T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6625
Karar No : 2023/2277
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN ÖZETİ : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/1334, K:2019/8403 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca davacı tarafından düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, … köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç eden ve köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2008 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle 16/07/2014 tarihinde davacı tarafından yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin kararıyla; 2008 yılından başvuru tarihine kadar geçen döneme ilişkin olarak malvarlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlar açısından, anılan köyün girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, köyde ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiği, konuya ilişkin olarak Mahkemenin E:… sayılı dosyasında yapılan 15/05/2015 tarihli ara kararına istinaden gönderilen Şırnak İl Jandarma Komutanlığının 08/06/2015 günlü yazısı eki tutanakta özetle, Bulmuşlar köyünün 2008 ile 2014 yılları arasında "Askeri Yasak Bölge" olup olmadığı hususunda herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı, Bulmuşlar köyünün stabilize bir yolu ve yakın çevresinde Yağızoymak 5'inci Mot.PTb.K.lığının bulunduğu, köyün arazi yapısının oldukça engebeli olduğu, çevre emniyetini almayı güç kılan bir yapıya (bölücü terör örgütü mensuplarınca kullanılmaya elverişli olan dere yataklarına) sahip olduğu, anılan köye 2014 yılı Haziran ayının sonlarında yerleşen köylüler olduğunu ancak 31 Ağustos 2014 tarihinde dört kişinin bölücü terör örgütü mensuplarınca köyden kaçırıldığı ve bir gün sonra serbest bırakıldıkları, anılan köyde 14/03/2015 tarihinde "Adres Tespiti" yapmak maksadıyla Güçlükonak İlçe J.K.lığı ve Yağızoymak 5'inci Mot.PTb.K.lığının personellerinden oluşan kuvvetle … köyüne gidildiği, ancak köyün doğu istikametinde bulunan tepelerden bölücü terör örgütü mensuplarınca uzun namlulu silahlarla saldırıda bulunulduğu, bu sebepten ötürü köyün güvenlik ve emniyetinin sağlanmasında zorluk çekilebileceğinin görüldüğü, diğer yandan davalı idarece sunulan ve Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığı'nın … tarih ve … sayılı yazısında … köyüne yerleşen vatandaşların bulunduğu belirtildiği, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, … köyünün 2008 yılına kadar terör olayları nedeniyle boş olduğu, bu tarihten itibaren köye yerleşimin başlandığı görülmekle birlikte, halihazırda köyün güvenlik ve emniyetinin sağlanmadığı, bu nedenle daimi ikametgaha elverişli güvenli bir yer olmadığı, anlaşıldığından davacının … köyünde malvarlığının bulunup bulunmadığının araştırılarak eğer var ise 2008 yılından başvuru yaptığı tarihe kadar olan malvarlığına ulaşamama nedeniyle uğradığı zararlarının tazminine karar verilmesi gerekirken, sözkonusu zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu zımnen ret kararının iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, davacının idareye başvurduğu tarihten geriye doğru bir yıllık döneme, bir başka ifadeyle 16/07/2013 tarihinden davacının idareye yapmış olduğu başvuru tarihine kadar olan dönemle sınırlı olarak mahkemece dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilmesi gerekirken, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde öngörülen süre içerisinde idari başvuru yapılmayan 2008-16/07/2013 tarihleri arasındaki dönemi de kapsayacak şekilde dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, bozma kararının hukuk güvenliği, eşitlik, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı ilkelerine aykırı olduğu, hakkaniyete ve içtihat birliğine uygun olmadığı, İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Karar düzeltme isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacıların karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/1334, K:2019/8403 sayılı kararı kaldırılarak, davalı idarenin temyiz istemi yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Şırnak ili, Güçlükonak ilçesi, … köyünde ikamet etmekte iken terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda kaldığını iddia eden davacının, malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı ilk başvurusu üzerine 2005 yılına kadarki zararlarının karşılanma aşamasında olduğu, davacı tarafından 16/07/2014 tarihinde yapılan başvuru ile köyün hala boş olduğu ve devam eden zararlarının bulunduğu ileri sürülerek 2008 yılı ve sonrası için zararlarının karşılanması istenilmiş, davalı idare tarafından başvuruya cevap verilmemesi üzerine zımnen ret kararının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (d) bendinde; terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar, Kanunun kapsamı dışında tutulmuş, aynı Kanunun "Başvurunun süresi, şekli, incelenmesi ve sonuçlandırılması" başlıklı 6. maddesinde; "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiş, 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına, ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece ödeneceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir. " denilmektedir.
Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır.
Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından, mal varlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı ilk başvurusu üzerine 2005 yılına kadarki zararlarının karşılanma aşamasında olduğu, davalı idareye yapılan 16/07/2014 tarihli başvuru ile köyün hala boş olduğu ve devam eden zararlarının bulunduğu ileri sürülerek 2008 yılı ve sonrası için zararlarının da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmininin istenildiği; dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacının mal varlığına ulaşamama durumunun başvuru tarihi itibarıyla devam ettiği, diğer bir ifadeyle davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesine yönelik müdahalenin kesintiye uğramadığı, dolayısıyla davacının talep ettiği zararın devam eden / süregelen zarar olduğu dikkate alındığında; söz konusu zararının tazminine yönelik başvurusunun süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararında soncu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin istem halinde iadesine,
4. Dosyanın Mardin İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/04/2023 tarihinde, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.