T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/5991
Karar No : 2023/3224
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER :1-... Konut Yapı Kooperatifi
(Temsilen ... )
2- ... Konut Yapı Kooperatifi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Odası (... Şubesi)
VEKİLİ : Av. ...
DAVACI YANINDA MÜDAHİL : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi, ... , ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... , ... ve ... sayılı parsellere yönelik Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğini gerektiren zorunlu koşulların bulunmadığı, plan değişikliğinin 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının temel planlama ilkeleri, gelişme şeması, plan bütünlüğü ve iç tutarlılığına aykırı olduğu, parçacı gelişmelerin önünün açıldığı, gerekli koşulların sağlanmadığı, temel kurum görüşlerinin planlara aktarılmadığı ve analizlerinin yapılmadığı, gerekçesiz olarak yapı ve nüfus artışı yoluyla orta yoğunluklu yapılaşma kararına uyulmadığı, planın sentez ve eşik sentezi çalışmalarına dayandırılmadığı, planlama nüfusu için gerekli olan sağlık tesisleri alanı planlanmadığı, diğer sosyal ve teknik altyapı alanlarının yeşil alan dışında mevzuat gereği kişi başına ayrılması zorunlu olan miktar ölçüsünde ayrılmadığı, hazırlanan plan açıklama raporunda plan değişikliğinin gerekçelerine yer verilmediği, plan notlarının sistematiğinin kurulmadığı, kurum görüşlerinden gelen önlemlerin yansıtılmadığı, mevzuata uygun olmayan kullanım ve terimler önerildiği, alanın tamamını kapsamayan ve ayrıcalıklı yapı yoğunluğu artışı getiren hükümler getirildiği, inşaat alanın artırıldığı; böylece planda öngörülen yapı yoğunluğundan daha fazla gizli yapı ve nüfus yoğunluğu oluşmasına izin verildiği, bu anlamda özellikle 7, 23, 27, 29 sayılı plan notlarının uygun olmadığı, dava konusu imar planı değişikliğinin kamu yararına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar mevzuatına ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu alanda, bu Çevre Düzeni Planının (ÇDP) belirlediği yerleşme lekesi içerisinde kalması itibariyle bu plana bir aykırılığının olmadığı; ancak 1/25000 ölçekli nazım planın esaslarında belirtildiği gibi ön görülen Özel Proje Bölgesi ve Özel Proje Alanı kapsamında bütüncül olarak ele alınmaması, parsel bazlı parçacı bir planlama yaklaşımı sergilemesi bakımından, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım plan değişikliğinin, 1/100.000 ölçekli en üst kademe ÇDP’nin 4.3.11 sayılı ilkesine uygun düşmediği yolunda görüş belirtildiği, ancak ÇDP yerleşme lekesi içerisinde, meskun (yerleşik) ve planlı alanlar” olarak ifade edilen alanda kalması, 4.3.11 sayılı plan hükmündeki "kentsel yerleşime açılacak alanlar" içerisinde yer almaması karşısında, bilirkişi raporunda ulaşılan bu sonuca itibar edilmediği bu itibarla üst ölçekli olan bu plana aykırı düşen bir yön görülmediği, 1/5000 ölçekli nazım imar planında, "Konut alanlarında E=1.50 ve Yençok=Serbesttir. Planlama alanında nüfus yoğunluğu brüt 192" (s.16) olarak belirtildiği, bu haliyle yoğunluk açısından üst ölçekli planla çelişmediği gibi dava konusu 1/5000 ölçekli nazım planıyla; bu planlama bölgesininde 85.06 hektarlık bir etaba ilişkin olduğu dikkate alındığında, bu yönüyle üst ölçekli bu plana aykırı düşen, çelişen bir yönünün bulunmadığı, dava konusu nazım imar planın, plan yapım süreci, jeolojik ve jeoteknik etüd, dere yatağı, donatı alanları, belediye proje alanı ve arazinin doğal yapısına uygun olmaması yönlerinden hukuka aykırı olduğu, 7, 23, 27, 29 sayılı plan notlarının imar mevzuata aykırı düzenlemeler içermesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu, dava konusu nazım imar planının, plan yapım sürecine ilişkin eksiklik, jeolojik ve jeoteknik etüd raporunun eksik olması, dere yatağına ilişkin hususlara uyulmaması, donatı alanlarındaki eksiklikler, mevzuatta olmayan