T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5277
Karar No : 2023/5889
DAVACI : …
DAVALI : … / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Konya Hâkimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu meslekten çıkarma kararlarının başta Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere tüm evrensel hukuk ilkelerine, yasalara, disiplin hukukunun temel ilkeleriyle usul ve hakkaniyete aykırı olduğu, disiplin cezasına konu eyleminin tamamen yargısal takdire dayalı olarak yürürlükteki mevzuata uygun olarak verilen bir karar olduğu, disiplin cezasını gerektirir herhangi bir eyleminin bulunmadığı, benzer şekilde karar veren diğer ilgili hakimler ile ilgili olarak disiplin soruşturması açılmadığı, kendisinin tutuklama kararı vermediği, ilgililer hakkında daha sonra verilen tutuklama kararının ise üst merci tarafından kaldırıldığı, dolayısıyla verdiği kararın hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte eyleminin daha alt bir disiplin cezasını gerektirdiği ve ilgili yasa hükümleri uyarınca af kapsamında kaldığı belirtilerek, dava konusu kararların hukuka aykırı oldukları ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin eylemlerinin suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü, ayrıca söz konusu eylemlere ilişkin olarak davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yargılamasının Yargıtay ... Ceza Dairesinde E:… sayılı dosyasında devam ettiği, ilgili yasa hükümlerinde disiplin cezası verilmesi sırasında devam eden kovuşturma sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, davacıya isnat olunan eylemlerin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, davacının eylemlerinin yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu kanaatine varılarak Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı işlemler yaparak keyfi kullandığı gerekçesiyle cezalandırıldığı, dolayısıyla davacının sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Konya hâkimi iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 24.08.2016 tarihli ve K:... sayılı kararı ile (FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek) 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, Adana hâkimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve K:... sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine dair Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararının iptali ve manevi tazminat hakkı saklı kalmak kaydıyla söz konusu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı" başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla , cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden : " Devletin Güvenliğine ilişkin Gizli Belgeleri Temin Etme ve Siyasal Yararlarına İlişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklama suçlarından tutuklanmaları istenilen FETÖ/PDY örgütü mensubu olan asker şüpheliler ... ve ...’nin tutuklanma taleplerini karara bağlamak üzere sorguya çıkan davacının isnat olunan suçların vasıf ve mahiyetleri ile dosyadaki mevcut delil durumunu göz ardı ederek yasaya aykırı şekilde kasıtlı olarak reddine karar verdiği ve bu eylemin Fetö/PDY terör örgütünün amaçları doğrultusunda mesleğin onur ve şerefini bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren mahiyette olduğu " iddialarına yönelik olarak düzenlenen soruşturma raporları sonucunda , fiillerinin sübuta erdiği sonucuna ulaşılarak 2802 sayılı Yasanın 69 uncu maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasının verildiği : Diğer taraftan; davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Danıştay 5. Dairesinin 06.07.2020 tarihli ve E:2016/58279, K:2020/3141 sayılı kararı ile reddedildiği ; öte yandan, davacı hakkında "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan yürütülen ceza davasının Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) E:… sayılı dosyasında derdest olduğu; davacının FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan hakkında açılmış ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen … tarih ve E,K:… sayılı kararıyla mahkumiyet hükmü bulunduğu ve incelememizin yapıldığı tarih itibarıyla , kararın İstinaf aşamasında , … Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin E:… sayılı esasında kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı hakkında Adana TMK 10. maddesi ile görevli 3 nolu Hâkimi olarak görev yaptığı dönemde, "19/01/2014 günü Adana Ceyhan Sirkeli Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması öncesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı, casusluk suçuna ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda haklarında dava açılan Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli sanıklar H.G. ve G.M.'nin, MİT’e ait olduğunu bildikleri tırları usulsüz olarak fiziki takip ettikleri ve gerçeğe aykırı ihbarda bulunarak devlet sırrının ortaya çıkarılmasına