T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/5923
Karar No : 2023/1058
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : Kendi adlarına asaleten … adına velayeten …, …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 08/11/2015 tarihinde Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde gerçekleştirilen doğumdaki tıbbi uygulama hataları sonucunda …'ın oksijensiz kalması nedeniyle engelli olarak dünya geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık toplam 10,00 TL maddi ve 450.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dilekçesinin Sağlık Bakanlığına tevdi edilmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 05/03/2018 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında bir başvuru yapılmış olduğu, gerek bu başvuru ile gerek 29/12/2016 tarihinde iddianame düzenlenmesi ile zararın varlığı, niteliği esaslı unsurlarının öğrenildiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı … 07/11/2015 tarihinde saat 22.00 civarında rahatsızlanması üzerine Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine başvurmuş, 08/11/2015 tarihinde saat 05.00 civarında gerçekleşen doğumda meydana gelen kordon dolanması nedeniyle davacı … oksijensiz kalmış ve bu nedenle oluşan engel ile dünya gelmiş, doğumdan sonra nefes alamadığının anlaşılması üzerine yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle bir özel hastaneye sevk edilmiştir.
… Cumhuriyet Başsavcılığınca -ön inceleme ve tahkikat aşamalarından sonra- doğumu gerçekleştiren doktor ve ebeler hakkında görevi kötüye kullanmak suçunun işlendiğinden bahisle 29/12/2016 tarihinde düzenlenen iddianame ile kamu davası açılmış, davacılar tarafından, kamu davası devam ederken 05/03/2018 tarihinde (idareye tebliğ tarihi 08/03/2018) davalı idareye tazminat istemiyle başvuru yapılmış, ancak bu başvurunun reddi üzerine dava açılmamıştır.
…Asliye Ceza Mahkemesince, doğumu gerçekleştiren doktor ve ebeler hakkında 18/12/2018 tarihinde beraat kararı verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesince 11/06/2020 tarihinde verilen karar ile reddedilmiş ve bahsi geçen beraat hükmü bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir.
Davacılar tarafından, 05/03/2018 tarihinde yapılan başvuruya rağmen zararlarının karşılanmadığından bahisle, 07/11/2020 tarihinde bakılmakta olan tam yargı davası açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davacıların 05/03/2018 tarihli başvurudan sonra dava açma süresi içinde dava açmadığı, ancak, iş bu dava 05/03/2018 tarihli idari başvuruya dayanılarak açılmış ise de, olayda idarenin kusurlu olduğu yönündeki davacılar kanaatinin tam olarak ceza mahkemesi kararının kesinleştiğinin davacılar tarafından resmi olarak öğrenilmesiyle oluştuğu, bu kararın kesinleştiğinin davacılar tarafından resmi olarak öğrenilmesine müteakip 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında idareye yeniden başvurulup ön karar alındıktan sonra dava açılması gerektiği, bu yapılmaksızın açıldığı anlaşılan davaya ilişkin dava dilekçesinin davalı idareye tevdiine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin davalı Sağlık Bakanlığına tevdi edilmesine karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesince de davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, - ön karar başvurusu yapıldığı ve iş bu davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle - "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından, fıkrada belirtilen konularda sırasıyla inceleneceği belirtilmiş; anılan fıkranın (b) bendinde, "idari merci tecavüzü" ilk inceleme konuları arasında sayılmış; anılan maddenin 6. fıkrasında, bu hususun ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı öngörülmüş; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3. fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14. maddenin 3. fıkrasının (b) bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Bu itibarla; ancak, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılaması sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, ceza davası devam ederken davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararların tazmini için 05/03/2018 tarihinde 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında yapılan başvuru üzerine süresinde tam yargı davası açılmadığı, ceza davasında verilen beraat kararının 11/06/2020 tarihinde kesinleşmesi üzerine, 05/03/2018 tarihinde yapılan başvurunun reddedildiğinden bahisle, 07/11/2020 tarihinde bakılmakta olan tam yargı davasının açıldığı görülmektedir.
Esasen, zarara sebep olan eylemin veya maddi olayın idariliğinin kesin olarak ortaya çıkması ile 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen sürelerin işlemeye başlayacağı açıktır.
Dava konusu uyuşmazlığın da, eylemin idariliğinin kesin olarak ortaya çıktığı zamanın tespiti ile çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Ceza davasında yapılan yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi ile eylemin idariliğinin ya da idarenin sorumluluk sebebinin kesin olarak ortaya çıkacağı kuşkusuzdur. Ancak, ceza davasında yapılan yargılama sonucunda, davalı idare ajanının herhangi bir kusurunun bulunmadığı değerlendirilerek beraat kararı verilmesi, bu kararın da kesinleşmesi halinde dava açılmadan önceki maddi ve hukuki durumda eylemin idariliğinin öğrenilmesi açısından herhangi bir değişiklik olmadığından, söz konusu beraat kararı ile eylemin idariliğin kesin olarak öğrenildiğinden söz etmenin imkanı bulunmamaktadır.
Bu haliyle, her ne kadar 05/03/2018 tarihinde yapılan başvuru üzerine dava açma süresi içinde dava açılmamış olsa da, ceza yargılamasında davalı idare ajanının kusuru tespit edilerek mahkumiyet kararı verilmesi ve bu kararın da kesinleşmesi ile eylemin idariliğinin kesinleştiğinden söz edilebileceğinden, oluşan bu yeni hukuki duruma binaen 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen başvuru yapılmaksızın açılan davada merciine tevdi kararı verilebilecek olmakla birlikte; uyuşmazlıkta, eylemin idariliğini ve idarenin sorumluluk sebebini ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, ceza yargılamasında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bu nedenle 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca davalı idareye tekrar başvurulmasını gerektirecek yeni bir hukuki durumun oluşmadığı göz önüne alındığında, 05/03/2018 tarihinde yapılan başvurunun reddinden bahisle 07/11/2020 tarihinde açılan işbu tam yargı davasında süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden; İdare Mahkemesince verilen merciine tevdi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.