T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/6742
Karar No : 2023/2909
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnş. Hafr. Gıda Kuyum. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. Filiz Öz - Aynı yerde
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerini ihlal ettiği gerekçesiyle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/(r) maddesi hükmü uyarınca 216.591,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların bu atıkların üretilmesinden önce ilgili belediyeye/mahallin en büyük mülki amirine başvurarak gerekli izinleri almakla yükümlü oldukları, izin alma konusunda herhangi bir faaliyet, kişi veya kuruma muafiyet tanınmadığı, hafriyat dökümünün, bir kamu hizmetinin yerine getirilmesi amacıyla imzalanan ve çevreyi kirletme sonucunu doğurmayan bir proje kapsamında olması durumunda da, yetkili belediyesinden gerekli izinlerin alınması zorunluluğu bulunduğu, izinsiz olarak davacıya ait araçla hafriyat dökümü yapıldığı hususunun hiçbir şüpheye yol açmayacak şekilde somut olarak ortaya konulması karşısında bu yönüyle belirlenen fiil kapsamında para cezası uygulanmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hafriyat alanında faaliyet gösterdiğini, Kuzey Marmara Otoyolu yapımı kapsamında dava dışı yüklenici firmanın hafriyat işlerinin yürütülmesi sırasında Karayolları Genel Müdürlüğünün denetim ve gözetiminde gösterilen alana nebati bitki toprağı dökülmesi sırasında durumun davalı idarece fotoğraf çekmek suretiyle tespit edilerek dava konusu işlemin tesis edildiğini, dökümün yapıldığı taşınmazın … Genel Müdürlüğü 1.Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle döküm alanı olarak belirlendiğini, söz konusu taşınmaz üzerinde bitki yetiştirilebilmesi için ihtiyaç duyulan toprağın anılan izin uyarınca taşınmaza döküldüğünü, hafriyat değil toprak döküldüğünün idare tarafından çekilen fotoğraflardan da anlaşıldığını, izinsiz döküm yapılmasının söz konusu olmadığını ileri sürmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 17/07/2019 tarihinde yapılan kontrolde davacı firmaya ait kamyonla izinli döküm alanı niteliğinde olmayan taşınmaza hafriyat döküldüğünün tespit edildiği, kamyon sürücüsünün izin belgesi ibraz edemediği ve tespit tutanağını imzalamaktan imtina ettiği bunun üzerine çevre denetim tespit tutanağı düzenlendiği, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak idarelerinden döküm izni alınmadığı, tespit tutanağı ekindeki fotoğraflardan dökülen malzemenin hafriyat nitelikli olduğunun açıkça görüldüğü, mevzuatta kirliliğe sebebiyet verilmesi açısından hafriyat ya da nebati toprak ayrımına gidilmeyerek kirliliğin oluşmasının ceza uygulanması yönünden yeterli görüldüğü, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerini ihlal ettiği gerekçesiyle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/(r) maddesi hükmü uyarınca 216.591,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin …Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun ''Tanımlar'' başlıklı 2. maddesinde; ''Atık" herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde olarak tanımlanmış, ''Kirletme yasağı'' başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; ''Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.''hükmüne, ''İdari nitelikli para cezaları'' başlıklı 20. maddesinin ''r'' bendinde; ''Bu Kanunda ve yönetmeliklerde öngörülen usûl ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı olarak atık toplayan, taşıyan, geçici ve ara depolama yapan, geri kazanan, geri dönüşüm sağlayan, tekrar kullanan veya bertaraf edenlere 24.000 Türk Lirası, ithal edenlere 60.000 Türk Lirası idari para cezası verilir.'' hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; "Bu maddenin (ı) bendinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentleri ile (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir" hükmüne yer verilmiştir.
Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 8. maddesinde; İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyelerinin, büyük şehirlerde büyükşehir belediyelerinin, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyelerinin, hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla; hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle; belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptal etmekle, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle yükümlü oldukları, 13. maddesinde; hafriyat toprağı ile inşaat yıkıntı atıklarının üretici ve taşıyanları tarafından belediyelerin veya mahallin en büyük mülki amirinin gösterdiği ve izin verdiği geri kazanım ve depolama tesisleri dışında, denizlere, göllere, akarsulara veya herhangi bir yere dökülmesi ve dolgu yapılmasının yasak olduğu, faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların bu atıkların üretilmesinden önce ilgili belediyeye/ mahallin en büyük mülki amirlerine başvurarak gerekli izinleri almak, atıklarını bu yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslara göre bu mercilerin göstereceği geri kazanım/depolama sahasına taşınmasını sağlamakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; özel veya resmi tüm kurum ve kuruluşların faaliyetleri sonucu ortaya çıkan hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarını büyükşehir belediyelerinin gösterdiği ve izin verdiği yerler dışına dökmelerinin yasaklandığı ve bu yöndeki bir faaliyet için gerekli izin ve belgelerin Büyükşehir Belediyesinden alınması yükümlülüğünün olduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, 2872 sayılı Çevre Kanununun ihlal edilip edilmediği ve ilgilisine idari para cezası verilip verilmeyeceği değerlendirmesi yapılırken, söz konusu faaliyetin bir kamu hizmetinin yerine getirilmesine yönelik olup olmadığının ve çevreyi kirletme sonucunu doğurup doğurmadığının bu faaliyetle sınırlı olarak dikkate alınması gerekmektedir.
Hafriyat dökümünün, idari para cezasına konu fiilin tespit edildiği tarihten önce olmak şartıyla; bir kamu hizmetinin yerini getirilmesi amacıyla imzalanan ve çevreyi kirletme sonucunu doğurmayan bir sözleşme (yol yapım ihalesi neticesinde imzalanan sözleşme gibi) kapsamında olması durumunda, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümleri ihlal edilerek hafriyat döküldüğünden bahsedilmesine olanak bulunmamaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idare görevlileri tarafından yapılan denetimde İstanbul İli, Çatalca İlçesi, ..., … mevkii… parsel sayılı taşınmaza davacı firma adına kayıtlı kamyonla hafriyat toprağı ve inşaat atığı döküldüğünün tespit edilerek 17/07/2019 tarihli Çevre Denetim ve Tespit Tutanağının düzenlendiği, söz konusu tutanağa dayanılarak davacıya para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, öte yandan davacı tarafından taşınmaza izinsiz hafriyat dökülmesinin söz konusu olmadığının, Kuzey Marmara Otoyolu yapımı kapsamında yüklenici firma olduğunu iddia ettiği … Otoyol İnşaatı Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi isimli firmanın hafriyat işlerinin yürütülmesi kapsamında … Genel Müdürlüğünün denetim ve gözetiminde gösterilen alana nebati bitki toprağı dökülmesinden ibaret fiili nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiğinin ileri sürülerek anılan dava dışı firma adına düzenlenmiş Çatalca Nakkaş Bölgesine davacıya ait araçla Nebati Toprak taşındığını gösterir … tarih ve … sayılı sevk irsaliyesinin sunulduğu, diğer taraftan dava dilekçesi ekinde sunulan … Genel Müdürlüğü 1.Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla, davacıya ait kamyonla hafriyat döküldüğü iddia edilen taşınmazın da aralarında bulunduğu, otoyolun sağında bulunan ve otoyol çalışmalarından çıkan kazı fazlası malzemenin depolanması nedeniyle tarım arazisi niteliği bozulan taşınmazlar üzerine dışarıdan getirilecek nebati toprağın görevli firma tarafından serilerek yeniden tarım arazisine dönüştürüleceğinin … Büyükşehir Belediyesine bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, davalı idareye hitaben yazılmış …ı Genel Müdürlüğü 1.Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı, … tarih ve … sayılı sevk irsaliyesi ve davacının Kuzey Marmara Otoyolu yapımı kapsamında yüklenici firma olduğunu iddia ettiği firmanın hafriyat işlerinin yürütülmesi kapsamında para cezasına konusu fiili gerçekleştirdiğine dair beyanları da dikkate alınmak suretiyle hafriyatın yol yapım işi kapsamında, yol yapım işi için belirlenen alanlara ve yol yapım işi sözleşmesinde belirtilen iş süresi içerisinde dökülüp dökülmediği hususları araştırılarak, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği hükümleri uyarınca davacıya verilen para cezasının hukuka uygunluğunun incelenmesi suretiyle işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/03/2018 tarihli, E:2015/2117, K:2018/710 sayılı kararı ile 01/03/2018 tarihli, E:2015/1828, K:2018/711 sayılı kararı da bu yönde olup, 2872 sayılı Çevre Kanunun ihlal edilip edilmediği değerlendirmesi yapılırken, idari para cezasına konu eylemin, bir kamu hizmetinin yerine getirilmesine yönelik olup olmadığının ve çevreyi kirletme sonucu doğurup doğurmadığının, bu eylemle sınırlı olarak dikkate alınması gerektiğine karar verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/03/2023 tarihinde, kesin olarak, esasta ve gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idare görevlileri tarafından yapılan denetimde İstanbul İli, Çatalca İlçesi, ..., … mevkii, … parsel sayılı taşınmaza davacı firma adına kayıtlı kamyonla hafriyat toprağı ve inşaat atığı döküldüğünün tespit edilerek 17/07/2019 tarihli Çevre Denetim ve Tespit Tutanağının düzenlendiği, söz konusu tutanağa dayanılarak davacıya para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir. Dava konusu işleme dayanak yapılan tutanakta, davalı idarenin izin verdiği alanlar kapsamında yer almayan söz konusu alana hafriyat toprağı ve inşaat atıklarının döküldüğü belirtilmekte ve tutanak ekinde yer alan fotoğraflardan da alana hafriyat döküldüğü anlaşılmaktadır.
Kararda yer verilen Yönetmelik hükümlerine göre; faaliyetleri sonucu hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının üretimine/taşınmasına/depolanmasına neden olacak özel veya resmi kişi, kurum ve kuruluşların, bu atıkların üretilmesinden/taşınmasından depolanmasından önce ilgili belediyeye/mahallin en büyük mülki amirine başvurarak gerekli izinleri almakla yükümlü oldukları görülmektedir. Davacı tarafından, gerek dava konusu işleme sebep olan fiilin tespit edilmesi esnasında, gerekse açılmış olan dava dilekçesi ekinde, izni vermeye yetkili makam olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından dökümün yapıldığı yere ve hafriyat kaynaklı malzeme taşınmasına ilişkin izin alındığına dair bir bilgi, belge ibraz edilmemiştir.
Bu durumda; hakkında herhangi bir döküm izni olmayan alana izinsiz olarak dökülen hafriyat nedeniyle verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
GEREKÇEDE KARŞI OY (XX):
Davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerini ihlal ettiği gerekçesiyle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/(r) maddesi hükmü uyarınca 216.591,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı Çevre Koruma Müdürlüğü'nün 16/09/2019 tarih ve 3841/125397 sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Anayasamızın 6. maddesinde; hiç bir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı, 127. maddesinde ise; mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkilerinin, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 12. maddesi; bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Türkiye Çevre Ajansına, Emniyet Genel Müdürlüğüne, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına devredilir, hükmünü, 24. maddesi; bu Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarını verme yetkisi Bakanlığa aittir. Bu yetki, 12. maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından da kullanılır, hükmünü içermektedir.
Bu bağlamda, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılan "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları Yetki Devri" konulu ve 2008/06 sayılı Genelge ile; çevre denetim birimlerini kuran İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Adapazarı Büyükşehir Belediyesi, hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme ile 2872 sayılı Çevre Kanununun “İdari Nitelikteki Cezalar” başlıklı 20. maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkilendirilmiştir.