yönelik suç oluşturan eylemde bulundukları, bu sebeple Devletin Güvenliğine ilişkin Gizli Belgeleri Temin Etme ve Siyasal Yararlarına İlişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklama suçlarından tutuklanmaları istenilen FETÖ/PDY örgütü mensubu olan asker şüpheliler H.G. ve G.M.'nin tutuklanma talebinin suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumunu, göz ardı ederek yasaya aykırı olacak şekilde kasıtlı olarak reddine karar verme suretiyle, üyesi olduğu FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu" iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Düzenlenen 20/07/2018 tarihli soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de; "19/01/2014 günü Adana Ceyhan Sirkeli Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması öncesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının … (6526 sayılı Yasa ile kaldırılan TMK 10. madde ile Görevli Adana Cumhuriyet Başsavcılığının …) sayılı, casusluk suçuna ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda haklarında dava açılan Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli sanıkların, uyuşturucu madde ticaretini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında, önleme dinlemesi adı altında toplam 29 kişiye ait 42 adet telefon numarası ile ilgili talep yazıları arasına MİT'in bu faaliyetinde görev alan 7 personelin de cep telefonlarını serpiştirmek suretiyle TMK 10. madde ile yetkili ... Ağır Ceza Mahkemesinden dinleme kararı aldıkları, usulsüz yapılan bu önleme dinlemeleri neticesinde Ankara Esenboğa Havaalanından hareket eden MİT’e ait üç adet tırın Adana’ya doğru yola çıktığının öğrenildiği, Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Biriminde görevli olan ve Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:.., K:.. sayılı kararı ile Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlarından hapis cezasıyla mahkumiyetlerine karar verilen H.G. ve G.M.’nin, üstlerine ve asayiş birimlerine haber verip gerekli müdahaleye ilişkin tedbirlerin Ankara’dan itibaren aldırılması yerine, gerek görevlerinin gerekse de resmi sıfatları gereği kendilerinden beklenen davranış kurallarının dışına çıkarak, yüzlerini göstermeyecek şekilde kendilerini gizledikleri, H.G.'nin, Ankara Demetevler semtinde bulunan bir bayiden ankesörlü telefon kartı alarak G.M.’ye verdiği, birlikte Etlik semtine giderek MOBESE ve güvenlik kameralarının görüş açılarından uzakta olduğunu tespit ettikleri ankesörlü telefondan G.M.’nin resmi sıfatını belirtmeden, sıradan bir ihbar gibi, Ankara veya tırların güzergahında bulunan herhangi bir yerin Jandarma veya Emniyet birimleri yerine, Adana İl Jandarma Harekât Merkezinin ancak bir jandarma personeli tarafından bilinebilecek şehirlerarası kodlu telefon numarasını 07:29 da arayarak ihbarda bulunduğu, bu itibarla MİT’e ait olduğunu bildikleri tırları usulsüz olarak fiziki takip ettikleri ve gerçeğe aykırı ihbarda bulunarak devlet sırrının ortaya çıkarılmasına yönelik suç oluşturan eylemde bulundukları olayda, Devletin Güvenliğine ilişkin Gizli Belgeleri Temin Etme ve Siyasal Yararlarına İlişkin Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklama suçlarından tutuklanmaları istenilen FETÖ/PDY örgütü mensubu olan (daha sonra 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile kamu görevinden çıkarılan) asker şüpheliler H.G. ve G.M.’nin tutuklanma taleplerini karara bağlamak üzere sorguya çıkan ilgili hâkim ...'nın da, isnat olunan suçların vasıf ve mahiyetleri ile dosyadaki mevcut delil durumunu göz ardı ederek yasaya aykırı şekilde kasıtlı olarak reddine karar verdiği ve bu suretle irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek görevini tarafsız ve bağımsız olarak yerine getiremeyeceğini açıkça ortaya koyduğu görüldüğü" gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacının, meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ve bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.
Nihayetinde, davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı oldukları ileri sürülerek iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, "görevi kötüye kullanma" suçundan Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… sayılı dosyasına kayıtlı ceza davasının açıldığı ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda davacı hakkındaki yargılamanın hali hazırda devam ettiği görülmüştür.
Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 06/07/2020 tarih ve E:2016/58279, K:2020/3141 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/10/2022 tarih ve E:2021/716, K:2022/2765 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacının, hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının hakim olarak görev yaptığı dönemde disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında anılan örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir.
Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, hakim olarak görev yaptığı dönemde kamuoyunda "MİT Tırlarının Durdurulması" olayı olarak bilinen 19/01/2014 tarihli olay sonrası davacının, "19/01/2014 günü Adana Ceyhan Sirkeli Otoyol Gişelerinde saat 12:00 civarında MİT’e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulması öncesinde, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı, casusluk suçuna ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda haklarında dava açılan (daha sonra irtibat ve iltisakları nedeniyle 669 sayılı KHK eki liste ile kamu görevinden çıkarıldığı ve ayrıca Yargıtay 16. Ceza Dairesince, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek, Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklamak, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlarından hapis cezasıyla mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılan) Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli sanıklar H.G. ve G.M.'nin tutuklanma taleplerini suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumunu, göz ardı ederek reddine karar vermek suretiyle" disiplin cezasına dayanak teşkil eden söz konusu kararı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan irtibat ve iltisakı kapsamında anılan örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda verdiği ve böylece yargıya duyulan güven ve saygınlığı zedeleyerek, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir.
Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 06/07/2020 tarih ve E:2016/58279, K:2020/3141 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/10/2022 tarih ve E:2021/716, K:2022/2765 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:.. sayılı kararıyla 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Öte yandan, Kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında da yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dava dosyasında mevcut disiplin soruşturma raporu ve ekleri incelendiğinde, söz konusu soruşturma kapsamında davacı hakkında verilen tanık beyanlarının şu şekilde oldukları görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmakta olan ve bilgisine başvurulan M.A. isimli şahsa ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 28/04/2016 tarihli tanık beyanı: ''...Hakim ...: ... TMK'da özgürlük hakimi olarak görev yaptığı sırada bu yapının adına hareket edenlerden birisidir. MİT TIR'ları soruşturmasında yer alan kolluk görevlilerinin tutuklanması talebiyle ...'nın görevli olduğu mahkemeye sevk edildiğini hatırlıyorum, ... paralel yapıya mensup olduğu için bu yapı adına hareket eden kolluk görevlilerini kendisine gelen talimat gereği serbest bıraktığını düşünüyorum. ...A.T.'nin ...Yine MİT TIR'ları soruşturmasında yer alan kamu görevlileri ile ilgili yürütülen soruşturmada tutuklamaya sevk edilen şüphelilerin serbest bırakılması için ... ile görüştüğünü düşünüyorum, çünkü ... sahte ihbarda bulunan ve MİT'e ait tırların durdurulmasını sağlayan görevlileri serbest bıraktı.''
Yargı mensubu olarak görev yapmakta olan ve bilgisine başvurulan E.D. isimli şahsa ait Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/08/2016 tarihli tanık beyanı: ''...1 Ocak ile 19 Ocak 2014 tarihlerinde MİT'in Suriye'deki Türkmenlere gönderdiği yardım tırlarının durdurulması ile bu yapının neye hizmet ettiği açıkça ortaya çıkmıştı. MİT tırları soruşturmasının ilk aşamasında Ankara'da operasyonu başlatan iki subay tutuklanması istemiyle özgürlük hakimliğine sevk edildi. Nöbetçi hakim ... idi. Yaptığı sorgu sonucunda bu iki kişiyi serbest bıraktı. Ondan sonra da ... beyin de bu yapının bir elemanı olduğu intibası uyandı.''
