçükte tespit edilen keratitin hastanede yattığı dönemde immün sisteminin zayıflaması nedeni ile spontan olarak gelişmiş olabileceği belirtildiğinden, kontrol göz muayenelerinin yapılmış olması ve göz kapama tedavisinin uygulanmış olması durumunda davacı küçüğün belirtilen bu durumdan kurtulma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususlarının ayrıntılı, açık ve anlaşılabilir nitelikte değerlendirilerek sonuca bağlandığı bir Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili üst kurulu raporu uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilmesine yönelik olarak alınacak bilirkişi raporu uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar ve davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine yönelik verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, meydana gelen zarar davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmasa ya da meydana gelen zararın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı tespit edilemese bile; maddi tazminat ödenmesine yönelik koşullar oluşmamakla birlikte, sağlık kamu hizmetinin işleyişinde ortaya çıkan herhangi bir eksikliğin davacıları manevi olarak zarara uğratacağı ve davacıların bu nedenle uğramış oldukları manevi zararlarının tazmine karar verilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Bu haliyle, İdare Mahkemesince davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir hukuki isabetsizlik olmasa da, davalı idarenin, somut olayda herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti açıkça yapılamadığından ve davacı küçüğün davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle engelli hale geldiğinin tespit edilmesi halinde, manevi tazminata bu gerekçeyle hükmedilmesi gerekeceğinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmına karşı davacılar ve davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının da bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların ve davalı idarenin temyiz istemlerinin KABULÜNE, müdahil ... Sigorta Şirketinin temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 08/05/2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.