T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5332
Karar No : 2023/820
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1) ...
2) ...
3) ...
4) ...
5) ...
6) ...
7) ...
8) ...
9) ...
10) ...
11) ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları olan ...'in, kendisinin ve ailesinin can güvenliğinin korunması için önlem alınması istemiyle İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvurulardan bir hafta sonra başvuru dilekçelerinde adlarını bildirerek şikayetçi olduğu kişiler tarafından vurularak hayatını kaybetmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek ...için 60.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 259.031,00 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 60.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 76.796,00 TL) maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 50.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, ...için 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, olmak üzere toplam 330.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 545.827,00 TL) maddi ve 220.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 25/09/2018 tarih ve E:2018/2937, K:2018/2760 sayılı kararıyla davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının onanması, maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulması üzerine bozma kararına uyularak davacıların maddi tazminat istemleri yönünden yapılan incelemede davacıların yakını müteveffa Baba …'in 27/10/2006 tarihli dilekçesiyle tehlikenin ciddiyetini ortaya koyup kendisinin ve ailesinin can güvenliğini tehdit eden kişilerin isimlerini belirterek bu kişilerden şikayetçi olarak can güvenliğinin sağlanmasını istediği halde idarece gerekli korumanın sağlanması amacıyla hiçbir koruma kararı ve tedbiri alınmaması neticesinde davacılar yakını Baba …'in hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen ek rapor dikkate alınmak suretiyle davacılardan … için 94.045,00 TL, … için 236,00 TL, … için 4.667,00 TL, … için 6.700,00 TL olmak üzere toplam 105.648,00 TL maddi tazminat istemlerinin kabulü ile fazlaya ilişkin istemler ile diğer davacıların maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, karara esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, müteveffanın aylık gelirinin karara esas alınan bilirkişi ek raporunda esas alınan tutarın çok üzerinde olduğu, reddedilen tazminat tutarı nedeniyle idare lehine hükmedilen vekalet ücretinin hak arama hürriyetini ihlal ettiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, karara esas alınan bilirkişi raporunda PMF yaşam tablosu yerine TRH yaşam tablosunun esas alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönlerden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. Maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, taleple bağlılık ilkesi uyarınca dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, İdare Mahkemesince verilen gerekçeli kararın "Yasal faizin başlangıç tarihi yönünden : Hükmedilecek faizin; dava açma tarihi itibariyla talep edilen miktarı için dava tarihinden geçerli olmak üzere, ıslah edilen kısım için ıslah tarihi itibariyla hesaplanması gerekmektedir. Öte yandan, davacılardan, ... için 94.045,00 TL bedelin 60.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden, geriye kalan 34.045,00 TL'sinin ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği 27/02/2017 tarihinden itibaren, … için 236,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden, … için 4.667,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden, … için 6.700,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini gerekmektedir." kısmının çıkarılarak, hüküm fıkrasının "2-… için 94.045,00 TL bedelin 60.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden, geriye kalan 34.045,00 TL'sinin ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 27/02/2017 tarihinden itibaren, … için 236,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden, … için 4.667,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden, … için 6.700,00 TL'sinin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak ödenmesine," kısmının "2-… için 94.045,00 TL, … için 236,00 TL, … için 4.667,00 TL, … için 6.700,00 TL maddi tazminat isteminin dava tarihi olan 30/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak ödenmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların davanın esasına ilişkin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. Davacıların temyiz istemlerinin davanın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmının faiz başlangıç tarihi yönünden KABULÜNE,
3. ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28/02/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davacılardan Hüsna Demirel lehine hükmedilen maddi tazminat tutarının artırılan tazminat miktarına tekabül eden kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerekirken miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olarak alınması; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden; İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.