T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5317
Karar No : 2023/1245
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : 1- … Bakanlığı /…
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. …
2- …Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının, davalı idareler tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 17/02/2016 tarihinde, Ankara ili, Çankaya ilçesi, Kızılay semti, …Sokakta gerçekleştirilen terör saldırısı sonucunda yaralanan davacı tarafından, olayın meydana gelmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık, 1.400,00 TL'si cep telefonu hasar bedeli, 4.600,00 TL'si geçici ve sürekli iş gücü kaybı tazminatı (miktar artırımı ile 1.339.730,06 TL) olmak üzere toplam 6.000,00 TL (miktar artırımı ile 1.341.130,06 TL) maddi tazminatın davalı idarelerce, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığınca ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 1.341.130,06 TL maddi tazminatın (cep telefonu hasar bedeli + efor kaybı tazminatı) davalı idarelerce davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığınca davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı … Bakanlığı tarafından, zarara neden olan eylemin idarenin kusur veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir eylem olmayıp terör eylemi olduğu, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı …Valiliği tarafından, hükmedilen maddi tazminat tutarının yüksek olduğu, dosyada mevcut sağlık raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği, harçtan muaf olduklarından idareleri aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı … Valiliği'nin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
17/02/2016 tarihinde, Ankara ili, Çankaya ilçesi, Kızılay semti, … Sokakta gerçekleştirilen terör saldırısı sonucunda yaralanan davacı tarafından, olayın meydana gelmesinde idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A. Temyize Konu Kararın, İdare Mahkemesi Kararının Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmı ile Cep Telefonu Hasarına İlişkin Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısımlarına Yönelik Davalı İdarelerce Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B. Temyize Konu Kararın, İdare Mahkemesi Kararının Davacının Efor Kaybı Tazminatı İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmına Yönelik Davalı İdarelerce Yapılan İstinaf Başvurusunun Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybı nedeniyle gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi çalışma ve günlük hayatını eskisine göre daha fazla efor sarfederek sürdüreceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını ve çalışma hayatını sürdürebilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Öncelikle, davacı hakkında Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporuna esas alınan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" incelendiğinde, Yönetmeliğin Beşinci Bölümünde yer alan hükümlerin ve bu arada "İş kazası ile meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü kayıp oranı tespitinde kullanılan cetveller" başlıklı 22. maddesinin bütünüyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan işçiler ile serbest meslek erbabının iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğradığı meslekte kazanma gücü kayıp oranının tespitine yönelik esas ve usulleri düzenlediği görülmektedir. Uyuşmazlığa konu olayda, çalışma gücünü sürekli olarak kaybeden davacı ise, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı'nda Uzman kadrosunda kadro karşılığı sözleşmeli personel olarak çalışmaktadır. Buna göre, Mahkemece yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle, davacının çalışma gücü kaybı oranının, kamu görevlisi olduğu dikkate alınarak, aynı Yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) 5510 sayılı Kanun'un 1. fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalıların çalışma gücü kaybı oranının tespitine yönelik kuralları içeren 13. maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda aktarılan şekilde yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu belirlenecek kalıcı sakatlık (sürekli iş gücü kaybı) oranı esas alınmak suretiyle davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;
Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren yasal emeklilik yaşına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) çalışma gücü kaybı oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının emeklilik yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması sonucu ortaya çıkacak miktarların toplanması suretiyle hesaplanmalıdır.
Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, davacıya olay nedeniyle 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminat (22.813,78 TL ) ile varsa bu kapsamda değerlendirilebilecek diğer ödemelerin "yarar" olarak kabul edilmesi ve bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibarıyla yasal faiz uygulanarak güncelenecek bu yarar tutarının toplam zarardan düşülmek (denkleştirme yapılmak) suretiyle bulunacak gerçek zarar tutarının tespit edilmesi zorunludur.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararı ile olay nedeniyle elde ettiği yararların bilirkişi marifetiyle hesaplanarak yapılacak denkleştirme sonucu bulunacak gerçek zarar tutarının davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle verilen İdare Mahkemesi kararının davacının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idarelerce yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin efor tazminatına ilişkin kısım yönünden KABULÜNE, manevi tazminat ile cep telefonu zararına ilişkin kısımlar yönünden REDDİNE,
2. …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının;
A. İdare Mahkemesi kararının, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmı ile cep telefonu hasarına ilişkin maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısımlarına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
B. İdare Mahkemesi kararının, davacının efor tazminatı isteminin kabulüne ilişkin kısmına yönelik davalı idarelerce yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.