belediye proje alanının öngörülmesi, arazinin doğal yapısına uygun olmaması ile plan notlarından 7, 23, 27 ve 29 sayılı plan notları hukuka aykırılık taşıması nedeniyle sözü geçen yönlerden hukuka aykırı olduğundan, dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... (... ) Mahallesi, ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... sayılı parsellere yönelik 1/5000 ölçekli nazım imar planında değişiklik yapılmasına dair Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5.maddesinde nazım imar planı "varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan planı," Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin (i) bendinde de "Nazım imar planı: Mevcut ise çevre düzeni planının genel ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, çeşitli kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerine, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan plan," olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Günümüzde plansız ve aşırı kentleşme olgusu sağlıklı kentleşmenin önündeki en ciddi engel olduğundan kentsel gelişmenin yönlendirilmesinde imar planlaması ile yön, şekil ve büyüklükle ilgili belirlemeler yapılması zorunludur. Kentsel planlama sürecinde zorlayıcı, kısıtlayıcı ve yönlendirici kararların tümü birden rol oynar. Çağdaş bir kentin oluşturulması ve yaşatılması için aşırı yapılaşmanın etkisinden korunmuş kent estetiği ve kentleşme kalitesini yükseltici alanların oluşturulması zorunludur.
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
İmar planları, durağan, değişmeyen, statik belgeler değillerdir. İmar planlarının hazırlanmasında planlama alanına dair öngörülen nüfus, toplumsal, iktisadi ve kültürel değişimin, öngörülenden daha hızlı bir biçimde değişmesi mevcut imar planlarının bu değişime koşut olarak yeniden değerlendirilmesi ve değişimin büyüklüğü nispetinde üst ölçekli planlara da bu değişimin yansıtılması gerekmektedir. Bu değişimin imar planlarına yansıtılması bakımından mevzuatta "revizyon imar planı", "ilave imar planı", "imar planı değişikliği" gibi araçlar geliştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, bu düzenlemeler, imar planlarının ihtiyaçları karşılayamadığı ve uygulamasının sorun teşkil ettiği durumlarda başvurulacak yollar olarak gösterilmiştir. Sonuç olarak, üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkeleri, stratejileri ve kararlarına aykırı olmamak, onlarla uyum içinde kalmak koşulu ile, alt ölçekli planlarda değişen koşul ve gereksinimlere yanıt verecek değişikliklere gidilebileceği, planlama sürecinin dinamik yapısının kaçınılmaz bir sonucudur.
Öte yandan, kentleşmenin hızlı bir biçimde gerçekleştiği ve kentsel alandaki yapılaşma baskılarının ciddi oranda arttığı ülkemizde imar planlarının öngörüsünün üzerinde yeni koşulların oluşması halinde belli öngörülere göre hazırlanmış yürürlükteki imar planlarının, üst ölçekten en alt ölçeğe kadar yenilenmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen ölçütlere göre hazırlanan imar planları zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebilir. Yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetimi bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılır. Bu irdelemeden sonra, sadece plan kapsamına alınan belirli bir yerin plan içindeki durumu incelenerek sonuca varılamayacağı, planlanan alanın özel niteliklerinin yanı sıra planın bütünlüğü içinde planlanan yörenin koşulları, taşınmazın bulunduğu bölgenin genel özellikleri, çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkilerinin kapsamlı bir biçimde ele alınarak kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği açıktır.
İmar planlarında değişiklik yapılırken kentsel planlamanın en temel unsurlarından birisi, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine göre alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine ve kararlarına uyumunun gözetilmesidir.
