T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4052
Karar No : 2022/108
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … /…
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :Dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasaya aykırı ve yok hükmünde olduğu, dava konusu karar tesis edilirken hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, örgütle irtibatı veya iltisakının olduğu yönünde hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, hiçbir zaman yasa dışı örgütle bağlantısının olmadığı, yetki, şekil, sebep ve amaç unsurları bakımından kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …IN DÜŞÜNCESİ:: İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, yargılama sürecinde avukat aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde adına savunma verildiği anlaşılan davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ:
2577 sayılı Yasa'nın 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay Dava Daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Yasa'nın 38. maddesinde; İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği, 2577 sayılı Yasa'nın 49. maddesinin 4. fıkrasında da; idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülürken, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilerek, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Bu durumda, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak davaların temyizen incelenmesinde Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca verilen kararlara, ilgili dava daireleri tarafından uyulması zorunlu olduğundan, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 10.03.2021 tarih ve E:2019/1166, K:2021/447 sayılı bozma kararına uyularak, idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddi yolundaki Dairemizin 05/10/2018 tarih ve E:2017/6476, K:2018/16198 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarih ve E:2019/1166, K:2021/447 sayılı kararıyla, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden bozulması üzerine, anılan kısım yönünden bozma kararına uyulmak suretiyle işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 05/10/2018 tarih ve E:2017/6476, K:2018/16198 sayılı kararıyla, davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Anılan karar; davalı idare tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2021 tarih ve E:2019/1166, K:2021/447 sayılı kararıyla davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden bozulmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde; “vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti”, yargılama giderleri arasında sayılmış; “Vekalet ücretinin taraf lehine hükmedilmesi” başlıklı 330. maddesinde de; vekil ile takip edilen davalarda mahkemece, kanuna göre takdir olunacak vekalet ücretinin, taraf lehine hükmedileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava daireleri tarafından ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği belirtilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmış olup, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen bozulması halinde Danıştay dava dairelerine ısrar olanağı tanınmamıştır.
Hukuki Değerlendirme:
Dosyanın incelenmesinden; davalı idarenin yargılama sürecinde avukat aracılığıyla temsil edildiği ve yasal süresi içinde idare adına savunma verildiği, dolayısıyla, davalı idarenin 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca vekalet ücretine hak kazandığı görülmektedir.
Bu itibarla, uyuşmazlıkta, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte olup, söz konusu vekalet ücretinin, Dairemizce ilk kararın verildiği 05/10/2018 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun 19/09/2018 tarih ve E:2018/1262, K:2018/3813 sayılı kararı da bu yöndedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesine,
2. İlk kararın verildiği tarihte (05/10/2018 tarihinde) yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen … vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … - TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
davalı idare tarafından temyiz aşamasında yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdarî Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,01/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.