T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3736
Karar No : 2023/704
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2016/57467, K:2021/734 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2016/57467, K:2021/734 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza yargılamasının Yargıtay 16. Ceza Dairesinin E:2016/2 sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı" ile kararda yer verilen tanık beyanının birlikte değerlendirilmesinden, davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği ve anılan program için kiralanan IP adreslerine sahip sunuculara bağlanıldığının anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine, ByLock kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde özel yetkili mahkeme üyesi olarak görevlendirilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Yıllık (albüm) kurulu üyeliği yönünden, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek örgütün yargıda etkin olduğu dönemde yıllık (albüm) kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın ceza yargılaması devam ederken verildiği; 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin hukuka aykırı olduğu; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile tesis edilen işlemin sivil ölüm oluşturduğu; söz konusu örgüt Yargıtayın 2008 tarihli kararı ile terör örgütü olarak nitelendirilmediği için bu çerçevedeki faaliyetlerin suçlamaya dayanak yapılamayacağı; aksi durumun temel hukuk ilkelerini ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği; 2016 yılından önce bu örgütün terör örgütü olduğuna dair bir yargı kararı bulunmadığı; bu sebeple böyle bir oluşumla bağları gösteren yasal faaliyetlerin herhangi bir yaptırıma dayanak oluşturamayacağı; istihbari nitelikteki araştırma raporlarına dayanılarak meslekten çıkarma cezası verilmesinin hukuk devleti ilkesine uygun olmadığı; irtibat ve iltisak kavramlarının içinin doldurulması gerektiği; kanun önünde eşitlik ve suç ve cezaların şahsiliği ile geriye yürümezliği ilkelerinin, adil yargılanma, özgürlük ve güvenlik, çalışma ve sosyal güvenlik, etkin başvuru haklarının ihlal edildiği; savunma hakkının kullandırılmadığı ve etkin bir soruşturma yapılmadığı; konuyla ilgili emsal yargı kararları bulunduğu; işlemde fiil ile fail arasındaki nedensellik bağının izah edilmediği, suçun maddi ve manevi unsurlarının ortaya koyulmadığı; şekil kurallarına uyulmadığı, hukuki düzenleme ile önceden belli bir sebebe bağlanan sonuçtan farklı bir sonuca yönlenildiği, sebep unsurunun hukuka ve gerçeğe uygun olmadığı; başarılı bir meslek hayatı olduğu; aleyhindeki isnadı tam ve eksiksiz olarak bilmesi gerekirken buna uyulmadığı; işlemle peşinen suçlu ilan edildiği ve ceza hukuku anlamında bir suçlama atfedildiği; masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının çiğnendiği; hakkında iltisak ve irtibata dair hukuken geçerli kabul edilebilecek nitelikte belge ve delil belirtilmediği; soyut ve genel içerikli işlem tesis edildiği, davacı hakkındaki kanaate nasıl ulaşıldığına ilişkin açıklama yapılmadığı; bu kanaatin oluşmasına etkili maddi delillerin kararda ve gerekçesinde bulunmadığı; işlemin tesis edildiği tarihte terör örgütleriyle iltisaklı ve irtibatlı olmak şeklinde bir tanımın bulunmadığı; hakkındaki delillerin kendisine tebliğ edilmediği; itirazların usulen yaptırıldığı; mesleki kariyer anlamında meslek icra etmesinin engellendiği ve bunun Anayasa'ya aykırı olduğu; bir kamu görevlisi olarak maaş ve özlük haklarının korunmadığı; bu konudaki meşru beklentilerine saygı gösterilmediği; atfedilen fillerin tamamının veya büyük çoğunluğunun işlendiği tarihte kanunların izin verdiği hukuki faaliyetler olduğu ve bunların daha sonra yapılacak yargılamalarda terör örgütü üyeliği suçlamasına dayanak yapılamayacağı; idari bir kararla yargılanmadan cezalandırıldığı; henüz kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan terör örgütü üyesiymiş gibi gösterildiği; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki tüm hak, güvence ve ilkelerin bir bütün olarak ihlal edildiği; işlem tesis edilirken sosyal çevre bilgilerine dayanılmasının özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği; mesleki ve profesyonel hayatına kanun dışı bir müdahalede bulunulduğu; olağanüstü hal sona ermesine karşın işlemin etkilerinin devam ettiği; eğitim ve mülkiyet haklarının çiğnendiği; aynı suçtan iki kere yargılama olmayacağına yönelik ilkenin ihlal edildiği; istihbari yazıların ceza yargılamasında çürütüldüğü belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan yapılan yargılama neticesinde Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/03/2021 tarih ve E:2016/57467, K:2021/734 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 06/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.