T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3685
Karar No : 2023/6990
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …'ı temsilen … Sendikası
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı / …
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: OHAL Komisyonunun ve özel yetkili Mahkemelerin oluşumunun ve karar alma süreçlerinin adil yargılanma ilkesine, bu Mahkemeler eliyle yargılamanın yürütülmesinin doğal yargıçlık ilkesine aykırı olduğu, bu aykırılıkların verilen kararları da sakatladığı, kamu görevinden çıkarılması sebebinin öğrenilmesi ve buna ilişkin savunma olanaklarının engellendiği, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği, OHAL Komisyonunun bağımsız ve etkili bir yargı yolu olmadığı, davacı hakkındaki memnu hakların iadesi kararının bağlayıcı olduğu, davalı idare bünyesinde danışman olarak görev yapmaya başlamadan çok önce 2006 yılında katıldığı bir basın toplantısı nedeniyle aldığı 10 ay hapis cezasının infaz süresinin 05/06/2012 tarihinde sona erdiği, hak yoksunluğunun ortadan kalktığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 04/04/2014 tarihli kararıyla memnu haklarının iadesine karar verildiği, kamu görevinden çıkarılmasına sebep olarak 2006 yılında katıldığı basın açıklamasının gösterilmesinin Anayasal güvenceye bağlanan birçok hakkının ihlali anlamına geldiği, davalı idare bünyesinde çalışmaya başlamadan evvel son derece sıkı güvenlik soruşturmalarından geçen ve çalışmasında sakınca görülmeyen şahsının bir terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı görülmesinin hukuka aykırı olduğu, personel bilgi dosyası esas alınarak karar verilmesinin kanunilik ilkesini ihlal ettiği, kurumsal kanaatlerin işleme esas alınamayacağı, bu kanaatin kimlerce oluşturulduğu ile objektif bilgi ve belgelere dayanıp dayanmadığının belirsiz olduğu, sendika üyeliğinin aleyhine değerlendirilemeyeceği, özel hayata saygı ilkesinin görmezden gelindiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Davacın kamu görevinden çıkarılması sürecinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenen disiplin sürecinden bağımsız, ayrı bir hukuki rejime tabi olan Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerde yer verilen özel düzenleme çerçevesinde gerçekleştirildiği, uygulanan tedbirin olağanüstü tedbir mahiyetinde olduğu, oluşan genel tehlike şartı nedeniyle işlem tesis edildiğinde AİHS aykırılık iddialarının doğru olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddinin gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda 16/01/2006 tarihinde PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'a verilen hücre cezasını protesto etmek amacıyla gerçekleştirilen basın açıklaması sırasında PKK/KCK silahlı terör örgütü propagandası yapma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verildiği, mezkur kararın 01/04/2010 tarihinde Yargıtayca onanarak kesinleştiği, cezanın infaz süresinin (tahliye tarihi) 05/06/2012 tarihinde sona erdiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararı ile mahkum olunan cezanın infazının tamamlanmasının üzerinden üç yıl geçmesi, hükümlünün yeni bir suç işlememesi ve iyi halli bulunduğunun anlaşılması karşısında 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 13/A maddesindeki koşullar gerçekleştiği gerekçesiyle davacının memnu (yasaklanmış) haklarının geri verilmesine karar verildiği, davacının ise kamu görevine, cezanın infazından ve belirtilen eylem tarihinden çok sonra, 01/07/2015 tarihinde başladığı anlaşılmaktadır. Davacının TBMM bünyesinde, milletvekiline bağlı danışman sıfatı ile ilave yardımcı personel olarak kamu görevine başladığı tarihte davalı idarenin bilgisi dahilinde olan ve memnu hakların iadesinin sağlandığı 3 yıllık denetim süresi sona eren bu bilgi dışında, göreve başladığı tarihten sonra herhangi bir silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisak boyutunda ilişkisi bulunup bulunmadığına ilişkin ilgili kurumlar nezdinde herhangi bir araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmakla eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bıkarılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
Dava; davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda 16/01/2006 tarihinde PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'a verilen hücre cezasını protesto etmek amacıyla gerçekleştirilen basın açıklaması sırasında PKK/KCK silahlı terör örgütü propagandası yapma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verildiği, mezkur kararın 01/04/2010 tarihinde Yargıtayca onanarak kesinleştiği, cezanın infaz süresinin (tahliye tarihi) 05/06/2012 tarihinde sona erdiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ek kararı ile mahkum olunan cezanın infazının tamamlanmasının üzerinden üç yıl geçmesi, hükümlünün yeni bir suç işlememesi ve iyi halli bulunduğunun anlaşılması karşısında 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 13/A maddesindeki koşullar gerçekleştiği gerekçesiyle davacının memnu (yasaklanmış) haklarının geri verilmesine karar verildiği, davacının ise kamu görevine, cezanın infazından ve belirtilen eylem tarihinden çok sonra, 01/07/2015 tarihinde başladığı anlaşılmaktadır. Davacının TBMM bünyesinde, milletvekiline bağlı danışman sıfatı ile ilave yardımcı personel olarak kamu görevine başladığı tarihte davalı idarenin bilgisi dahilinde olan ve memnu hakların iadesinin sağlandığı 3 yıllık denetim süresi sona eren bu bilgi dışında, 2006 yılındaki olaydan sonra ve kamu görevi süresi içinde herhangi bir silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisak boyutunda ilişkisi bulunup bulunmadığına ilişkin ilgili kurumlar nezdinde herhangi bir araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmakla eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.