Yargı mensubu olarak görev yapmakta olan ve bilgisine başvurulan C.T. isimli şahsa ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 16/03/2016 tarihli tanık beyanı: ''...Ankara İl Jandarma İstihbarat Şubesinde görev yapan haklarında casusluk soruşturmasından kamu davası açılan sanıklar H.G. ve G.M.'nin 19.01.2014 tarihinde Adana ilinde durdurulan TIR'ların terör örgütüne ait silahları taşıdığı iddiasına konu soruşturma Cumhuriyet Başsavcı Vekili A.D. tarafından yürütülmekte iken A.D.'nin seminer için Ankara iline gitmesi üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcısı tarafından soruşturmayı geçici olarak yürütmek üzere görevlendirildim. Şüpheliler H.G. ve G.M.'yi Ankara'dan Adana iline getirttim, ifadelerinin alınmasını müteakip tutuklanmaları talebi ile Nöbetçi Özgürlük Hakimine sevk ettim, Hakim ... şüphelileri dinledikten sonra müdafilerinin uzun uzun beyanlarını aldığını ve müdafilerin beyanlarında ifade sırasında odamdaki telefonun birkaç kez çalmasını ve Adana TEM'den gelen bir polis memuru ile olan diyaloğumu uzun uzun yazarak ve beni suçlar şekilde beyanını aldığını kararı incelediğimde gördüm. Ben de bunun üzerine bu karara itiraz ettim. İtiraza bakan mahkeme hakimi P.P.'de yaptığım bu itirazı reddetmişti, sonradan dosyaya baktığımda hem ...'nın verdiği serbest bırakma kararı hem de itiraz üzerine Hakim P.P.'nin verdiği itirazı red kararının aynı gerekçelerle olduğunu gördüm. Bu gerekçelerde adeta olayda suç unsuru bulunmadığı şeklinde idi yani bizim talebimizden uzaklaşılarak esasa ilişkin beraat hükmü verir gibi karar verilmiş idi. Ben benzer kararı soruşturmayı yürüten o zamanki Cumhuriyet Başsavcı Vekili A.D.'nin talebi ile aynı olaydan dolayı Ankara ilindeki şüphelilerin evlerinde yapılacak arama kararında da gördüğümü hatırlıyorum. Bu kararda da yine talepten uzaklaşılarak esasa ilişkin beraat hükmü verir gibi gerekçe yazılmış idi. Her üç karardaki gerekçenin de aynı mahiyette olması dikkati çekmişti. Ayrıca Hakim P.P.'nin MİT TIR'ları soruşturmasında usulsüz olan arama ve elkoyma kararını onaylaması da dikkatimi çekmiş idi.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.Y. isimli şahsa ait Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Cezaevinde kaldığım bu 3 aylık süre içerisinde aynı koğuşlarda kaldığım savcı A.K., savcı E.K., ...hakim ..., ...hal ve hareketleri, davranışları, konuşmaları, fısıldaşmalarından, Konya Adliyesinde çalıştığım dönemdeki tavırlarından, önceki çalıştığım görev yerlerimden, başsavcı olmamdan dolayı cemaat yapısına mensup olduklarını biliyorum.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.Ü. isimli şahsa ait;
-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/04/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...Görev yaptığım ve çalıştığım yerlerde cemaatçi olduğunu bildiğim eylem, davranış, jargon itibari ile bunu teyit eden Yargı mensupları da şunlardır; ......, V.D., Ş.İ.''
-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/04/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Ayrıca yine yargı mensubu olan; E.F.B., M.E.E, ......, Ş.İ. isimli şahısların cemaat mensubu olduklarını hakim savcı stajı dönemimizde 1997-1999 yıllarında eğitim merkezinde birlikte geçirdiğimiz süreçteki tavırlarından birbirleri ile arkadaşlıklarından, kendimin de daha önce cemaat mensubu olmam nedeniyle tecrübelerim sayesinde yapabildiğim gözlemlerimden biliyorum.''
Dolayısıyla, dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler ve tanık ifadeleri ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özellikle M.A., E.D. ve C.T. isimli tanıkların beyanlarında yer alan hususlar ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğu noktasında kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu da dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eyleminin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/05/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Konya Hâkimi olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir.
26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir.
Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır;
1) 69. maddenin ... fıkrasına göre;
- 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve,
- Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir.
Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir.
Diğer yandan, ... fıkranın ... cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır.
2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir.
3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir.
Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir.
Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir.
Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir.
Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ... ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ... fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır.
Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Aksi halde, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında konusu suç teşkil ettiği anlaşılan disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle "görevi kötüye kullanma" suçundan Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) E:… sayılı dosyasına kayıtlı ceza davasının açıldığı ve yargılamanın hali hazırda devam ettiğinin anlaşıldığı, buna karşın davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinde hakkında yürümekte olan ceza davasının sonucu beklenmeden ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla doğrudan, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, olayda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, anılan kararların iptaline ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesine yönelik istemi hakkında ise bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.