T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/5005
Karar No : 2023/3417
DAVACI : …
DAVALI : 1- … Bakanlığı …
… Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacı adına, 2021/6 dönemi için ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk eden katma değer vergisinin kaldırılması ve 27/05/2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 311 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Vekalet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması" başlıklı 25. maddesinin (5) işaretli bendinde yer alan; "Mahkeme kararında "KDV hariç" şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğunun kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatının KDV hariç tutar üzerinden yapılması gerektiği tabiidir." kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı yetki alanında avukatlık faaliyetinde bulunduğu, 311 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 25. maddesinin 5. fıkrasının 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'na aykırı olduğu, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin avukatlık ücretleri başlıklı I-B-4. bölümünde yer alan düzenlemeye karşı açılan davanın Danıştay Dördüncü Dairesi tarafından reddedildi, ret kararı verildiği, 7194 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce, Danıştay kararları ile mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin, verilen hizmet karşılığı tahsil edilen bir bedel olduğu, bu nedenle makbuzun davayı kazanana düzenleneceği ve katma değer vergisi matrahına dahil olacağına karar verildiği, 7194 sayılı Kanun ile 07/12/2019 tarihinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesine “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dahil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” fıkrasının eklendiği, söz konusu düzenlemeye göre bu ödemenin katma değer vergisine tabi bir ödeme olduğundan bahsedilemeyeceği, karşı vekalet ücreti için düzenlenecek makbuzun davayı kaybeden karşı taraf adına düzenlenmesi halinde katma değer vergisi hesaplanmasının katma değer vergisinin sistemine uygun olmadığı ileri sürülmektedir.
… BAKANLIĞININ SAVUNMASI : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nu uyarınca uygulamada karşılaşılan tereddütlere yönelik açıklamalar içeren bir genel tebliğe iptal davası açılabilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu tebliğin mevcut kanun hükümlerine uygun olduğu, serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, avukatların faaliyetlerinin herhangi bir işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması durumunda serbest meslek faaliyeti olduğu, dolayısıyla bu kapsamda yapılan işlemlerin katma değer vergisine tabi olduğu, serbest meslek kazancı elde eden avukatların mahkeme kararıyla karşı taraftan aldıkları avukatlık ücretlerinin katma değer vergisine tabi olduğu, dava konusu tebliğ hükmünün hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
… VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞININ SAVUNMASI: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nu uyarınca uygulamada karşılaşılan tereddütlere yönelik açıklamalar içeren bir genel tebliğe iptal davası açılabilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu tebliğin mevcut kanun hükümlerine uygun olduğu, serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, serbest meslek kazancı elde eden avukatların mahkeme kararıyla karşı taraftan aldıkları avukatlık ücretlerinin katma değer vergisine tabi olduğu, dava konusu tebliğ hükmü ile tahakkuk işleminin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin, ilgili Kanun maddelerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'na verdiği hak ve yetki kapsamında, kanun uygulamasında izlenilmesi gereken yolu gösterdiği ve üst hukuk normlarına aykırılık teşkil etmediğinden dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık, davacı adına Haziran 2021 dönemi için ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden tahakkuk ettirilen katma değer vergisinin kaldırılması ve 27/05/2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 311 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Vekalet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması" başlıklı 25'inci maddesinin (5) işaretli bendinde yer verilen;" Mahkeme kararında "KDV hariç" şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğunun kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatının KDV hariç tutar üzerinden yapılması gerektiği tabiidir" kısmının iptali istemine ilişkindir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65' inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu hüküm altına alınmış, serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olarak tanımlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 1'inci maddesinde, avukatlığın, kamu hizmeti ve serbest meslek olduğu; Kanunun 164'üncü maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade edeceği, bu maddenin 4667 sayılı Kanunla değişik son fıkrasında da, dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu, bu ücretin, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği, haczedilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1' inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, 20' nci maddesinin (4) numaralı fıkrasında da, belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedelinin katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunacağı ve verginin müşteriye ayrıca intikal ettirilmeyeceği hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemelere göre, avukatlık mesleğinin, serbest meslek faaliyeti, bu meslekten elde edilen kazancın da serbest meslek kazancı olduğu, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin ise katma değer vergisine tabi olduğu açıktır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 323'üncü maddesinde yargılama giderleri arasında sayılan ve davayı kazanan tarafın kendisini vekille temsil ettirmesi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan vekalet ücretinin, 326'ncı madde uyarınca davayı kaybeden tarafından ödenmesi, aynı Kanunun 326'ncı maddesinde düzenlenen "yargılama giderlerindeki sorumluluk" esasının sonucu olduğundan, müvekkile verilen hizmet karşılğı elde edilen ücrete hak kazanan avukat açısından, ücretin serbest meslek kazancına dahil olma vasfını değiştirmeyeceğinden, mahkemelerce tarifeye göre hükmolunan avukatlık ücretinin de katma değer vergisine tabi olduğu açıktır.
