T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/5232
Karar No : 2023/2142
DAVACI: … A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR:
1. … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2. … A.Ş. (…) Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri Av. …
DAVANIN KONUSU:
Davacı şirkete ait genel aydınlatma abonelerine yönelik düzenlenen faturalar kapsamında 19.446.496,40 kwh tüketim için fazla ödeme yapıldığından bahisle hesaplanan 11.214.223,58-TL tutarın ödenmesi gerektiğine ilişkin TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile söz konusu işlemlerin dayanağı olan Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) ve (p) bentlerinin, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkraları ile 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "SEYT değerlerini" ibaresinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
SEYT (Genel aydınlatma abonelerinin her birisi için ayrı ayrı hesaplanan 1 saatte mümkün olabilecek en yüksek elektrik tüketim değeri)/EYT (Genel aydınlatma abonelerine ait SEYT değerleri üzerinden her fatura için ayrı ayrı hesaplanan, fatura döneminde mümkün olabilecek en yüksek tüketim değeri) değerleri üzerinden yapılacak denetim yönteminin ilk kez Hazine Müsteşarlığı'nın Ocak 2012 Aydınlatma Bedellerinin Dağıtım Şirketlerine Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesinde düzenlendiği, Mayıs 2011-Ocak 2012 tarihleri arasındaki dönemde SEYT/EYT değerleri üzerinden denetim yapılmasının yasal dayanağının olmadığı, denetimin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olmayan ve sonradan yürürlüğe giren Yönetmeliğe göre yapılan hesaplamanın hukukî güvenliği ihlâl ettiği, dava konusu Yönetmelik maddeleri ile hukuka ve tekniğe aykırı yöntemle inceleme yaptırılarak geriye doğru tahmini hesaplama yapıldığı, 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu’na ve bu Kanun çerçevesinde tesis edilmiş mühürlü ve gerekli standartlara sahip sayaçlarca yapılan okumaların denetçinin birkaç dakikalık ya da saatlik ölçümleri ile geriye dönük olarak bilimsel olmayan bir şekilde kontrol edildiği, tüketim miktarının Yönetmelikte öngörülen ölçüm anında değişmesinin mümkün olduğu, 3516 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik dışında yapılacak her türlü denetimin varsayıma dayanacağı, TEDAŞ tarafından değişik zamanlarda aynı dönem için yapılan denetimlerde farklı tüketim miktarlarının çıktığı ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMALARI:
Mayıs 2011-Ocak 2012 tarihleri arasındaki dönemde SEYT/EYT değerleri üzerinden denetim yapılmasının yasal dayanağının 05/09/2012 tarihli Aydınlatma Bedellerinin Dağıtım Şirketlerine Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesi'nin Geçici 1. maddesinde yer alan "Bu Genelge hükümleri, 31/05/2012 tarihli usul ve esaslar genelgesinin yerine geçmek üzere 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda yer alan uygulama dönemi boyunca geçerlidir." kuralı olduğu, inceleme ve denetimlerin yürürlükteki mevzuata uygun yapıldığı, dava konusu Yönetmelik maddelerinin yayımından önce dağıtım şirketlerinin yapmış olduğu yazılı ve sözlü itirazların dikkate alındığı, hesaplamaya %4 tolerans ilave edilerek tutarın hesaplandığı, genel aydınlatma sisteminin dağıtım şebekesinin bir parçası olduğu ve tek taraflı olarak dağıtım şirketinin kontrolünde bulunduğu, mesken abonelerinin tüketim değerlerini iki taraflı olarak kontrol edebilmesi mümkün iken böyle bir durumun aydınlatma aboneleri için geçerli olmadığı, gerçekleşenden fazla tüketim tahakkuk edilmesinin nedeninin sayaçların yanlış okuma yapması değil, endeks okuma hataları, endeksin fiili olarak okunmayarak tahmini tahakkuk işleminin gerçekleştirilmesi, ölçü sisteminde yapılan değişikliklerin abone yönetim sisteminde zamanında ya da hiç güncellenmemesi, çarpan hataları, aydınlatma lambalarının gündüz de yanması, Yönetmeliğe aykırı abonelerin aydınlatma abonesine bağlanması nedeniyle hatalı tahakkukların olduğu, ölçü devrelerinin son durumuna bakılarak genel aydınlatma giderlerinin belirlenmesinin mümkün olmadığı, buradaki amacın sayacın hatalarını bulmak olmadığı, onaylı aydınlatma profili üzerinden hesaplama yapıldığı, bu profillerin hazırlanmasında mevsim şartları dikkate alınarak ayrı ayrı hesaplama yapıldığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunlu olduğundan dava konusu TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacı şirkete ait genel aydınlatma abonelerine yönelik düzenlenen faturalar kapsamında 19.446.496,40 kwh tüketim için fazla ödeme yapıldığından bahisle hesaplanan 11.214.223,58-TL tutarın ödenmesinin istenilmesine ilişkin TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile anılan işlemin dayanağı olan Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) ve (p) bentlerinin, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkraları ile 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "SEYT değerlerini" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Danıştay 13. Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2017/2868, K:2020/2667 sayılı kararı ile; dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri yönünden; hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu kısmı hakkında reddine, TEDAŞ Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile söz konusu işleme karşı yapılan itirazın reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı işlem yönünden; Anayasa Mahkemesi kararlarında da ifade edildiği gibi, hukuk devletinin unsurlarından olan “hukukî güvenlik” ilkesi gereği devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması, takdir yetkisini zorlayan ve keyfiliğe yol açacak kurallara yer verilmemesi gerektiği, bu ilkenin geriye yürümezlik, hukukî istikrar ve kazanılmış hakların korunması ilkelerini de içinde barındırdığı, hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukukî güvenlik ilkesinin, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün devlet faaliyetlerinin, belirli oranda önceden öngörülebilir olması anlamını taşıdığı; hukuk devletinde idareden beklenenin, açık ve güvenilir olma yükümlülüğüne uygun davranması olduğu; idarî işlemlerin geriye yürümezliği ilkesinin, yargısal kararlar ve öğretide kabul edilmiş bir idare hukuku ilkesi olduğu, bu kuralın geçmişe yürümezlik ve belirlilik unsurlarını içeren hukukî güvenlik ilkesine uygun kullanılmasının, hukuk devleti olmanın doğal ve zorunlu gereği olduğu; davacının, Mayıs 2011-Ocak 2012 tarihleri arasındaki dönemde SEYT/EYT değerleri üzerinden denetim yapılmasının yasal dayanağının olmadığı, denetimin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olmayan ve sonradan yürürlüğe giren Yönetmeliğe göre yapılan hesaplamanın geriye yürütüldüğünü iddia ettiği; bu iddianın karşılanabilmesi ve hesaplamada esas alınan yöntemin belirlenebilmesi için yapılan Dairelerinin 11/07/2018 tarihli ara kararına verilen yanıtta; 05/09/2012 tarihli Aydınlatma Bedellerinin Dağıtım Şirketlerine Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesi'nin Geçici 1. maddesinde, "Bu Genelge hükümleri, 31/05/2012 tarihli usul ve esaslar genelgesinin yerine geçmek üzere 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda yer alan uygulama dönemi boyunca geçerlidir." kuralının yer aldığı, dolayısıyla 01/01/2009-31/12/2015 tarihleri arasında söz konusu denetim yönteminin uygulanacağının belirtildiği; bu durumda, Mayıs 2011-Mart 2014 dönemleri arasındaki tahakkuklarda 27/07/2013 tarih ve 28720 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Aydınlatma Yönetmeliğiyle geliştirilen yöntemin (SEYT/EYT), 05/09/2012 tarihli Aydınlatma Bedellerinin Dağıtım Şirketlerine Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesi'nin Geçici 1. maddesine dayalı olarak, Mayıs 2011-Ocak 2012 dönemi için geriye yürütüldüğünün anlaşıldığı, bu itibarla, genel aydınlatma bedellerinin Hazine Müsteşarlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacağı dönemin 01/01/2009-31/12/2015 olduğundan bahisle, SEYT/EYT değerleri üzerinden geliştirilen denetim yönteminin Mayıs 2011-Ocak 2012 dönemi için geriye yürütülmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; denetimin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan Mülga Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Faaliyetlerinin İncelenmesine ve Denetlenmesine Dair Yönetmeliğin 15. maddesinde, Bakanlığın, denetim raporunun tamamlanmasını müteakip en geç 5 iş günü içerisinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)'na ve şirkete göndereceği; 16. maddesinde, Bakanlık tarafından EPDK'ya gönderilen inceleme ve denetim raporunun mâkul bir süre içerisinde EPDK tarafından ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilerek sonuçlandırılması gerektiğinin belirtildiği; davacı şirkete yapılan fazla ödeme tutarının iadesi istemine ilişkin olarak saha denetimi sonucunda düzenlenen genel aydınlatma