T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3709
Karar No : 2023/735
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/03/2021 tarih ve E:2016/55946, K:2021/772 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine ve 667 sayılı KHK'nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/03/2021 tarih ve E:2016/55946, K:2021/772 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddialarının yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının ise ciddi görülmediği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan, davacı ve eşi hakkında düzenlenen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … tarih ve … soruşturma, … no'lu iddianamesinde yer alan 05/02/2018 tarihli bilirkişi raporundaki, FETÖ/PDY lideri Fethullah GÜLEN ile alakalı olarak, SOHBET/DERS/VAAZ şeklinde tabir edilen konuşmalarının derlendiği dosyaların, örgüt liderine ait kitaplar vb. dokümanların Windows işletim sistemlerinde masaüstü uygulama olarak kullanılan CHM uzantılı Fethullah Gülen Külliyatı şeklinde adlandırılan belgelerin ve FETÖ/PDY lideri Fethullah GÜLEN'in, SOHBET/DERS/VAAZ şeklinde tabir edilen çok sayıda video dosyasının depolandığı yolundaki tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 667 sayılı KHK ile bu düzenlemeyi kanunlaştıran 6749 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, Anayasa ile 2802 ve 6087 sayılı Kanun’larda belirlenen usul ve güvenceler dikkate alınmadan, hakkında soruşturma açılıp savunması dahi alınmadan ve hiçbir kişiselleştirme yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, 667 sayılı KHK, TBMM tarafından 30 günlük yasal süre içinde onanmadığından, dava konusu işlemin dayanaksız kaldığı, daha sonra kabul edilen 6749 sayılı Kanun’un ise dava konusu işlemin dayanağı olarak kabul edilemeyeceği, hakkında açılan ceza davasının halen derdest olduğu ve şahsına isnat edilen FETÖ’ye üyelik suçlaması hususunda verilmiş kesin bir yargı kararının bulunmadığı, Danıştay Savcısının, dava konusu işlemin geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran olağanüstü tedbir olduğu yolundaki düşüncesinin hatalı olduğu, meslek hayatı boyunca tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleri ile demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek hiçbir eyleminin olmadığı, dava konusu kararda böyle bir somut eylemden bahsedilmediği için yargılama aşamasında mahkemece, hususun dikkate alınmasına hukuken imkân bulunmadığı aleyhindeki tanık ifadelerinin, etkin pişmanlık kapsamında suç ve cezadan kurtulmak amacıyla verilmiş, soyut ve asılsız beyanlar olduğu, bu nedenle bahse konu ifadelerin hükme esas alınamayacağı, aleyhine delil olarak kabul edilen dijital materyallerin eşine ait olduğu, kendisi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle bu hususun hükme gerekçe yapılmasının hukuka aykırı olduğu, davalı idarece delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin dava konusu işlem tesis edildikten sonra elde edildiği, karar verdikten ve kesinleştirdikten sonra delillerin toplanması, usulü işlemlerin ikmalinin hukuki olmadığı ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, olağanüstü hal durumunda alınan kararların olağanüstü hal kararı alınmasına sebep olan olay ile konu birlikteliğinin bulunmasının gerektiği, yalnızca geçici, tedbir niteliğinde kararlar alınabileceği, oysa HSK Genel Kurulu'nun tedbiri aşan ceza niteliğinde meslekten çıkarma kararları aldığı, durumun gerektirdiği ölçünün kesinlikle aşıldığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, uyuşmazlığı karara bağlayan Danıştay 5. Dairesinin, kanunla önceden kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkeme niteliğini haiz bulunmadığı, savunma hakkı, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı, etkili başvuru hakkı, özel hayatın gizliliği ilkesi, ölçülülük ilkesi, çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, eğitim ve mülkiyet hakkı, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, aleyhine hükmolunan vekâlet ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra tahsil edileceği yolunda bir hükmü içermeyen Daire kararının hukuka aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği, temyiz aşamasında Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla mahkumiyet kararının bozulduğu, bunun üzerine dosyanın ilk derece mahkemesi olan ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esasına kaydedildiği ve davacı hakkındaki ceza yargılamasının halen devam ettiğinin görüldüğü,
667 sayılı KHK uyarınca hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/03/2021 tarih ve E:2016/55946, K:2021/772 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.