T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6505
Karar No : 2023/1542
KARŞILIKLI TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVACI : …
VASİSİ : …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçelerde yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Davacı, Manisa Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğünde öğretmen olarak görev yaptığı dönemdeki fiili nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda "Görev sırasında amir veya üstlerine saygısız davranmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-12 maddesi uyarınca "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile tecziye edilmesi gerekmekte ise de geçmiş hizmetlerinin olumlu ve sicillerinin de çok iyi olması sebebiyle aynı Tüzük'ün 15. maddesi uygulanarak "1 günlük aylık kesimi" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; 07/07/2010 tarihinde davacı ile şube müdürünün odasında gerçekleşen konuşmada tarafların birbirlerine yüksek sesle sözler sarfettiğinin, bağrışmaların dışarıdan duyulduğunun tanık ...'nın ifadesinden anlaşıldığı, şahsın odaya girdiğinde davacıyı sinirli ve heyecanlı olarak görmesi ve aceleyle dışarı çıkarmaya ve sakinleştirmeye gerek duymasının taraflar arasında gerginlik yaşandığına işaret ettiği, davacının amirine hangi sözleri sarfettiği tam olarak anlaşılmamakla birlikte amiri konumundaki şube müdürü ile konuşmasında dikkatsiz ve özensiz davranmasının amir-memur ilişkisinde kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacının sübut bulan fiiline uyan 4 ay kısa süreli durdurma cezasında ve bir alt cezanın tatbiki suretiyle netice olarak 1 günlük aylık kesim cezası ile tecziyesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı İdarenin İddiaları: Davanın reddine karar verildiği halde idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davacının İddiaları: Öğretmen olması sebebiyle ses tonunun biraz yüksek olduğu, 25 yıllık meslek hayatı boyunca kimseyle tartışmadığı, herkesle uyumlu çalıştığı, şube müdürünce düzenlenen raporda yer alan ifadelerinin tamamen şube müdürünün beyanlarından ibaret olduğu, raporu kabul etmediği, iddiaları doğrulayacak tanık bulunmadığı, yüksek sesle konuşma durumunun tek taraflı olmayıp karşılıklı olduğu, amirin de memuruna yüksek sesle konuşmaması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN CEVABI :
Davacının Cevabı : Cevap verilmemiştir.
Davalı İdarenin Cevabı : Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu Mahkeme kararının esasının onanması, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile anılan kararın davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 25/10/2016 günlü, E:2016/1208, K:2016/4759 sayılı kararıyla Danıştay Beşinci Dairesine gönderilen, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davacının, Mahkeme kararının esasına yönelik temyiz istemine ilişkin olarak;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, Mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa, Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise, madde ile temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı; uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman, hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince, davanın reddine ilişkin olarak hüküm kurulduğu, ancak davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği; oysa davalı idarenin, davayı vekili aracılığıyla takip ettiği ve süresinde savunma verildiği anlaşıldığından, davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret tarifesinde öngörülen avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, hüküm fıkrasına "kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 550,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" ibaresi eklenmek suretiyle kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ ile … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın esastan ONANMASINA oybirliğiyle,
2. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜ ile anılan kararın, vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA oyçokluğuyla,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Temyiz aşamasında davalı idare tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/03/2023 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde; "1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükmüne yer verilmiştir.
Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonucunu, kapsamını değiştirecek şekilde düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Temyiz istemine konu Mahkeme kararında, davanın reddi yolunda hüküm kurulmasına karşın, vekil ile temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu husus, yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunmayıp; kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" teşkil etmektedir.
Bu sebeple, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla aksi yönde oluşan düzeltilerek onama kararına katılmıyoruz.