komisyonu nihaî raporunun Bakanlığa sunulması, Bakanlık tarafından da söz konusu raporun sonuçlandırılmak üzere EPDK'ya gönderilmesi gerekirken, davalı TEDAŞ tarafından mevzuatta düzenlenen usule aykırı olarak anılan rapordaki tespitler çerçevesinde doğrudan işlem tesis edilmesinde yetki unsuru yönünden de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle; dava konusu Yönetmelik düzenlemeleri yönünden davanın reddine, TEDAŞ Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile söz konusu işleme karşı yapılan itirazın reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verildiği, davalı idarenin temyiz talebi üzerine; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/11/2021 tarihli, E:2021/520, K:2021/2229 sayılı kararı ile; dava konusu idarî işlemlerin Dairece, idarî işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi ile yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunduğu yönündeki tespit ve değerlendirmelere dayalı olarak iptal hükmü tesis edildiği, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, TEDAŞ'ın, belirli dönemler itibarıyla dağıtım şirketleri tarafından gönderilen faturalardaki tüketim miktarı ve bedellerinin gerçek durumu gösterip göstermediğine ilişkin olarak dağıtım şirketleri nezdinde gerekli denetimleri yapacağı, yapılan denetimler sonucunda dağıtım şirketine fazla ödeme yapıldığının tespit edilmesi hâlinde, fazla yapılan ödeme tutarının, ödemenin yapıldığı tarih ile geri alındığı tarih arasında geçen süreye 21/07/1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranı dikkate alınarak hesaplanan faiz ile birlikte bir ay içinde ödenmesinin ilgili dağıtım şirketinden isteneceği, bu süre içerisinde ödeme yapılmaması hâlinde söz konusu ödeme tutarının dağıtım şirketinin cari dönem alacaklarından mahsup edileceği; altıncı fıkrasında ise, aydınlatmayla ilgili ölçüme ilişkin teknik esaslar ile ödemeye, kesinti yapılmasına, uygulamaya ve denetime ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceğinin kurala bağlandığı, anılan Kanun maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 27/07/2013 tarih ve 28720 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nin "Fazla ödeme tutarları" başlıklı 19. maddesinde de dayanak Kanun maddesindeki düzenlemelerle aynı yönde düzenlemelere yer verildiği, bu itibarla, "genel aydınlatma"nın 6446 sayılı Kanun'da ayrı bir başlık altında ele alındığı ve genel aydınlatma denetimlerine ilişkin olarak TEDAŞ'ın doğrudan Kanun ile yetkilendirildiği, ayrıca denetim sonucunda fazla ödenen tutarın tahsil usulü de bahse konu Kanun ve Yönetmelik'te ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, fazla ödenen tutarlara ilişkin raporların değerlendirilmesi sürecinde EPDK'ya yapılmış bir atıf bulunmadığı, her ne kadar denetimin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan Mülga Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Faaliyetlerinin İncelenmesine ve Denetlenmesine Dair Yönetmeliğin 15. maddesinde, Bakanlığın, denetim raporunun tamamlanmasını müteakip en geç 5 iş günü içerisinde EPDK'ya ve şirkete göndereceği; 16. maddesinde, Bakanlık tarafından EPDK'ya gönderilen inceleme ve denetim raporunun mâkul bir süre içerisinde EPDK tarafından ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilerek sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiş olsa da üst hukuk normu olan 6446 sayılı Kanun ile Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nde dağıtım şirketlerinin denetime tâbi tutulduğu konulardan biri olan, fazla ödendiği tespit edilen tutarlara ilişkin denetim konusunda TEDAŞ'ın açıkça yetkili kılınması karşısında, TEDAŞ tarafından mevzuatta düzenlenen usule uygun olarak nihaî rapordaki tespitler çerçevesinde doğrudan işlem tesis edilmesinde yetki unsuru yönünden de hukuka aykırılık bulunmadığı, bu itibarla denetime tâbi olan dönemde 19.446.496,40 kwh tüketim için davacı şirkete fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle hesaplanan 11.214.223,58-TL'nin ödenmesinin istenilmesine ilişkin TEDAŞ Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından bahisle dava konusu uygulama işlemlerinin iptali yolundaki Daire kararının temyize konu bu kısmında hukukî isabet görülmediği gerekçesiyle BOZULDUĞU anlaşılmaktadır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında da, Danıştay Dava Dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği; 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür.
