T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3729
Karar No : 2023/608
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/03/2021 tarih ve E:2017/450, K:2021/850 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 30/03/2021 tarih ve E:2017/450, K:2021/850 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … sayılı esasına kaydedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Öte yandan, UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacının eşi H.A. adlı şahsın, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedildiği, anılan şahıs tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle açılan Dairelerinin E:2016/55878 sayısına kayıtlı dava dosyasında, Dairelerinin 23/02/2021 tarih ve K:2021/407 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği; G.K. adlı tanığın beyanlarında geçen B.U. adlı şahsın ise, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedildiği, anılan şahıs tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle açılan Dairelerinin E:2016/14453 sayısına kayıtlı dava dosyasında, Dairelerinin 18/03/2021 tarih ve K:2021/710 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanık beyanları incelendiğinde, tanıkların tamamının davacıyla aynı tarihle İstanbul Adliyesinde birlikte görev yaptıkları, A.A. adlı tanığın, davacının önce İstanbul Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu yedek üyeliği görevinden alındığını akabinde Alanya'ya tayini çıktığını, bunun üzerine mahkeme koridorunda herkesin duyacağı şekilde 'bunun hesabı sorulacak' diye sözler söylediğinin kendisine iletildiğini beyan ettiği; O.A. adlı tanığın, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde davacının örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediği şeklinde hakkında şayia bulunduğunu beyan ettiği; G.K. adlı tanığın ise, davacının aynı mahkemede birlikte görev yaptığı (ve FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen) B.U. adlı şahıs ile yakın arkadaş olduğunu beyan ettiği,
Buna göre, yukarıda yer verilen bilgiler ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ ile irtibat ve iltisak düzeyinde bağlantısı bulunduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava ile hak kaybına uğramamak amacıyla açılan Danıştay 5. Dairesinin E:2016/56094 esasına kayıtlı davanın aynı konuda olması nedeniyle birleştirilmesi gerekirken, bu talebin reddedilerek diğer dosyada derdestlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, Daire kararında meslekten çıkarma kararı sırasında uyulması zorunlu yasal güvencelere aykırı eksikliklerin yargılama sırasında giderildiğinin kabul edilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu, dava konusu işlemlerin özel ve aile hayatının korunmasına ilişkin AİHS'nin 8. maddesi kapsamında bir meslek veya sanatın icrasını ömür boyu yasaklayan işlem niteliğinde olduklarından, ceza hukukuna ilişkin tüm ilke ve kuralların uygulanması gerektiği, meslekten çıkarma işlemi tesis edilirken Anayasa ve 2802 sayılı Kanun'da yer alan hakimlik teminatına ilişkin güvencelerin ihlal edildiği, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığı, hakkındaki tanık beyanlarında örgütsel bağlantısı bulunduğuna ilişkin bir beyanın olmadığı, aksine tanık beyanlarında bu hususa ilişkin bilgi ve görgülerinin olmadığının beyan edildiği, öte yandan tanık beyanlarının ihraç kararının tesis edildiği tarihten sonra alındığı, olağanüstü hal döneminde, olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde, olağanüstü hale neden olan konularla ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceğinden, olağanüstü halin sona ermesi ile birlikte mesleğinden çıkarılmasına ilişkin işlemin dayanağının kalmadığı, hakkında FETÖ terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada verilen beraat kararının dikkate alınmamasının ve neticesinin araştırılmamasının hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemlerde bireyselleştirme yapılmadığı, meslekten çıkarma cezası uygulanmadan önce savunmasının alınmamasının usule aykırılık oluşturduğu, 667 sayılı KHK ile getirilen düzenleme geçmişe etkili olarak uygulanamayacağından hakkındaki ihraç kararının yasal dayanağının bulunmadığı, meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın yasal dayanağı bulunmadığı gibi, söz konusu işlemin meşru bir amacının da olmadığı ve işlemin demokratik bir toplumda gerekli olma koşulunu da sağlamadığı, dava konusu işlemlerle masumiyet karinesinin, aynı eylem nedeniyle iki kez cezalandırma yasağının, özel hayata saygı hakkının, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyiz aşamasında UYAP ortamında yapılan incelemede, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, söz konusu kararın temyiz edilmeden 09/12/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/03/2021 tarih ve E:2017/450, K:2021/850 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.