Bu Genelgeye göre yetki devri yapılan belediyeler;
i) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetleme,
ii) 2872 sayılı Çevre Kanununun "İdari Nitelikteki Cezalar" başlıklı 20 nci maddesinde belirtilen hükümler kapsamında idari yaptırım kararı verme konularında yetkili olmuşlardır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3/b maddesinde belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı şeklinde tanımlanırken, 34/e maddesinde "Kanunlarda öngörülen cezaları vermek" belediye encümeninin görevleri arasında sayılmış, anılan Kanun'un 38. maddesinin (h) ve (p) bentlerinde de "Meclis ve encümen kararlarını uygulamak", "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" görev ve yetkilerinin belediye başkanına ait olduğu ifade edilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 18. maddesinde, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri tek tek sayılmış olup, sözkonusu maddede "kanunlarda öngörülen cezaları vermek" büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri arasında belirtilmemiştir. Aynı Kanun'un 28. maddesinde ise, "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır. " hükmüne yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "İdarî yaptırım kararı verme yetkisi" başlıklı 22. maddesinde; "1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir, 2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Kamu idaresinin hızlı çalışabilmesi ve çeşitli sebeplere binaen Kanun'da yetkili kılınan makam tarfından başka bir makama yetkinin devredilmesi gerekli olabilir. Yetkinin bizzat yetkili makamca kullanılması esasına bir istisna olarak ifade edilen "yetki devri" müessesi, yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup, doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki ögesinin nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Bu kriterlere uyulmadan yapılan yetki devri hukuki bakımdan geçerli sayılmayacak ve dolayısıyla bu yetki devrine dayanılarak tesis edilen idari işlemleri de geçersiz hâle getirebilecektir.
Yetki devrinin, ancak Kanunun açıkca izin vermesi halinde ve yine açıkça izin verdiği konular hakkında yapılabileceği ilgili yasalarda ve yargı içtihatlarında kabul edilmektedir. İmza yetkisinin devrinde ise, yetkili makam yetkili olduğu işlemlerden bir kısmının imzalanması yetkisini, astlarına devretmekte, imza yetkisini devralan kişi de, vekaleten görevlendirmeden farklı olarak, imza yetkisini devreden amirin görevi başında olduğu zamanlarda da bu yetkiyi kullanmaktadır. Ancak imza yetkisinin devrinde, yetki devrinden farklı olarak karar alma yetkisi imza yetkisini devreden makamda kalmaktadır.
Belediye başkanlarının da ancak yasal olarak münhasıran belediye başkanının imzalayacağı işlemler dışında olmak üzere kendilerinin imzalayacakları diğer işlemlerle sınırlı olarak imza yetkilerini devredebilecekleri şüphesizdir. Ancak belediye encümenine ait bir yetkinin belediye başkanı tarafından imza devri usulü ile devredilemeyeceği de tabidir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden; kanunlarda öngörülen para cezalarını vermekle görevli karar organının belediye encümeni, kurumun karar organlarınca alınan kararları uygulamakla görevli yürütme organının ise belediye başkanı olduğu, 5393 sayılı Kanuna göre belediye başkanlarının diğer kanunlarla belediyelere verilen ancak meclis yahut encümen kararını gerektirmeyen yetkileri kullanabileceği, öte yandan; gerek 2872 sayılı Kanun gerek 2008/06 sayılı yetki devri genelgesinde "Belediye Başkanlıkları" ibaresi kullanılmaktaysa da, yetki devri için kurulması gereken "Çevre Denetim Birimlerinin" başkanlık makamına değil, belediye tüzel kişiliğine ait bir birim olduğu düşünüldüğünde bu ibarenin belediye tüzel kişiliğini ifade eden temsil makamının isminin kullanılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
Keza 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 22. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan, sırasıyla "Kabahat dolayısıyla idari yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idari kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir." ve "Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir." hükümleri dikkate alındığında, "ilgili kanun" ibaresiyle yetki devri yapılabilecek kurum ve kuruluşların teşkilat kanunlarının kastedildiği, bu bağlamda; Belediye teşkilatını düzenleyen 5393 sayılı Kanun'un 34/e maddesiyle belediyenin vereceği cezalara ilişkin karar alma görevinin açıkça belediye encümenlerine bırakılması nedeniyle, 5326 sayılı Kanun'un 22/2. maddesinde Belediye Başkanının ceza verebilmesine yönelik yetki yönünden öngörülen şartın oluşmadığı, dolayısıyla 2872 sayılı Kanun uyarınca verilecek cezalar konusundaki yetkinin yürütme organı olan belediye başkanı tarafından kullanılamayacağı açıktır.
Olayda ise, dava konusu idari para cezasının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı tarafından verildiği görülmektedir.
Bu durumda; yetkili Belediye Encümeni yerine Genel Sekreter Yardımcısı tarafından tesis edilen dava konusu işlemde, yetki yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.