3194 sayılı İmar Kanununda da belirtildiği gibi nazım imar planı gibi üst ölçekli imar planları, alt ölçekli imar planlarına göre daha genel, soyut ve kapsamlı olduğu, temel ilkelerin, stratejilerin ve bunların belirlediği ana planlama kararlarının tespit edildiği belgelerdir. Bu sebeple, üst ölçekli imar planlarında belirlenen parsel fonksiyonlarının konum ve büyüklüklerinin alt ölçeğe aynen aktarılması yerine ölçeğinin gerektirdiği ayrıntıların yer alması tabiidir. Başka bir ifadeyle, planlama alanına yönelik olarak, alt ölçekli planların, üst ölçekli planlarda belirlenen kullanımlardan daha fazla detay içerebileceği planlamanın temel unsurlarından birisi olsa da bu farklılaşmanın ne ölçüde olması gerektiği önem arz etmektedir. Bu çerçevede, üst ölçekli planda belirlenen temel kullanım belirlemesinin alt ölçekli plana aktarılması ve alt ölçekte yer alan kullanımın bu temel kullanım ile çelişmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Üst ölçekli planda belirlenen temel kullanım ile çelişmeyen ancak alt ölçekli planda bu kullanımın gerektirdiği belli diğer kullanımlar da yer alabilecektir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgenin geniş kapsamlı olarak Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı ile planlandığı, sözü edilen planın Uygulamaya Yönelik Çerçeve Plan Koşulları B.1.5. Özel Proje Alanları (ÖPA) "olarak belirlenmiş alanlar içinde ve/veya planlama çalışmasının tespit ettiği ilke ve esaslar uyarınca özel projelendirme çalışmalarının yapılacağı alanları tanımlar. Bu ve benzeri alanların projelendirilmesinde; yapı, doku, mekan, mülkiyet, kazanılmış imar hakları gibi problemlere çözüm getiren fizibilite etütlerinin üretilmesi ve gereğinde kentsel tasarım projelerinin uygulamaya esas proje olarak belirlenmesi ilkesi benimsenecektir. Ancak, kentsel tasarım projelerinin plan bütünlüğü ve kademelenmesi ile uyumlu bir biçimde hazırlanması esastır. Özel proje alanlarında mekansal ve sosyal açıdan oluşabilecek sorunların engellenebilmesi bağlamında karışık kullanımların (mixed use) oluşturulması, konut ve çalışma alanları ile konutu bütünleyen donatı ve açık yeşil alanların bir arada çözümlenebilmesi sağlanacaktır." ifadesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazları da kapsayan bölgede yapılan imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılan dava dosyalarının incelenmesinden ise, Ankara kentinin güneybatı ile güney akslarına doğru büyümekte olduğu uyuşmazlık konusu bölgelerin kentin temel gelişim akslarından biri olarak görüldüğü yoğun bir yapılaşma talebi bulunduğu, ayrıca birçok parsele yönelik yüksek yapı yoğunluğu verilen bölgede yine yüksek yapı yoğunluğuna sahip üniversite, hastane, özel okul, kamu kurum ve kuruluşunun yer aldığı gözetildiğinde imar mevzuatı ve şehircilik ilkeleri ile planlama esasları bağlamında Ankara'nın nüfus ve yapı yoğunluğu yönünden 2023 yılı hedef ve öngörüsüyle hazırlanan ve 16.02.2007 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planından başlamak suretiyle bir revizyona tabi tutulması gerektiği kuşkusuz ise de, süreç içerisinde bu yöntem uygulanmadığı için uyuşmazlık konusu alandaki yoğun yapılaşma baskısının, bazı parsellerin iki katlı villa tipi yapılaşmadan çok katlı sosyal ve teknik altyapı ihtiyacını parsel/ada içerisinde karşılayabilecek bir yapılaşma için artık revizyon değil, bir imar planı değişikliği ihtiyacı doğduğu da anlaşılmaktadır.