3065 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan, belirli tarifeye göre fiyatı tespit edilen işlerde, tarife bedelinin katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunacağı hükmü karşısında, verilen yargı kararlarında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hükmolunan avukatlık ücretinin içerisinde katma değer vergisinin de bulunduğu, dolayısıyla bu verginin ayrıştırılarak serbest meslek makbuzunda gösterilmek suretiyle katma değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Bu itibarla, yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere göre serbest meslek kazancından dolayı beyanı gereken katma değer vergisinin mahkeme kararında hükmedilen vekalet ücreti üzerinden ne şekilde hesaplanacağının açıklanmasına ilişkin olarak öngörülen dava konu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, 26.4.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin "Avukatlık Ücretleri" başlıklı I-B-4. bölümünde yer alan "...Avukatlar aldıkları bu para için davayı kazanana serbest meslek makbuzu düzenler ve makbuzda alınan tutar üzerinden KDV hesaplayıp ayrıca gösterirler. Mahkeme kararında "KDV hariç" şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğu kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir" kısmına karşı açılan davanın; mahkemelerce Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmolunan vekalet ücretinin serbest meslek faaliyeti kapsamında katma değer vergisine tabi olduğu ve bu ücrete dahil olan katma değer vergisinin ayrıştırılarak beyan edilmesi, avukatın hukuki yardımından müvekkilinin yararlanması, diğer bir deyişle hizmetin davayı kazanan tarafa ifa edilmesi nedeniyle davayı kazanan adına serbest meslek makbuzu düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmesi yolunda verilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/05/201 gün ve E:2014/4695,K:2017/4767 sayılı kararına yöneltilen temyiz istemi, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 17/01//2018 gün ve E:2017/680,K:2018/2 sayılı kararı ile ayn hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca reddedilmiştir.
Dava dilekçesinde, her ne kadar 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun vergi tevkifatının düzenlendiği 94'üncü maddesine 05/12/02019 tarihli ve 7194 sayılı Yasanın 16'ncı maddesi ile eklenen ek fıkra hükmü uyarınca vergi tevkifatının vekalet ücretini ödeyenler tarafından yapılacağının düzenlenmesi nedeniyle hukuki yardım verilen taraf ile vekalet ilişkisinin ortadan kalkacağı, bu nedenle davayı kaybeden taraf adına düzenlenecek makbuzda katma değer vergisinin gösterilmesinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa uygun olmadığı ileri sürülmekte ise de;193 sayılı Yasanın 94'üncü maddesine eklenen ek fıkra hükmü, vergilendirilmesi gereken serbest meslek kazancının tespitinde esas alınacak olan gelir vergisi stopajının kimin tarafından yapılacağının düzenlenmesine ilişkin olup, madde hükmünde serbest meslek makbuzunun kimin adına düzenleneceğine ilişkin bir kural öngörülmediği gibi davayı kazanan tarafa hukuki yardım verilmesi karşılığı hükmedilen vekalet ücretinin, hukuki yardım verenin vergilendirilmesi gereken serbest meslek kazancına dahil olduğu ve katma değer vergisinin konusunu oluşturduğu açık olduğundan iddiaya itibar edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacı adına 2021 Haziran dönemi için tahakkuk ettirilen katma değer vergisinde de mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, davacı adına, 2021/6 dönemi için ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi ile 27/05/2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 311 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Vekalet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması" başlıklı 25. maddesinin (5) işaretli bendinde yer alan; "Mahkeme kararında "KDV hariç" şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğunun kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatının KDV hariç tutar üzerinden yapılması gerektiği tabiidir" kısmının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65. maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu hüküm altına alınmış, serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olarak tanımlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesinde, avukatlığın, kamu hizmeti ve serbest meslek olduğu; 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade edeceği, bu maddenin 4667 sayılı Kanunla değişik son fıkrasında da, dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu, bu ücretin, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği, haczedilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, 20. maddesinin (4) numaralı fıkrasında da, belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedelinin katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunacağı ve verginin müşteriye ayrıca intikal ettirilmeyeceği hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemelere göre, avukatlık mesleğinin, serbest meslek faaliyeti, bu meslekten elde edilen kazancın da serbest meslek kazancı olduğu, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin ise katma değer vergisine tabi olduğu açıktır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde yargılama giderleri arasında sayılan ve davayı kazanan tarafın kendisini vekille temsil ettirmesi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan vekalet ücretinin, 326. madde uyarınca davayı kaybeden tarafından ödenmesi, aynı Kanunun 326. maddesinde düzenlenen "yargılama giderlerindeki sorumluluk" esasının sonucu olduğundan, müvekkile verilen hizmet karşılğı elde edilen ücrete hak kazanan avukat açısından, ücretin serbest meslek kazancına dahil olma vasfını değiştirmeyeceğinden, mahkemelerce tarifeye göre hükmolunan avukatlık ücretinin de katma değer vergisine tabi olduğu açıktır.
