T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/3744
Karar No : 2023/1094
TEMYİZ EDEN TARAFLAR:
1- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
2- … Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem : Davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca re'sen tarh edilen 2014 yılı tekerrür uygulamalı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2014/1-3, 4-6 dönemleri vergi ziyaı cezalı geçici vergiler ve 2014/7-9, 10-12 dönemleri tekerrür uygulamalı vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen … tarih, … sayılı vergi tekniği raporu ve anılan vergi inceleme raporlarında yer alan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; mükellef kurumun düzenlediği ve kullandığı sahte belgeler; davacı şirket ortakları ile davacıyla faturalaşmanın yapıldığı firmaların ortakları arasında akrabalık ilişkisi bulunduğu, ilişkili firmaların birbirlerine fatura düzenlendikleri, bu faturalaşmanın komisyon karşılığı olmadığının inceleme elemanınca da kabul edidiği, davacı şirket ile ilişkili olduğu kurumlar arasında yapılan faturalaşmanın davacı şirketin cirosunu yükseltmek ve banka kredisi kullanmak amacıyla yapıldığı hususun davacı şirket temsilcisi tarafından da ikrar edildiği göz önüne alındığında, 2014 yılında davacı şirketin ilişkili olduğu kurumlara düzenlediği ve bu kurumlardan aldığı belgelerin gelir ve gider hesaplarından arındırılmasının hukuka uygun olduğu, mükellef kurumun kayıtdışı hasılatı; … Plastik Ardiyecilik Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2014 yılında antrepo ve ardiye/depoya plastik hammadde giriş çıkış kayıtları, davacı kurumun yasal defter ve belgeleri, … Dış Ticaret A.Ş.’nin Bs bilgileri ve 2014 yılında mal sattığı kişi/firmalardan alınan bilgiler ile banka ve ödeme bilgilerinin karşılaştırılması sonucunda davacı şirketin … Ardiyesinde bulunan mallarının satışlarını … Dış Ticaret A.Ş. üzerinden gerçekleştirdiği, davacının söz konusu şirket üzerinden gerçekleştirilen satışlarını yasal kayıtlarına ve beyannamelerine yansıtmadığı anlaşılmış olup, davacının bu şekilde beyan dışı bıraktığı kurum kazancının 2014 hesap dönemi matrahına ilave edilmesinin hukuka uygun olduğu, mükellef kurumun gayrimenkul satış zararını 2014 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alması; davacının 2014 yılında satışını gerçekleştirdiği gayrimenkullerin satış bedellerinin tapuda KDV hariç bedel üzerinden gösterildiği hususunun bir genelgeden yola çıkılarak yapılan bir varsayım olduğu, söz konusu gayrimenkullerin gerçek satış fiyatlarının tespiti amacıyla müfettişlikçe alıcı nezdinde de herhangi bir tespit yapılmadığı göz önüne alındığında, KDV dahil tutar üzerinden tapu harcı ödediğini beyan ederek gayrimenkul satış zararını kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alan davacının, KDV hariç tutar üzerinden tapu harcı ödendiği yönünde yapılan varsayım sonucu kurumlar vergisi matrahını eksik hesapladığının kabulü mümkün olmayıp, müfettişlik tarafından bu yönde tespit edilen matrah farkının kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, mükellef kurumun ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmayan alacakları için karşılık gideri ayırması; yukarıda (1 nolu re'sen tarh nedeninin değerlendirme kısmında) davacının ilişkili olduğu kurumlarla arasında yaptığı mal/hizmet alışverişinin gerçeği yansıtmadığı değerlendirilmiş olduğundan, davacının ilişkili olduğu ve paravan şirket olan … Plastik İth. İhr. Ltd. Şti.'ye ilişkin alacağın da gerçeği yansıtmayacağı göz önüne alındığında, gerçeği yansıtmayan alacak için karşılık gideri ayrılamayacağından, davacının bu şekilde 2014 yılında ayrılan şüpheli ticari alacakları karşılığı olan tutarın kurum kazancına ilave edilmesinin hukuka uygun olduğu, mükellef kurumun yapmış olduğu bağışları kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate almış olmasına rağmen kanunen kabul edilmeyen giderler arasında göstermemesi ve beyannamede indirim konusu yapmaması; davacının 2014 yılında yaptığı bir kısım bağışları kurumlar vergisi beyannamesinde göstermemesi sebebiyle bu tutarların giderler arasında çıkarılması hususuna gelindiğinde, 213 sayılı Kanunun 3. maddesinde de belirtildiği üzere "vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır" düzenlemesi gereği, aslen indirim hakkı olduğu anlaşılan davacı şirketin, bu konuda başkaca bir eleştiri