T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/606
Karar No : 2023/569
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/07/2020 tarih ve E:2017/5741, K:2020/2953 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/07/2020 tarih ve E:2017/5741, K:2020/2953 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin (Daire kararında sehven ... olarak yazılmıştır.) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ihraç kararına gerekçe gösterilen 667 sayılı KHK'nın 23/07/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmasına rağmen 29/10/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Kanun ile kanunlaştığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 128. maddesi uyarınca 30 gün içinde TBMM'de görüşülüp karara bağlanmadığından Anayasa'nın 121/3. maddesinin ihlal edildiği, 667 sayılı KHK'nın yok hükmünde olduğu; Dairece ne resen ne de talep edilmesine rağmen lehine olan delillerin toplanılmadığı; idari işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla mevcut yasal düzenlemelere ve somut bilgi ve belgelere göre tesis edilmesinin zorunlu olduğu, ihraç kararının verildiği ve kesinleştiği tarihlerde hiçbir somut bilgi ve belgenin bulunmadığı; Dairenin 4 yıllık inceleme süresinin makul olmadığı, dosyanın uzun süre sürüncemede bırakılarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; meslekten çıkarma kararında kendisiyle ilgili gerekçe bulunmadığı, 2847 kişinin ismi arasına ismi yazılarak tüm usul ve hukuk kuralları çiğnenerek karar verildiği, savunma hakkı, müdafiiden yararlanma hakkı, delilleri öğrenme, lehe delil toplama ve delil sunma haklarının hiçbirinin tanınmadığı, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği; kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan iltisak ve irtibat suç unsuru ile ihraç kararı verilmesinin kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı olduğu; KHK'lar ile önce yasama organı yerine geçilerek suç ve ceza ihdas edildiği, ardından mahkeme yerine geçilerek meslekten çıkarma ve hak yoksunlukları cezalarının verildiği, bunun Anayasa'nın 15., 38. ve 121.maddeleri ile usul hükümlerine ve evrensel hukuk normlarına aykırı olduğu; delilsiz ve hukuka aykırı şekilde meslekten çıkarma cezası nedeniyle maaşından ve sosyal haklarından mahrum kaldığı, bu durumun Anayasa'nın mülkiyet hakkının düzenlendiği 35.maddesi ile hakimlik teminatını düzenleyen 139/1.maddesine aykırı olduğu; Bylock kullanmadığının Emniyet ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2018 tarihli yazıları ile kesinlikle ispatlandığı; özel yetkili yerleştirme iddiasının varsayımlara dayanan, gerçek dışı, hiçbir dayanağı olmayan iftira niteliğinde olduğu, itibar edilmeyeceği; 2012 yılı teftiş notunun 88 puan verilerek parlatma yapıldığı iddiasının gerçeklikten uzak, kendisine ve emeğine yapılmış saygısızlık olduğu, 23 yıllık fiili hizmet süresinde tüm terfilerinin mümtazen olduğu, 2012 yılı öncesi denetimlerdeki müfettiş notlarının da 80-90 aralığında olduğu; itirafçı sanıkların beyanlarının kin ve husumete, tahmine iftiraya dayandığı, HSK vekilinin hiçbir ayıklama yapmadan HSK özlük dosyasındaki tüm bilgileri aleyhe deliller olarak savunma dilekçesi ekinde sunduğu, doğruluğu araştırılmamış şikayet dilekçelerinin delil olarak kullanılamayacağı; 2011 ve 2012 yıllarının FETÖ'nün HSYK'da en etkin olduğu dönem olduğu, bu tarihlerde 22 yıllık savcı olduğu, görevinde başarılı, çalışkan ve uyumlu olduğu, buna rağmen genel soruşturmaya verilmesinin FETÖ üyesi olmadığına önemli bir delil olduğu; uygulanan tedbirlerin ve verilen kararlarla gösterilen delillerin aşırı orantısız olduğu; somut delil olarak sunulan itirafçı sanıkların beyanlarının, asılsız Bylock kullanma iddiasının meslekten çıkarma kararının çok sonrasına ait deliller olduğu, diğer disiplin incelemesine konu şikayetlerin tamamının 2006 ile 2012 yılları arasında kalan döneme ait, HSK'nın ciddiye almadığı, özlük dosyasında var olan terfilerine ve görevine engel olarak değerlendirilmeyen dilekçeler olduğu, başka delil olmadığı, bunun da meslekten çıkarma kararının tamamen hukuksuz olduğunun hiçbir delile dayandırılmadığının açık göstergesi olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacının ceza yargılamasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin (Daire kararında sehven ... olarak yazılmıştır.) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın Yargıtay (kapatılan) ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bozulduğu, UYAP kayıtlarının incelenmesinden bozma kararı üzerine henüz bir karar verilmediği görülmektedir.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun ispatını sağlayacak delil niteliğinde bulunmayan fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden farklı değerlendirilebileceğinden, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yapılan yargısal denetime ilişkin bu davada, davacının ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekmemektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/07/2020 tarih ve E:2017/5741, K:2020/2953 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.