2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile; Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacı şirkete ait genel aydınlatma abonelerine yönelik düzenlenen faturalar kapsamında 19.446.496,40 kwh tüketim için fazla ödeme yapıldığından bahisle hesaplanan 11.214.223,58-TL tutarın ödenmesinin istenmesine ilişkin TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemine ilişkin davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Dairemizin 21/10/2020 tarih ve E:2017/2868, K:2020/2667 sayılı kısmen iptal, kısmen ret yolundaki kararının, iptale ilişkin kısmına karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/11/2021 tarih ve E:2021/520, K:2021/2229 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozulan kısımla sınırlı olarak gereği yeniden görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı, dağıtım lisansı sahibi olarak elektrik piyasasında faaliyet göstermektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısına istinaden, TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı Oluru ile davacı şirket nezdinde denetim yapmak amacıyla genel aydınlatma komisyonu oluşturulmuş, anılan komisyonun davacı şirketin görev sahasında bulunan genel aydınlatma ve trafik sinyalizasyon sayacından 2.501 abonenin saha denetimini gerçekleştirmesi üzerine hazırlanan taslak rapor davacı şirket ile Bakanlığa gönderilmiş, taslak raporda yer alan hususlara ilişkin davacı şirketin itirazları nedeniyle ikinci kez saha denetimi yapılmış, bu defa genel aydınlatma ve trafik sinyalizasyon sayacından 2.467 abonenin saha denetim verilerinin incelenmesi üzerine 07/07/2014 tarihli Yeşilırmak EDAŞ Genel Aydınlatma Komisyon Nihaî Raporu tanzim edilmiştir. Raporda, Mayıs 2011-Mart 2014 dönemleri arasındaki tahakkuklarda Hazine Müsteşarlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından şirkete ait genel aydınlatma abonelerinin en az %20'sine tekabül eden 2.467 abone için 19.446.496,40 kwh fazla ödemeye karşılık toplam 11.214.223,58-TL tutarın Bakanlıkça tahsil edilmesi gerektiği kararlaştırılmıştır.
Bunun üzerine, 19.446.496,40 kwh tüketim için fazla ödeme yapıldığından bahisle hesaplanan 11.214.223,58-TL tutarın ödenmesi gerektiğine ilişkin TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile söz konusu işlemlerin dayanağı olan Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) ve (p) bentlerinin, 14. maddesinin 3. ve 4. fıkraları ile 21. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "SEYT değerlerini" ibaresinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dairemizin 21/10/2020 tarih ve E:2017/2868, K:2020/2667 sayılı kısmen iptal, kısmen ret yolundaki kararının, iptale ilişkin kısmının davalı idareler tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/11/2021 tarih ve E:2021/520, K:2021/2229 sayılı kararı ile;
"Temyize konu edilen Daire kararında, TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlemi ile söz konusu işleme karşı yapılan itirazın reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı işlemi, Mayıs 2011-Mart 2014 dönemleri arasındaki tahakkuklarda 27/07/2013 tarih ve 28720 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Aydınlatma Yönetmeliğiyle geliştirilen yöntemin (SEYT/EYT), 05/09/2012 tarihli Aydınlatma Bedellerinin Dağıtım Şirketlerine Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesi'nin Geçici 1. maddesine dayalı olarak, Mayıs 2011-Ocak 2012 dönemi için geriye yürütülmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı ve denetimin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan Mülga Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Faaliyetlerinin İncelenmesine ve Denetlenmesine Dair Yönetmeliğin 15. maddesi gereği, davacı şirkete yapılan fazla ödeme tutarının iadesi istemine ilişkin olarak saha denetimi sonucunda düzenlenen genel aydınlatma komisyonu nihaî raporunun Bakanlığa sunulması, Bakanlık tarafından da söz konusu raporun sonuçlandırılmak üzere EPDK'ya gönderilmesi gerekirken, davalı TEDAŞ tarafından mevzuatta düzenlenen usule aykırı olarak anılan rapordaki tespitler çerçevesinde doğrudan işlem tesis edilmesinde yetki unsuru yönünden de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Diğer bir anlatımla, Dairece, idarî işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi ile yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunduğu yönündeki tespit ve değerlendirmelere dayalı olarak iptal hükmü tesis edilmiştir.