getirilmeksizin, süresinde verilen kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilmediğinden indirim hakkı bulunmadığı sebebiyle reddedilmesinde, söz konusu bağış tutarının genel giderler arasından çıkarılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, mükellef kurumun kanunen kabul edilmeyen gider niteliğinde olan ödemelerini kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapması; davacının taziye ilanı ve iftar organizasyonu için yaptığı harcamaların ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan giderlerden olamayacağı anlaşıldığından safi kazancın tespitinde gider olarak da dikkate alınamayacak olup, davacının taziye ilanı ve iftar organizasyonu için yaptığı harcamaların kurum kazancına eklenmesinin hukuka uygun olduğu, ancak davacı şirketin konaklama bedeli, extra harcamalar bedeli, yiyecek-içecek, ses ışık organizasyonu, organizasyon hizmet bedeli ve konaklama adı altında yaptığı harcamaların mahiyetinin müfettişlikçe ortaya konamadığı, belirtilen harcamaların ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerden olmadığına ilişkin bir tespitin de bulunmadığı dikkate alındığında, söz konusu harcamaların gider olarak kabul edilmeyip kurum kazancına eklenmesi hukuka uygun bulunmadığı, mükellef kurum düzenlediği bazı satış faturalarına ilişkin alacaklarını faktoring şirketlerine temlik etmiş, ilgili faturaları 2014 yılı hasılatına yansıtmaması; her ne kadar söz konusu satış faturaları faktoring şirketlerince tahsil edilmiş olsada, satış faturalarından faktoring şirketlerince elde edilen hasılatın belli bir kısmının faktoring şirketlerinin geliri olacağının açık olduğu, söz konusu fatura tutarlarının hepsinin hasılat olarak kabul edilmeden önce müfettişlikçe karşıt inceleme yapılmadığı dikkate alındığında, davacı tarafından düzenlenen ve faktoring şirketlerine devredilen satış faturalarında yer alan tutarın kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, mükellef kurumun … Holding A.Ş.’den yaptığı kiralama işleminin fiktif bir işlem olup gerçeği yansıtmaması; söz konusu gayrimenkulün ... A.Ş. tarafından yıkılarak tekrar inşa edildikten sonra … Holding A.Ş'ne kiralandığı ve yenilenen gayrimenkulün davacı şirket tarafından kiralandığının beyan edildiği ve kiralama işleminin gerçeği yansıtmadığına dair müfettişlikçe yapılmış bir karşıt tespit bulunmadığı dikkate alındığında, söz konusu kiralama faturasına yönelik gider konusu yapılan tutarın kurumlar vergisi matrahına eklenmesinin hukuka uygun bulunmadığı, dava konusu kurum geçici vergisi tarhiyatlarının incelenmesinden; mahsup dönemi geçen kurum geçici vergisi aslının, 193 sayılı Kanun’un mükerrer 120. maddesi hükmü uyarınca aranmaması gerektiğinden kurum geçici vergisi tarhiyatlarının bu kısımlarında hukuka uyarlık görülmediği, vergi ziyaı cezalarının tekerrüre ilişkin kısmına gelince; davalı idare tarafından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak olarak sunulan vergi ceza ihbarnamesinin incelenmesinden; söz konusu vergi ziyaı cezasının 2014/01-12 dönemine ilişkin olduğu ve uzlaşma neticesinde 13.11.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış olup, 213 sayılı Yasanın 339. madde hükmünde cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaı cezası kesilmesi durumunda tekerrür hükümlerinin uygulanabileceği düzenlenmiş olup, tekerrürün uygulanabilmesi için yasanın aradığı şartların olayda gerçekleşmediği görüldüğünden vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından; vergi incelemesinin varsayıma dayandığı, uzun yıllardan beri aynı sektörde faaliyet gösteren bir firma olduğu, … A.Ş.'ce satışı yapılan tüm malların satış matrahının şirketin kurum kazancı olarak kabul edilip yapılan tarhiyat kısmının hukuka aykırı olduğu, belirtilen şirket hakkında bir rapor bulunmadığı, kaldı ki düzeltme beyannameleri verilerek davalar açıldığı, 6736 sayılı Yasa hükümlerinden de yararlanmış olduğu, rapora alınmayan karşıt incelemeler bulunduğu, bu durumun savunma hakkına aykırılık teşkil ettiği, kayıt dışı hasılatın tamamının kazanç olarak kabul edilmesinin karlılık oranını artırdığı, halbuki incelemede sektörel karlılık oranının araştırılması gerektiği, %28'lik kar marjı kabul edilmişse de plastik ham madde alım satımında böyle bir karlılık oranı olmadığı belirtilerek kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 01/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.