T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3868
Karar No : 2023/860
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2021 tarih ve E:2017/4330, K:2021/1151 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptaline; bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2021 tarih ve E:2017/4330, K:2021/1151 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza davası açıldığı ve … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu"nun incelenmesinden, davacı tarafından … GSM numarasından, … ve … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Diğer hususlar yönünden, hizmet belgesinin incelenmesinden 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde Aydın ilinde hâkim olarak görev yaptığı anlaşılan davacının beyanlarına itibar edilmeyerek örgütün Aydın seçim sorumlusu olarak belirlenmesinin, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kararın hukuka uygun olmadığı; savunmasının alınmadığı; makul sürede yargılama yapılmadığı; işlemin ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu ve sivil ölüm oluşturduğu; örgütün ilk kez 2017 yılında terör örgütü kabul edildiği; bu tarihten önceki kanuni faaliyetlerin terör suçlamalarına dayanak yapılamayacağı; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin öngörülebilir ve ulaşılabilir bir "kanun" olmadığı; kanun hükmünde kararnamelerle cezai yaptırım uygulanamayacağı; işlemin suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ilkesine uygun olmadığı; iltisak ve irtibat kavramlarının net ve belirgin olmadıkları; dolayısıyla bu düzenlemelerin işleme dayanak yapılamayacağı; işlem cezai nitelikte olduğundan ceza hukukuna ilişkin ilkelerin uygulanması gerektiği; ceza davası sürecinin karara yazılmasının masumiyet karinesine uygun olmadığı; işlemin anayasal hâkim ve savcı teminatına aykırı olduğu; olayda ancak 2802 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği; işlemin durumun gerektirdiğinden öteye geçen orantısız bir uygulama olduğu ve sadece tasfiye düşüncesiyle yapıldığı; olağanüstü hal döneminde alınan tedbirlerin ancak bu dönemle sınırlı olarak uygulanabileceği ve kalıcı tedbirler alınamayacağı; savunmasının alınmamasına yönelik hatanın yargılama aşamasında giderilmesinin mümkün olmadığı; yargılama boyunca delillerin toplanmasının beklenildiği; kararda atıf yapılan Yargıtay kararlarının hukuka uygun biçimde bağımsız ve tarafsız olarak verilmediği; anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün işlemin gerekçesi olmadığı ve bu yükümlülüğün ne şekilde ihlal edildiğinin izah edilmediği; idari işlemlerin kanaat ile değil olay ve olgular üzerine tesis edilmesi icap ettiği; ByLock iddiasının gerçek dışı olduğu; bu hususun dosyaya sunulan bilişim uzmanı raporu ile belirtildiği; tespit tutanağının hukuka aykırı bulunduğu; bu delile mutlak doğruluk atfedilemeyeceği ve aslında delil yönünün de bulunmadığı, hukuka aykırı delil olduğu; YARSAV üyeliğinin örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde bulunduğu ve örgütsel bir faaliyet olarak üye olmadığı; sosyal medya paylaşımının bir internet sitesinden alınmış olduğu; bu ekran görüntüsünün ne zaman kim tarafından alındığının belli olmadığı; seçim sorumlusu olduğuna yönelik hiçbir somut delil bulunmadığı; işlemin Anayasa ve milletlerarası hukukta belirlenen sınırları aştığı; atfedilen tüm iddiaların işlemden sonraki bir tarihte oluşturulduğu; milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulmadığı; çekirdek haklara müdahalede bulunulduğu; ayrımcılık yasağının, mahkemeye erişim, isnadı öğrenme, adil yargılanma, özel hayata ve aile hayatına saygı, şeref ve itibara saygı, eğitim, gerekçeli karar ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği; kanunla önceden kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılama yapılmadığı; Danıştayın bağımsız ve tarafsız olmadığı; adli yardımdan yararlandığından aleyhine hükmedilen yargılama giderinin ancak kararın kesinleşmesinden sonra tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan yargılamasının halen devam etmekte olduğu anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne iltisak veya irtibatın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 20/04/2021 tarih ve E:2017/4330, K:2021/1151 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 26/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.