Genel aydınlatma bedellerinin gerçek tüketimi yansıtıp yansıtmadığına ilişkin olarak SEYT/EYT değerleri üzerinden yapılacak denetim yöntemine ilk kez Hazine Müsteşarlığı'nın Ocak 2012 Aydınlatma Bedellerinin Dağıtım Şirketlerine Ödenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesi'nde yer verildiği ve anılan yöntemin 27/07/2013 tarih ve 28720 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nde de yer aldığı görülmektedir. Genel Aydınlatma Yönetmeliğiyle genel aydınlatma tüketimlerinin ölçülmesine ilişkin teknik esaslar ile ödemeye, kesinti yapılmasına, uygulamaya, denetime ve aydınlatma komisyonunun oluşturulmasına ve çalışmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğe göre dağıtım şirketleri tarafından gönderilen faturalardaki tüketim miktarı ve bedellerinin gerçek tüketim miktarını gösterip göstermediğinin tespit edilebilmesi için yapılacak denetimlerde; öncelikle belirli süre ölçülüp tutanak altına alınan tüketim miktarları baz alınarak ilgili abone için 1 saatlik en yüksek tüketim değeri (SEYT) bulunacaktır. Sonrasında, fatura dönemindeki genel aydınlatmanın ilgili aya ait toplam devrede bulunma saati (TDS), 14/04/2009 tarih ve 27200 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği uyarınca EPDK tarafından onaylanan, farklı mevsimsel şartların dikkate alındığı “Aydınlatma Profilleri”nde belirtilen günlük çalışma saatleri kullanılarak hesaplanacaktır. Ayrıca, yaya ve araçların geçişi için 24 saat kullanılan alt geçitlerde TDS günlük 24 saat olarak alınmaktadır. Öte yandan, SEYT değerine %4 oranında tolerans ilave edilerek, bulunan TDS ve SEYT değerleri kullanılarak ilgili abonelere ilişkin fatura dönemlerindeki “toplam mümkün olabilecek en yüksek tüketim miktarları (EYT)” hesaplanmaktadır.
Uyuşmazlıkta davacı şirketin denetime tâbi tutulduğu dönem Mayıs 2011-Mart 2014 dönemidir. Yukarıda "İlgili Mevzuat" kısmında yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, bahse konu denetim döneminin başlangıcında yürürlükte olan Kanun ve ikincil mevzuatın değişikliğe uğradığı görülmekle birlikte, bahse konu mevzuat hüküm ve düzenlemelerinin birarada değerlendirilmesinden; genel aydınlatma bedellerine ilişkin denetimin, denetim uygulamasının başlangıcından bu yana tüketim miktarının ve bedelinin doğru olarak tespit edilebilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacı şirketin denetime tâbi olduğu Mayıs 2011-Mart 2014 dönemi boyunca yapılan denetimin de TEDAŞ'a iletilen fatura icmallerinde yer alan tüketim miktarlarının ve bedellerinin gerçek durumu gösterip göstermediğine ilişkin olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu bağlamda; dağıtım şirketleri tarafından fatura edilen genel aydınlatma bedellerinin gerçek tüketimi yansıtıp yansıtmadığının daha objektif şekilde hesaplanması amacıyla idarenin zaman içinde farklı yöntemler geliştirebileceği açıktır. Dolayısıyla, söz konusu yöntemlerin, önceki dönemlerde tahakkuk etmiş faturalara ilişkin gerçek tüketimin tespit edilebilmesi amacıyla kullanılması ve gerçek tüketimin idarece tespit edildiği durumlarda önceden fazla ödenen bedellerin geri istenmesi, idarî işlemlerin geriye yürümezliği ilkesine aykırılık olarak nitelendirilemez.
Diğer yandan, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, TEDAŞ'ın, belirli dönemler itibarıyla dağıtım şirketleri tarafından gönderilen faturalardaki tüketim miktarı ve bedellerinin gerçek durumu gösterip göstermediğine ilişkin olarak dağıtım şirketleri nezdinde gerekli denetimleri yapacağı, yapılan denetimler sonucunda dağıtım şirketine fazla ödeme yapıldığının tespit edilmesi hâlinde, fazla yapılan ödeme tutarının, ödemenin yapıldığı tarih ile geri alındığı tarih arasında geçen süreye 21/07/1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranı dikkate alınarak hesaplanan faiz ile birlikte bir ay içinde ödenmesinin ilgili dağıtım şirketinden isteneceği, bu süre içerisinde ödeme yapılmaması hâlinde söz konusu ödeme tutarının dağıtım şirketinin cari dönem alacaklarından mahsup edileceği; altıncı fıkrasında ise, aydınlatmayla ilgili ölçüme ilişkin teknik esaslar ile ödemeye, kesinti yapılmasına, uygulamaya ve denetime ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 27/07/2013 tarih ve 28720 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nin "Fazla ödeme tutarları" başlıklı 19. maddesinde de dayanak Kanun maddesindeki düzenlemelerle aynı yönde düzenlemelere yer verilmiştir.
