T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6299
Karar No : 2023/2186
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten; … ve
… adına velayeten …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …
9- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yakınları Zafer Koluman'ın, 10/05/2016 tarihinde, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında gözaltı işlemleri için Emniyet Müdürlüğüne ait zırhlı midibüsle Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesine götürülmekte iken park halindeki bomba yüklü bir aracın patlatılması sonucu hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğradıklarını iddia ettikleri zararlarına karşılık müteveffanın eşi Melek Koluman için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 197.720,14 TL), çocukları … için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 18.364,76 TL), … için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 49.861,74 TL) maddi, her biri için 100.000,00 TL manevi; annesi … için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 42.057,18 TL), babası … için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 32.301,48 TL) maddi, annesi ve babasının her biri için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi; kardeşleri …, …, …, …, …, … için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu olayda davacılar yakının idarenin gözetimi ve denetimi altında olan bir araçla seyir halindeyken idareye tamamen yabancı kişiler tarafından idarenin aracına ve ajanlarına yönelen bombalı saldırı neticesinde hayatını kaybettiğinden maddi ve manevi zararların sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanması gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin kabulü ile dava dilekçesinde talep edilen 25.000,00 TL maddi tazminata idareye başvuru tarihi olan 25/07/2016 tarihinden itibaren, miktar artırımı ile talep edilen kısım olan 315.305,30 TL'ye miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü, kısmen reddi ile müteveffanın eşi için 50.000,00 TL, çocukları için ayrı ayrı 25.000,00 TL, annesi ve babası için ayrı ayrı 20.000,00 TL, kardeşleri için ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, meydana gelen zararın 5233 sayılı Kanunda yer alan ilkelere göre değil genel hükümler kapsamında kusursuz sorumluluk esasları uyarınca idare tarafından karşılanması gerektiği açıklaması ile taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; manevi tazminat miktarının düşük olduğu, manevi tazminat yönünden davalı lehine nispi vekalet ücretinin takdir edilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından; dava konusu olay sebebiyle meydana gelen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gerektiği, manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; davacıların yakını …'ın, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan … sayılı soruşturma kapsamında 10/05/2016 tarihinde diğer şüphelilerle birlikte yakalanarak gözaltına alındığı, davacı da dahil bütün şüphelilerin, kan örnekleri ve parmak izlerinin alınması, fotoğraf işlemlerinin yapılması için hastaneye sevk edilmek üzere TEM Şube Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmakta olan … plaka sayılı zırhlı midibüsle seyir halinde iken Bağlar ilçesi ile Yenişehir ilçesi kesişiminde bulunan Batıkent Kavşağı, Dicle Bulvarı üzerinde yolun sağ tarafında park halinde bulunan bomba yüklü bir aracın kimliği belirsiz kişilerce patlatılması sonucu davacılar yakınının zırhlı araçta bulunan diğer 2 şüpheli ile birlikte hayatını kaybettiği, 1 polis memurunun şehit olduğu, davacılar tarafından, dava konusu olay sebebiyle meydana gelen zararlarının tazmin edilmesi istemiyle davalı idareye genel hükümler kapsamında yapılan 25/07/2016 tarihli başvurunun, davalı İçişleri Bakanlığı tarafından cevap verilmeksizin Diyarbakır Valiliğine havale edildiği, Diyarbakır Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvuruları bulunmadığından yapılacak bir işlem olmadığının belirtmesi üzerine maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
A) Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine dair kısmının incelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.''; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri yer almaktadır.
Anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılar tarafından genel hükümlere göre maddi tazminat isteminde bulunulmuş, Bölge İdare Mahkemesince de davacıların zararlarının 5233 sayılı Kanun'da yer alan ilkelere göre değil genel hükümler kapsamında kusursuz sorumluluk esasları uyarınca idare tarafından karşılanması gerektiği belirtilmişse de, dava konusu olayın bir terör eylemi olduğu, terör eylemi ile ilgili herhangi bir ihbar veya istihbari bilginin olmadığı, dolayısıyla olayın öngörülebilir nitelik arz etmediği, ayrıca şüphelilerin hastaneye sevkinin yeteri kadar polis memuru eşliğinde ve zırhlı araçla gerçekleştirildiği, bu haliyle üzerine düşen yükümlülüğü yerine getiren davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, davacıların söz konusu terör olayına ilişkin maddi tazminat istemlerinin sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu çerçevede, uyuşmazlığa konu olay nedeniyle meydana gelen maddi zarar, 5233 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesine göre hesaplanmalıdır.
Anayasa Mahkemesinin 25/06/2009 tarih ve E:2006/79, K:2009/97 sayılı kararında; "Gösterge ve katsayı rakamlarının her yıl artış göstermesi nedeniyle, son işlem tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamlarının esas alınmasının, tazminat alacaklısının lehine bir uygulama olduğu açıktır." tespit ve gerekçesine yer verilmiş olup, bu husus Dairemiz kararlarında da benimsendiğinden, son işlem olarak İçişleri Bakanlığının zımni ret (23/09/2016) tarihindeki geçerli memur aylık katsayısının esas alınması adil ve hakkaniyete uygun olacaktır.
Buna göre; Mahkemece yapılacak hesapta, İçişleri Bakanlığının zımni ret işlemi (ön karar) tarihindeki memur aylık kat sayısı ile (7000) gösterge rakamının çarpımı sonucunda bulunan miktarın, 50 ile çarpımı sonucu bulunacak maddi tazminatın, 5233 sayılı Kanun'da belirtilen hak sahiplerine (yasal mirasçılarına) davalı idarece ödenmesine, yasal mirasçısı olmayan diğer davacılar yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, genel hükümler çerçevesinde hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin kabulü yolundaki kısmına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
B) Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktdır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının; zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyet ölçüsünü aşmaması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince zararın tazminine karar verilmişse de, yukarıda gerekçesiyle belirtildiği üzere dava konusu olayın terör olayı olduğu dikkate alındığında, bu olay sonucu yaralanan davacının duyduğu elem ve acı nedeniyle oluşan manevi zararının sosyal risk ilkesi gereği tazmini gerekmektedir.
Aynı olay nedeniyle yaşamını yitiren şahısların yakınları tarafından açılan davaların temyizen incelenmesi üzerine Dairemizin E:2019/11569, K:2023/2201 ve E:2019/9517, K:2023/2200 sayılı kararları ile onanan manevi tazminat miktarları dikkate alındığında, somut olayda bahse konu emsal dosyalarda hükmedilen manevi tazminat tutarlarından ayrılmayı gerektiren özel bir durumun da olmadığı anlaşıldığından, İdare Mahkemesince müteveffanın eşi … için hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu; çocukları için ayrı ayrı 25.000,00 TL, annesi ve babası için ayrı ayrı 20.000,00 TL, kardeşleri için ayrı ayrı 5.000,00 TL olarak hükmedilen manevi tazminatın ise düşük olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince, manevi tazminatın amaç ve niteliği ile aynı olayda hükmedilen ve Dairemizce onanarak kesinleşen manevi tazminat tutarları dikkate alınarak olay karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde yeniden manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/04/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.