Ankara'nın güney batı kesiminde mevcut konut alanlarında site veya korunaklı site biçiminde yapılaşmaya dönük bir değişim talebinin bulunduğu bu tip bir yapılaşma anlayışı ile konut maliyetini artıran imar parseli maliyetinin düşmesine bağlı olarak konut maliyetinin azalmasına ve konut sahipliğinin artmasına neden olunacağı ve bu şekilde kamu yararının artması sağlanabileceği gerekçesiyle imar planı değişikliklerinin yapıldığı ifade edilmiştir.
Burada vurgulanması gereken husus, alanda/bölgede oluşan konut (kooperatif ya da site tipi yapılaşma) hakim kullanım kararı doğrultusunda gerek dava konusu edilmeyerek kesinleşen gerekse yargı kararları sonucunda hukuka uygun bulunan imar planlarına bağlı olarak alanda yapılaşmasını tamamlamak ve yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni almak suretiyle kullanımını sürdüren sitelerin bulunduğu, hakim kullanım kararının bu doğrultuda dönüştüğü hususudur.
Ayrıca çağımızda gelişen ferdi inşaat uygulaması yerine kooperatif/site gibi örgütlenmeye ve etaplamaya dayalı konut üretimine dayalı kentleşme anlayışı içinde site şeklindeki yerleşkelere ağırlık verilmektedir. Planlama alanının içerisinde yol, yeşil alan, spor, rekreasyon gibi sosyal teknik altyapı alanlarının düzenlenmesi, site şeklinde yerleşmelerin doğal bir sonucu olarak görülmelidir.
Bölgede imar planı değişikliklerinin ise; küçük yüz ölçümlü, etki ve yerleşme alanı az olan parsellere yönelik olmayan büyük yüzölçümlü, nüfus öngörüsü fazla, kendi içinde sosyal donatı alanlarını ayıran ayrıca kamuya hizmet edecek sosyal ve teknik altyapı kullanımlarını getiren hatta taşınmaz maliklerinin başka alanda bulunan taşınmazlarını kamuya terk etmek suretiyle yapılaştıkları alanları kapsadığı görülmektedir.
Benzer uyuşmazlıklarda mahkemelerce yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında, uyuşmazlık konusu bölgede çok sayıda ilköğretim, sağlık, lise, park, yeşil alan, cami, belediye hizmet alanı, spor alanı gibi sosyal ve teknik alt yapı alanlarının bulunduğu, dolayısıyla öngörülen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının karşılandığı tespitleri yer almaktadır.
Yukarıda yapılan değerlendirmeler sonucunda, yüksek katlı yoğun konut alanları ile ulaşım maliyetlerinin düşmesi, elektrik iletim hatları, kanalizasyon, ulaşım, doğalgaz, içme suyu hatları gibi altyapı maliyetlerinin azaltılması ve bu şekilde korunması gereken alanlara -tarım, orman, sit alanları vb.- yapılaşma baskısının önlenmesinin sağlanmasının amaçlandığı belirlenmiştir.