3065 sayılı Kanunun 20. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan, belirli tarifeye göre fiyatı tespit edilen işlerde, tarife bedelinin katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunacağı hükmü karşısında, verilen yargı kararlarında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hükmolunan avukatlık ücretinin içerisinde katma değer vergisinin de bulunduğu, dolayısıyla bu verginin ayrıştırılarak serbest meslek makbuzunda gösterilmek suretiyle katma değer vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Buna göre, yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere göre serbest meslek kazancından dolayı beyanı gereken katma değer vergisinin mahkeme kararında hükmedilen vekalet ücreti üzerinden ne şekilde hesaplanacağının açıklanmasına ilişkin olarak öngörülen dava konusu düzenlemede ve davacı adına yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Davacıdan alınması gereken maktu karar harcından eksik kalan … TL maktu karar harcının alınmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı ancak, bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; 5. maddesinin 1. fıkrasında ise aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep - sonuç ilişkisi bulunması halinde birden fazla idari işlemin bir dilekçe ile idari davaya konu edilebileceği belirtildikten sonra, 14 maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği; 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde de 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde yazılı halde; 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak suretiyle otuz gün içinde dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 7. maddesinin 4. fıkrası ile aynı dilekçe ile dava açılabilecek hallerin düzenlendiği 5. maddenin birlikte değerlendirilmesinden, ilgililerin düzenleyici işlemle uygulama işleminin her ikisi aleyhine birden dava açabileceğinin belirtilmiş olmasının, her iki işleme karşı aynı dilekçeyle ve aynı idari yargı yerinde dava açılabileceği anlamına gelmediği sonucuna varıldığı, kamu düzeninden görev kuralı ve Anayasa'nın 37. maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi" ve bu davalarda verilecek kararların kanun yollarının farklı oluşu nedeniyle, düzenleyici işlemin Danıştay'da, uygulama işleminin ise, derece mahkemelerinde idari davaya konu edilmelerinin uygun olacağı açıktır.
Bu bakımdan; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevine giren 06/07/2018 tarih ve 304470 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 19 Seri Numaralı Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 11'inci maddesi ile Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin III/A-4'üncü Bölümüne eklenen "4.9. İkinci El Araç ve Taşınmaz Ticareti" başlıklı bölümünün 5'inci paragrafının ilk cümlesinde yer alan düzenlemenin iptali ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 6. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin görevine giren Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı (Nilüfer Vergi Dairesi Müdürlüğü) tarafından yapılan, tahakkukun kaldırılması talebinin, belirtilen mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edilip edilmediği hususunun ayrı ayrı incelenmesi zorunlu olduğundan, aynı dilekçe ile Danıştayda idari dava açılmasına olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dilekçenin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, otuz gün içerisinde, her işleme karşı, görevli ve yetkili yargı merciileri de gözetilerek, ayrı dava açmakta serbest olmak üzere reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde; davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği belirtilmiştir.
Öte yandan aynı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde; dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de; 14. maddenin 3/g bendinde yazılı halde otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği, 5. fıkrasında ise; 1. fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedieceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davavdilekçesinde 27/05/2020 tarih ve 31137 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 311 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Vekalet ücretlerinde vergi tevkifatı uygulaması" başlıklı 25. maddesinin (5) işaretli bendinde yer alan; "Mahkeme kararında "KDV hariç" şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretinin KDV dahil olduğunun kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatının KDV hariç tutar üzerinden yapılması gerektiği tabiidir." kısmının iptali istemiyle dava açıldığı, davacı tarafından 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun vergi tevkifatının düzenlendiği 94. maddesine 05/12/02019 tarihli ve 7194 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen ek fıkra hükmü uyarınca vergi tevkifatının vekalet ücretini ödeyenler tarafından yapılacağının düzenlenmesi nedeniyle hukuki yardım verilen taraf ile vekalet ilişkisinin ortadan kalkacağı, bu nedenle davayı kaybeden taraf adına düzenlenecek makbuzda katma değer vergisinin gösterilmesinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'na uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de; 193 sayılı Yasanın 94. maddesine eklenen ek fıkra hükmünün, vergilendirilmesi gereken serbest meslek kazancının tespitinde esas alınacak olan gelir vergisi stopajının kimin tarafından yapılacağının düzenlenmesine ilişkin olup, madde hükmünde serbest meslek makbuzunun kimin adına düzenleneceğine ilişkin bir kural öngörülmediği, yine dava dilekçesinde dava konusunun gerekçeleriyle birlikte davacının menfaatini ne şekilde ihlal ettiği hususunun hiçbir tereddüde yer bırakılmayacak şekilde açıkça ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun şekilde ve yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak düzenlenmediği sonucuna varıldığından dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.