T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/3985
Karar No : 2023/1721
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Başkanlığı/…
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kooperatifi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı kooperatifin ortaklarından yaptığı alımlar nedeniyle 2016 ila 2019 yıllarına yönelik olarak verilen muhtasar beyannameler üzerinden tahakkuk ettirilen ve ödenen 447.324,58-TL gelir (stopaj) vergisinin faiziyle birlikte iadesi talebiyle yaptığı düzeltme şikayet başvurusunun zımmen reddine dair işlemin iptali ile ödemenin gerçekleştirildiği tarihten itibaren tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 06/01/1961 tarih ve 10700 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununun ise 28/04/1972 tarih ve 14172 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 1581 sayılı Kanunun sonraki tarihli özel kanun niteliğinde olduğu, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde bu Kanunun uygulanması gerektiğinin açık olduğu olayda, 1581 sayılı kanun uyarınca Tarım Kredi Kooperatifleri'nin ortaklarından tarımsal girdi temini ve ürünlerin değerlendirilmesi amacıyla yapacakları her türlü muamelenin ortaklar arası muamele sayılacağı, ortakların kooperatif ile yapacağı her türlü işlemin 1581 sayılı Kanun'un 19-A maddesince her türlü resim, harç ve vergiden muaf olduğu, anılan muafiyet hükmüne aykırı olarak beyan edilen 447.324,58-TL gelir (stopaj) vergisinin iadesi istemiyle davalı idareye yapılmış olan açık vergi hatası kapsamındaki düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiş, tahsil edilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; dava konusu işlemin iptale ilişkin hüküm fıkrasına davalı idarece yöneltilen istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrasında; fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120. madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edileceği kuralına yer verildiği olayda ödenen gelir (stopaj) vergisinin ödeme tarihinden itibaren tecil faiziyle birlikte iadesi talebinde bulunan davacının bu talebinin Mahkeme kararında yer almadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusu kabul edilerek kararın sözü edilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra 47.324,58-TL gelir (stopaj) vergisinin ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiziyle birlikte davacıya iadesine hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan vergi hatası tabirinin herhangi bir yoruma ya da tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde "açık" ve "maddi" hataları kapsadığı, dava konusu edilen kesintinin ise tamamen hukuki bir uyuşmazlık olduğu, vergi sorumlusu sıfatıyla kesinti yapmakla mükellef olan davacı kooperatifin dava açma yetkisinin bulunmadığı, vergi sorumlusu olarak istihkak sahiplerine ödeme yaparken gelir vergisi tevkifatını yaparak vergi dairesine ödemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde vergi dairesine karşı sorumlu bulunduğu, 164 seri nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği'nin ikinci bölümünde; destekleme alımı yapmayan, ancak zirai ürün işleyen veya imalatçı olmakla beraber zirai ürün alımında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının zirai ürün alımlarında gelir vergisi tevkifatı yapmaları gerektiğinin belirtildiği, zirai ürün alım-satım işi yapan kişi ve kuruluşların kendilerine yapılan ödemelerden tevkif edilen vergilerin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmesi ve muhtasar beyanname ile beyan edilerek ödenmesinin gerektiği, 1581 sayılı Kanun uyarınca kooperatiflerin ortak dışı işlemlerden elde edecekleri gelir-gider farklarının ayrı bir hesapta takip edilerek vergilendirileceği, davacı tarafından 1581 sayılı Kanun hükümlerinin 193 sayılı Kanun hükümlerine göre öncelikle uygulanacağını iddia olunmasına rağmen davacının zirai ürün alımı yapan kamu kuruluşu niteliğinde kabul edilerek gerek çiftçilerden gerekse çiftçi dışındaki kişilerden satın aldığı tüm zirai ürünler sebebiyle gelir vergisi tevkifatı yaparak muhtasar beyanname ile bildirmek zorunda bulunduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/05/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.