Bu itibarla, sağlıklı bir yaşam alanı oluşturulmasının konutun sadece fiziksel özellikleri ve konfor koşullarıyla sınırlı olmadığı, konutun güneş alması ve aydınlık olması ile otopark sorunlarının çözümüne ilişkin karar getirilmesinin önemli olduğu, dolayısıyla toplu yapıların özendirilmesi, yapıların mimarisinin kısıtlanmaması, yapıların rüzgar alması, güneşlenmesi ve havalandırması ile parsel içinde otopark sorunlarının çözümlenmesi ile oluşacak geniş açık alanlarda peyzaj düzenlemesi yapılmasının yanında daha kullanışlı ve ekonomik konut elde edilerek kentsel yaşam kalitesi yükseltilmesine katkı sağlamak amacı ile büyük parsellerin oluşturulmasına ilişkin plan notlarının modern planlama anlayışına uygun olduğu, toplu yapılaşmayı özendirmek ile farklı konut arzı yaratmak, diğer kentsel sorunlara katkı yapmak amacı ile planlama alanında yaşayacak nüfusa konut çeşitliliği sunumuna yönelik yaklaşımın şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, uyuşmazlığa konu ada ve parsellerin etrafındaki mevcut yapı dokusu ile birlikte ele alındığında sosyal ve teknik alt yapı alanlarının birlikte kullanılması bakımından civar mahallelerin yapı yoğunluğu ile sosyal ve teknik donatılarının bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu alanlarda yüksek katlı konut yapılarının da bulunduğu anılan bölgede çok sayıda ada/parselin site tarzında konut alanı olarak sosyal ve teknik altyapı alanlarını ada/parsel içinde ya da civarda yaptığı terklerden karşılanmak üzere planlandığı, yukarıda ayrıntısına yer verilen açıklamalar doğrultusunda dinamik bir sürecin sonucunda oluşturulan imar planlarını değişmeyen statik belgeler olarak kabul etmenin ekonomik, toplumsal ve teknolojik bakımdan hızlı bir değişim içinde bulunan kentlerin yerleşim alanlarının gerçek yapısı ile bağdaşmayacağı gözönünde bulundurulduğunda bölgenin dönüşümüne yönelik olarak gerçekleştirilen imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Her ne kadar çevre şehircilik il müdürlüğünün 2/9/2014 tarihinde onaylanan jeolojik ve jeoteknik etüt raporunun 62,97 hektar alanı kapsadığı oysa planlama alanının 85,06 hektar olduğu ifade edilmiş ise de tarım görüşü alınmayan 12 hektar alanda yapılaşma izni (kamu yararı kararı) sonradan alındığından ve bu alanın ... -... -... sayılı parsellerin bir kısmını kapsadığından ve bu parsellerin diğer kısımlarına ilişkin jeoteknik ve jeolojik etütler yapıldığından bu iddiaya itibar edilmemiştir. DSİ Genel Müdürlüğü 5. Bölge müdürlüğünün ... tarih ... sayılı yazısında alanda yer alan Yukarıkemah deresi için belli önlemler alınması gerektiği ifade edilmiş ancak bu hususun imar planına işlenmediği ifade edilmekte ise de inşaat yapım aşamasında vaziyet planında kuru dere yatağına yapı blokları konulmayabileceği ve bu alanların peyzaj ve rekreasyon olarak kullanılabileceğinden bu iddia da yerinde görülmemiştir. Kaldı ki alan için ayrılması gereken 153.210 m² yeşil alan yerine 204.000 m² yeşil alan ayrıldığı, fazladan ayrılan yeşil alanların kuru dere yatağı olarak tespit edilecek alanlarda kullanılabileceği açıktır.
Bilirkişi raporunda yer alan bazı sosyal ve teknik altyapı alanlarının (sağlık tesis alanı, eğitim tesis alanı vd.) yetersiz olduğu yönündeki iddiaya, planlama alanına yakın bölgelerde bu hizmetlerin sunulduğu, sosyal ve teknik altyapı alanlarının bulunduğundan itibar edilmemiştir.
Dava konusu alandaki parseller 1990 yılında Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından gecekondu önleme projesi kapsamında toplu konut yapılması amacıyla davacı kooperatifin de aralarında bulunduğu kişilere satılmıştır. Bu sebeple bu alanlar özel proje alanı kapsamında bırakılmıştır.
