T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4615
Karar No : 2023/1405
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…;K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının murisi ...'nın maliki olduğu İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, … Mah. … ada, … parselde kayıtlı taşınmazda … Yapı Sanayi ve İnşaat A.Ş. ile yapmış olduğu "Gelir Paylaşımı Esaslı Gayrimenkul Satış Vadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi"ne dayanılarak muris ...'nın taşınmaz satışlarından elde ettiği gelirini kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak varis sıfatıyla davacı adına resen tarh edilen 2017 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2017/Ocak-Mart dönemi geçici vergi ile 2017/Nisan-Haziran dönemi vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 12. maddesinde, ölüm halinde mükelleflerin ödevlerinin, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçeceği, ancak mirasçılardan herbirinin ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olacağı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1'inci maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tâbi olduğu, gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu; 37'nci maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu; 4'üncü bendinde, bu kanunun uygulanmasında, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde edilen kazançların ticari kazanç sayılacağı; 'Diğer Kazanç ve İratlar' başlıklı Yedinci Bölümde yer alan 80'inci maddesinde, önceki bölümlerin dışında kalan kazanç ve iratların bu bölümdeki hükümlere göre vergiye tâbi gelire dahil olacağı, değer artış kazançlarını düzenleyen mükerrer 80'inci maddesinin 6'ıncı bendinde de, iktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artış kazancı olduğunun düzenlendiği, mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, vergilendirme konusu olabilecek herhangi bir ticari faaliyete ilişkin vergi beyannamesinin verilmemiş olmasının re'sen takdir nedeni oluşturacağı, Gelir Vergisi Kanunu'nda her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazancın ticari kazanç olduğu belirtilmesine karşın, ticari faaliyetin tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, herhangi bir kazanç sağlayan faaliyetin sürekli ve bir organizasyon dahilinde yapılması durumunda ticari amacın ön plana çıkacağı ve bu faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebileceği, bu bağlamda yasayla düzenlenmiş olan gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşma faaliyetinden elde edilen kazançlarının ticari kazanç sayılacağı, öte yandan ticari faaliyetin devamlılık unsurunun faaliyete ilişkin organizasyonu da zorunlu kılacağı durumu göz önüne alındığında, herhangi bir ticari faaliyetin ekipman ve/veya personelden oluşan organizasyon olmadan devamlı yapılabilmesinin iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun düşmeyeceği, ivazsız iktisap edilenler dışındaki gayrimenkullerin beş yıl içinde elden çıkarılması işleminden doğan ancak devamlılık ve organizasyon unsuru taşımayan faaliyete ilişkin kazancın ticari kazanç kapsamında değil, değer artış kazancı kapsamında gelir vergisine tabi olacağı sonuçlarına varıldığı, her ne kadar davacının, murisin elde etmiş olduğu kazancın vergilendirilmesinde hukuken sorumluğu bulunsa bile murisin, hisseli olarak maliki olduğu taşınmazını, gelir paylaşımı esaslı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhite vererek adına tescil edilen bağımsız bölümlerin satışı faaliyetinde, birbirini izleyen tarihlerde gerçekleşen işlemlerde çokluk olsa bile, taşınmazın müteahhite verilmesi suretiyle değerlendirilmesi faaliyetine ilişkin murise ait herhangi bir bir organizasyon tespiti yapılmadığından, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşıldığından söz edilemeyeceği, servetin değerlendirilmesi ve biçim değiştirmesi olan bu durumun salt bu nedenle ticari faaliyet kapsamında değerledirilmesine hukuksal olanak bulunmadığından, davacı adına varis sıfatıyla ticari kazanç hükümlerine göre takdir komisyonunca belirlenen matrah farkı üzerinden resen yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının varisi olduğu ...'nın 24/05/2017 tarihinde vefat ettiği, muris adına kayıtlı arsa üzerinde yürütülen inşaat faaliyetinin hasılat paylaşımı sözleşmesine istinaden icra edilmesi adı geçen yönünden ticari organizasyonun varlığına karine teşkil ettiği, söz konusu faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi ve buna göre murise ödenen tutarın ticari kazanç hükümleri uyarınca vergilendirilmesi gerektiği, muris adına 2014 yılında mükellefiyet kaydı açıldığı, vefat etmesi üzerine mükellefiyet kaydının kapatıldığı, ölüm tarihinden sonra müteahhit firma tarafından mirasçılara yapılacak ödemelerin de ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiğinden mirasçılara 24/05/2017 tarihinden itibaren mükellefiyet kaydı açıldığı, gelir ve geçici vergi yönünden matrahın belirlenmesi amacıyla takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonu kararı uyarınca dava konusu vergilerin tarh edildiği, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/04/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.