Bu itibarla, "genel aydınlatma"nın 6446 sayılı Kanun'da ayrı bir başlık altında ele alındığı ve genel aydınlatma denetimlerine ilişkin olarak TEDAŞ'ın doğrudan Kanun ile yetkilendirildiği görülmektedir. Ayrıca denetim sonucunda fazla ödenen tutarın tahsil usulü de bahse konu Kanun ve Yönetmelik'te ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, fazla ödenen tutarlara ilişkin raporların değerlendirilmesi sürecinde EPDK'ya yapılmış bir atıf bulunmamaktadır.
Nitekim davalı idarelerin temyiz dilekçelerinde, elektrik dağıtım şirketlerinin genel aydınlatma faaliyetlerine yönelik tahakkuk denetimi ile faaliyetlerin elektrik piyasası mevzuatına uygunluğu noktasında yapılan denetimlerinin farklı denetim türleri olduğu ve mevzuatta da farklı şekilde düzenlendikleri belirtilerek, EPDK'nın da kendisine gönderilen genel aydınlatma nihaî raporlarına ilişkin olarak, 6446 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesinin 4. fıkrası ile Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nin 19. maddesinde genel aydınlatma denetimleri kapsamında izlenmesi gereken yolun belirtildiği ve bu konuda ayrıca bir Kurul kararına ve Kurumları tarafından yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı yönünde cevabını içeren … tarih ve … sayılı yazı örneği ile Hazine Müsteşarlığı'nın, ilgili mevzuat uyarınca ödemelere ilişkin denetimin anılan Bakanlıkça onaylanacak inceleme ve denetim programı çerçevesinde TEDAŞ tarafından yapılmasının öngörüldüğünü bildiren … tarih ve … sayılı yazı örneği sunulmuştur.
Bu bağlamda; her ne kadar denetimin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan Mülga Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Faaliyetlerinin İncelenmesine ve Denetlenmesine Dair Yönetmeliğin 15. maddesinde, Bakanlığın, denetim raporunun tamamlanmasını müteakip en geç 5 iş günü içerisinde EPDK'ya ve şirkete göndereceği; 16. maddesinde, Bakanlık tarafından EPDK'ya gönderilen inceleme ve denetim raporunun mâkul bir süre içerisinde EPDK tarafından ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilerek sonuçlandırılması gerektiği belirtilmiş olsa da üst hukuk normu olan 6446 sayılı Kanun ile Genel Aydınlatma Yönetmeliği'nde dağıtım şirketlerinin denetime tâbi tutulduğu konulardan biri olan, fazla ödendiği tespit edilen tutarlara ilişkin denetim konusunda TEDAŞ'ın açıkça yetkili kılınması karşısında, TEDAŞ tarafından mevzuatta düzenlenen usule uygun olarak nihaî rapordaki tespitler çerçevesinde doğrudan işlem tesis edilmesinde yetki unsuru yönünden de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda, denetime tâbi olan dönemde 19.446.496,40 kwh tüketim için davacı şirkete fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğinden bahisle hesaplanan 11.214.223,58-TL'nin ödenmesinin istenmesine ilişkin TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminde ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, dava konusu uygulama işlemlerinin iptali yolundaki Daire kararının temyize konu bu kısmında hukukî isabet görülmemiştir." gerekçesiyle Dairemiz kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. TEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemi ve anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem yönünden de DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL ilk derece yargılama giderinin, Dairemizin 21/10/2020 tarih ve E:2017/2868, K:2020/2667 sayılı kararında …-TL'si davacı üzerinde bırakıldığından geriye kalan … TL'nin de davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL temyiz yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü'ne verilmesine,
4. Davalı idareler lehine önceki kararda vekâlet ücretine hükmedildiğinden yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacı ve davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü'ne ayrı ayrı iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 03/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.