1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında uyuşmazlığa konu parseller özel proje alanı olarak belirlenmiştir. Alanda dava konusu imar planından önce onaylanmış 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları bulunmamaktadır. Bu alan dışında kalan 12 hektarlık alan için kamu yararı kararı alınmış ve planlama alanı 85,06 çıkartılmıştır. Alanda 50.950 m² kamuya bedelsiz olarak terk edilecek alan bulunmaktadır. Ayrıca dava konusu imar planına ilişkin Defterdarlık Milli Emlak Daire Başkanlığı, Ankara 1 numaralı kÜltür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu, Orman Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Milli Savunma Bakanlığı İnşaat Emlak Bölge Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü 4. Bölge Müdürlüğü, BOTAŞ Arazi İnşaat ve Kamulaştırma Daire Başkanlığı, Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden kurum görüşleri ve jeoloji etüt raporu alınmak suretiyle dava konusu imar planı kabul edilmiştir.
Bu durumda, dava konusu Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı yönünden, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu kararda isabet bulunmamaktadır.
Dava konusu imar planının 7, 23, 27, 29 sayılı plan notları yönünden,
Davacının dava dilekçesinde plan notlarına yönelik olarak hukuka aykırılık iddiası bulunması halinde plan notlarına yönelik hukuka aykırılık iddiasının yargı yerlerince incelenebileceği, özellikle plan notlarının iptalinin istenilmediği hallerde bu yönde bir inceleme yapılamayacağı tabidir.
Bu itibarla İdari Dava Dairesince öncelikle bu doğrultuda bir belirleme yapılıp plan notlarının iptalinin istenilip istenilmediği, isteniyor ise hangi plan notunun hangi açılardan hukuka aykırılığı ileri sürüldüğünün tespit edilmesi gerekmektedir.
Plan notlarının iptalinin talep edilmesi halinde ise karar verilirken aşağıda yer verilen hususların gözetilmesi gerekmektedir:
Dava konusu imar planının onaylandığı tarihte yürürlükte bulunan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 2.maddesinde, "Bu Yönetmeliklerde yer alan genel hükümler, tanımlar ve ruhsata ilişkin hükümler, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilemez. Bu Yönetmeliğin ve ilgili idarelerin Kanuna ve diğer mevzuata göre çıkaracakları imar yönetmeliklerinin diğer hükümleri ise uygulama imar planında aksine bir açıklama bulunmadığı takdirde uygulanır." düzenlemesi yer almaktadır.
Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin "Tanımlar" kısmında yer alan 16.maddesinin 4.fıkrasında, Kat Alanı Kat Sayısı (KAKS) (Emsal), "Yapının bütün katlardaki alanları toplamının parsel alanına oranından elde edilen sayıdır. Katlar alanı bodrum kat, asma kat, çekme ve çatı katı ve kapalı çıkmalar dahil kullanılabilen bütün katların ışıklıklar çıktıktan sonraki alanları toplamıdır. Açık çıkmalar, iç yüksekliği 1.80 m.yi aşmayan ve yalnızca tesisatın geçirildiği tesisat galerileri ve katları, ticari amacı olmayan ve yapının kendi ihtiyacı için otopark olarak kullanılan bölüm ve katlar, yangın merdivenleri, asansörler, kalorifer dairesi, kömürlük, sığınak, su deposu ve hidrofor bu alana katılmazlar. Kullanılabilen katlar deyiminden konut, işyeri, eğlenme ve dinlenme yerleri gibi oturmaya, çalışmaya, eğlenmeye ve dinlenmeye ayrılmak üzere yapılan bölümler ile bunlara hizmet veren depo ve benzeri alanlar anlaşılır." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden emsale ilişkin hükümlerin imar planı ile değiştirilmesi hukuken mümkün değildir.
Öte yandan, 03.07.2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp 01.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunmadığı, imar planının onaylandığı tarihte Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin yürürlükte bulunduğu, her ne kadar söz konusu Yönetmeliğin bazı bölümlerinin Danıştay Altıncı Dairesinin 29/06/2016 tarih ve E:2013/6220 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmasına, 25.12.2018 tarih ve E:2013/6220 K:2018/10656 sayılı kararı ile de iptaline karar verilmiş ise de,... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince anılan plan notlarının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki yürürlükte bulunan haliyle Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/04/2023 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X) :Temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.