T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3906
Karar No : 2023/567
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2017/6942, K:2021/1577 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve 667 sayılı KHK'nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2017/6942, K:2021/1577 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddialarının yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının ise ciddi görülmediği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, gerçek kullanıcısının davacı olduğu tespit edilen GSM numarasına ilişkin "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, ... ve … IMEI numaralı cihazlara ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı hususu ile davalı idarece dosyaya sunulan … ID numaralı, "…" kullanıcı isimli ByLock kullanıcısına ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan ve … ID numaralı ByLock kullanıcısı ile aralarında geçen 08/12/2015 tarihli Bylock yazışmalarının, davacı hakkındaki aktarılan diğer tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile iltisakı ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Asya Katılım Bankasının mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında davacının eşine ait hesaba gerçekleştirilen para yatırma işlemlerinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Davacının lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik kendi ifadesinin, kararda yer verilen hususlarla birlikte değerlendirilmesi sonucunda, anılan örgütle iltisak veya irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 06/02/2019 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde, dava konusu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında; ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin, incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa ve 2802 sayılı Kanun’da belirlenen usul ve güvenceler dikkate alınmadan, hakkında soruşturma açılıp savunması dahi alınmadan, hakkında hiçbir kişiselleştirme yapılmadan soyut birtakım gerekçelerle tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, görevden uzaklaştırma kararının kendisine tebliğ edilmediği ve itiraz hakkının kullandırılmadığı, bu suretle adalete erişim hakkının engellendiği, meslekten çıkarma kararına dayanak bilgi-belgeler ile soruşturma dosyasının verilmesine ilişkin talebi devlet sırrı gerekçesi ile reddedilerek etkili başvuru ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, öncelikli işlerden olmasına rağmen bakılan dava 4 yıldan fazla bir sürede karara bağlanarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, 1995 yılında Keşan Fed Dershanesine gitmiş olmasının dava konusu işleme ve temyize konu karara gerekçe yapılamayacağı, FETÖ’nün yasal bir oluşum olarak kabul edildiği dönemdeki bir takım eylemlerin, terör örgütü olarak ilan edildikten sonraki dönemdeki suçlamalara dayanak yapılamayacağı, hakkında isnat edilen eylemlerin tamamının 2016 yılı öncesine ilişkin olduğu, bu nedenle anılan eylemlerin hükme esas alınamayacağı, olağanüstü hal durumunda alınan kararların olağanüstü hal kararı alınmasına sebep olan olay ile konu birlikteliğinin bulunmasının gerektiği, yalnızca geçici, tedbir niteliğinde kararlar alınabileceği, oysa HSK Genel Kurulu'nun tedbiri aşan ceza niteliğinde meslekten çıkarma kararları aldığı, durumun gerektirdiği ölçünün kesinlikle aşıldığı, meslek hayatı boyunca demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek hiçbir eyleminin olmadığı, dosyada böyle bir somut eylemden bahsedilmediği, uyuşmazlığı çözen Dairenin, kanunla önceden kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkeme niteliğini haiz bulunmadığı, Bylock programını kesinlikle kullanmadığı, CGNAT, HTS ve Bylock verilerinin gerek elde ediliş yöntemleri gerekse içeriklerinin hukuka aykırı, hatalı ve eksik olduğu, bu nedenle bu verilerin hükme esas alınamayacakları, kim oldukları tespit edilemeyen ve kendisinin de tanımadığı kişiler arasında geçen Bylock yazışma içeriklerinin aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, kendisi hakkında icra takibi yapıldığından eşi adına Bank Asya'da hesap açtığı, avukatlık yaparken kazandığı paraları faizsiz bankacılık sisteminde değerlendirmek istemesi nedeniyle eşi adına açılan hesaba yatırdığı, FETÖ elebaşının çağrısı üzerine yatırılmış bir paranın söz konusu olmadığı, aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, karar kesinleşmeden tahsil edilemeyeceği yolunda hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğu, suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ile şahsiliği ilkeleri, ölçülülük ilkesi, işkence ve ayrımcılık yasağı, yaşam hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, şeref ve itibara saygı hakkı, eğitim ve mülkiyet hakkı ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da, terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; davacı tarafından, dava dilekçesinde özlük haklarının da iadesine karar verilmesi talebinde bulunmasına rağmen, Dairece bu istemi hakkında bir değerlendirme yapılmadan karar verildiği ileri sürülmüş ise de, uyuşmazlığın Dairece davanın reddi yolunda karar verilmek suretiyle sonuçlandırıldığı ve bu kararın da Kurulumuzca onanarak kesinleştiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu eksikliğin temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca; davacı tarafından, duruşma talepleri olmamasına rağmen duruşma yapıldığı ve duruşma gününün bildirildiği tebliğ evrakı üzerinde, tarafların duruşmada hazır bulunulmadığı takdirde yokluklarında karar verileceğine ilişkin bir ihtara yer verilmediğinden, söz konusu tebligatın usule aykırı olduğu, bu nedenle de davanın reddi yolundaki temyize konu karar ile aleyhine duruşmalı işler için belirlenen avukatlık ücretine hükmedilmesinin, hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından 01/02/2019 kayıt tarihli savunmaya cevap dilekçesi ile duruşma talep edildiğinin anlaşıldığı, 2577 sayılı Kanunun 18. maddesinin 3. fıkrasında "...Taraflardan yalnız biri gelirse onun açıklamaları dinlenir; hiçbiri gelmezse duruşma açılmaz, inceleme evrak üzerinden yapılır." hükmüne yer verildiği ve idari yargılama mevzuatında, duruşma tarih ve saatinin bildirildiği tebliğ evrakı üzerinde, tarafların duruşmada hazır bulunulmadığı takdirde yokluklarında karar verileceğine dair bir ihtara yer verilmesini zorunlu kılan herhangi bir düzenleme bulunmadığından, davacının mezkur iddialarına itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/05/2021 tarih ve E:2017/6942, K:2021/1577 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 23/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.